Kavaf: Kadının temsil düzeyi henüz yetersiz
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinin üzerinden 75 yıl geçmesine ve hiçbir hukuki engeli bulunmamasına rağmen, kadınların siyasi karar organlarındaki temsil düzeyinin, henüz arzu edilen noktada bulunmadığını belirtti.
Bakan Kavaf, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 75. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, 5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara verilen bu hakkın, ''Türk kadını için vatandaş konumuna geçişin, toplumda eşit statüde kabul edilmenin'' dönüm noktası olduğunu kaydetti.
Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı kazandığı tarihlerde Avrupa, Amerika ve Asya'daki birçok ülkede kadınların bu haktan mahrum olduklarını anımsatan Kavaf, o dönemdeki dünya ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türk kadınına 1934 yılında seçme ve seçilme hakkı verilmesinin, kadın hakları açısından oldukça ileri bir kazanım olduğunu belirtti.
Kavaf, Türk kadınına verilen seçme ve seçilme hakkının ''Türkiye Cumhuriyeti'nin modern dünyada hak ettiği yeri alma kararlılığının bir göstergesi'' olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
''Kurtuluş Savaşı'nda fiilen savaşan, cephelere yiyecek ve cephane taşıyan, esir düşen, şehit veren Makbule Efelere, Nene Hatunlara siyaset alanında da var olma imkanı veren bu haklar, Büyük Atatürk'ün 'Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın' fikrinin bir ürünüdür.
Seçme ve seçilme hakkını erkeklerle eşit biçimde dünyada en erken elde eden Türk kadınının, aradan 75 yıl geçmesine ve hiçbir hukuki engeli bulunmamasına rağmen, siyasi karar organlarındaki temsil düzeyi, henüz arzu edilen noktada değildir. Son genel seçimler, gelecekte kadınların siyasi yaşama katılımlarının artması açısından umut vericidir. Siyasal hayattaki bu tezahürüne karşın kadınlar, çok çeşitli alanlarda ve mesleklerde yüksek oranlarda temsil edilmektedir. Üniversitelerde kadın öğretim elemanı oranı yüzde 41,6'dır. Toplam profesörler içinde kadın oranı yüzde 27,8'e ulaşmıştır. Mimarların yüzde 38'si, avukatların ise yüzde 36,8'i kadındır.
Türkiye'nin kalkınması, kadın-erkek her bireyin demokratik haklarını kullanması ve yönetime katılmasıyla mümkündür. Hiç şüphe yok ki kadın ve erkeğin hayatın her alanına eşit katılımı, karar alma süreçlerinde eşit temsilleri çağdaş demokrasinin bir gereğidir. Kadınlara karşı ayrımcılıkla mücadelede ve kadının insan hakları konusunda ileri adımların ve önemli gelişmelerin yaşandığı ülkemizde çağdaş ve demokratik ilkeler hayata geçirilmeye başlanmıştır.''
-''KADIN-ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK SÜREÇ BAŞLADI''-
Bakan Kavaf, Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve İş Kanunu gibi temel yasalarda reform niteliğinde düzenlemeler yapıldığını ifade ederek, bu düzenlemelerle toplumsal hayatta kadın-erkek fırsat eşitliğini güçlendirecek sürecin başladığını vurguladı.
''İnanıyorum ki bundan sonraki süreçte kadınlarımızı hem toplumsal hayatın her alanında hem de siyasal hayatta hak ettikleri yerde göreceğiz'' diyen Kavaf, şöyle devam etti:
''Kadınların siyasi karar organlarındaki temsil düzeyi arttıkça siyasetin dili değişecek, kadın inceliği ve nezaketi sert söylemleri yumuşatacaktır. Siyaset rekabete açık ve sert bir alandır. Burada kadınların da siyasete gerçekten talip olmaları, mücadeleyi göze almaları ve bu hakkın kendilerine sunulmasını beklememeleri gerekmektedir. Kadınların temsil oranının artmasında talepkar olmak ve mücadeleyi göze almak belirleyici olacaktır.
Türk kadınları olarak bize sunulan seçme ve seçilme hakkının değerinin bilincindeyiz. Büyük Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için eşit katılım ve eşit temsil hedefine toplumun tüm kesimlerince verilecek ortak mücadele sonucunda ulaşabileceğimiz gerçeğinden hareketle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Kadınlarımızın hayatın her alanında daha aktif rol üstlenmelerini, siyasete katılmalarını teşvik etmeye, bu doğrultuda gerekli bütün adımları atmaya bundan sonra da devam edeceğiz.''