Yazının hemen başında şu noktanın altını çizelim. Ahirette insanlara neden iktidar olmadın diye sormayacaklar. Ne kadar insan oldun diye soracaklar. Muhterem Recai Kutan Beyefendi, nezakette ve zarafette zirvedeydi, hep zirvede kaldı. Parti liderliği yaptığı dönemde de beyefendilik vasfını klasik siyasetçi davranışlarına kurban etmedi.
Genelde siyasetçiler soyadları ile anılırlar. Fakat Sayın Kutan, beyefendiyi kişiliğinin bir yansıması olarak yarım asırdır başkent Ankara’da “Recai Bey” olarak hüsnü kabul gördü.
Dün akşam bir eş dost sohbetinde bir arkadaşım, 12 Eylül darbesinden sonra 15 Ekim 1980 de Milli Selamet Partisi (MSP) yöneticisi olarak gözaltına alınan Recai Kutan’ın, 9,5 ay süren hapis hayatında en büyük destekçisinin hanımı Mebrure Kutan Hanımefendi olduğundan söz etti. Yıllar evvel bir dergide, Recai Kutan’ın cezaevi günlerinde eşi Mebrure Hanım’a yazdığı mektuplardan birini okuduğunda çok etkilendiğini anlattı. Kutan çiftinin aşkı, sevgisi, birbirine olan bağlılıklarının mektuba aksettiğini ve klasik bir mektup olmanın ötesinde edebi yönü güçlü, ders niteliğinde metin olduğunu anlattı.
Recai Bey’in yakın dostu olan komşum, Mebrure Kutan Hanımefendi’nin insani meziyetlerini anlattı bol bol. Recai Bey’in genel başkanlığı döneminde Türkiye’yi 2 defa baştanbaşa dolaştığını anlattı. Temiz girdiği siyasette kirlenmeden uzun yıllar siyaset sahnesinde kalmayı başardığından söz etti.
Eve döndüğümde hemen mektubu bulmak için çaba sarf ettim ama bulamadım. Bugün niyetim onlardan birini paylaşmaktı sizlerle. Fakat sağolsunlar, Cihan Haber Ajansı’ndaki arkadaşlar bu mektuplardan birine ait birkaç paragrafa Mebrure Hanım’ın vefatı ile ilgili servis ettikleri habere eklemişler. Ajanstaki arkadaşları kutluyorum. Ölüm ilanlarından ve haberlerinden bile birşeyler anlatmak lazım topluma. Biz ki, herbiri birer kitabe gibi olan mezartaşlarına sahip olan bir milletin ahfadı değil miyiz? Sadece dirisi değil, ölüsü bile birşeyler söyler bu kültürün mensupları geride kalanlara...
Recai Kutan Beyefendi'nin cezaevi günlerinde eşi Mebrure Hanım’a yazdığı mektuptan bazı satırlar şöyle:
"Gevşemek, demoralize olmak yok. 'Bu hadiseler Cenab-ı Hakkın bir takdiridir. Bu itibarla bunları büyük bir tevekkül, metanet ve sabır içersinde karşılamalıyız. Onun için Mebrure Hanım, öyle gevşemek, demoralize olup, canı sakılıp yatağa girmek yok. Önce sıhhatine, kılık kıyafetine itina etmeli, çocuklarına örnek olmalısın.' 'Hervele' yapmanı istiyorum 'Elhamdülillah çocuklarımızın utanacakları, boyunlarını eğecekleri hiçbir fiilim de yok. Onun için kendinizi salıp koyvermeyin. Kâbe tavaf edilirken Peygamberimizin emri gereğince 'hervele' yapılır. Yanı canlı ve çalımlı yürünür. Sizden özellikle Mebrure Hanım senden de 'hervele' yapmanı istiyorum.' Saadet içinde yaşayacağız, 'Evet Sevgili Mebrure Hanım. Bu kadar gevezelikler senin içindi. Hani TRT'deki yarışmalardan önce, moral hocası, yarışmacıların moralini yükseltir, heyecanlarını da yatıştırır ya. İşte senin de moral hocan sana diyor ki, Allah'ın izniyle kaya gibi olacaksınız. Başınız dik, kendinden emin, kocasına yapılandan sen gururlu. Utanacak ezilecek birisi varsa onlar başkaları. Elhamdülillah yaşımız genç, sıhhatimiz yerinde. Rabbim lütfederse biz bir süre sonra gene bir arada, gene huzur ve saadet içinde yaşamaya devam edeceğiz."
Mektuptan bazı satırlar böyle...
Keşke mektubun tamamını da görebilsek. Keşke diğer mektupları da okuyabilsek. Okusak ve kendimize gelsek...
Şu kısacık mektubun içinde iman var, aşk var, Allah’tan başka kimseye boyun eğmeme var, hayırhah eş var, müşfik baba var, umut var, dik durmak var, asalet var, espri var...
Şu kısacık mektubun içinde umutsuzluk yok, yılma yok, kendini salma yok, düşmanı sevindirme yok, Allah’tan gayrısına boyun eğme yok...
Mektup her yönüyle, sütun gibi dik bir iman abidesinin elinden çıkma...
Sağolasın Recai Bey... Sağlık içinde uzun yaşayasın inş.
Öbür yakada eşiniz ve sevdiklerinizle beraber, gerçek dostlarla birarada olmanız dileğiyle.
Mebrure Hanım fatiha bekler...
Bekletmeyin lütfen...
Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber 7
www.osmanozsoy.com.tr






































Ünal TANIK
Mehmet ACET
Prof. Nevzat TARHAN
Yaşar İLİKSİZ
Mehmet Ali BULUT
Ayhan KISKAÇ
Resul KURT
Mehtap KAYAOĞLU
Feride'nin Günlüğü
Salih ÖZDERYA
Faruk BAKAÇ
Ahmet GEMİCİ









Ahmet KEKEÇ
Zülfü Livaneli
Nuh GÖNÜLTAŞ
Ekrem DUMANLI
Sami KOHEN
Şeref OĞUZ
Atılgan BAYAR
İsmet Berkan
Abdullah Muradoğlu
Ayşenur KAHVECİ
Engin SEZEN
Mahir ZEYNALOV
Ahmet ÖZGÜNDOĞAN
Ahmet İNCE
Zehra YAVUZ