İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Müdürlüğü’nün kültür ve irfan dolu bir programına katıldım. Katılımcıların irfan ve düşünce dünyasına yaptığı katkılar kadar günümüzde örnekleri azalan bir vefa anlayışını sergilemesi yönüyle her türlü takdiri hak eden bir programdı.
Prof.Dr. Hayrettin Karaman hocamızın akademisyenlikteki 50 yılı kutlanıyordu. Daha önce bir çok değerli aydınımızın konuk edildiğini ve bu programların seri olarak devam edeceğini Kültür A.Ş Genel Müdürü Nevzat Bayhan'ın konuşmasından öğrendim. Bu konudaki acizane takdir duygularım bir kat daha artmış oldu.
Nevzat Bayhan açılış konuşmasını yaparken Prof.Dr. Hayrettin Karaman'ı " Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir" cümleleri ile anlatıyordu. Program sırasında aileden üç kuşak İmam Hatip' liyi tanımış olduk. Bunlardan biri dede Hayrettin Karaman,diğeri oğul Prof. Dr. İhsan Karaman, üçüncüsü ise torun Muhammed Tahir idi. Program sonunda bence katılımcılardan hepsi emin oldu ki bu üç insanında himmeti milletidir. Bu insanların milletine hizmetten başka gayesi olamaz. Bu insanlardan etraflarına ancak irfan ve insanlık yayılır.
Birinci kuşak İmam Hatip' li olan Hayrettin Karaman hoca programda doğumundan itibaren tanıtılmış oldu. 1934 yılında doğan, babası Erzurumlu, annesi Ahıska Türk' ü bu insanın hayatı diğer irfan erleri gibi çile ve zorluklarla yoğrulmuştu. Kerpiç bir kulubede dünya evine girmiş, sabahlara kadar kitap okumuş ama azim ve sebatla ilim tahsilinden, talebe yetiştirmekten hiç geri durmamıştı.
Gülümseyen yüzünde bence çileli bir hayatın izleri var. Yetiştirdiği talebeler ve güzide evlatları her seviyede milletine hizmet etmeye devam etmektedir. Dolayısıyla Hayrettin Karaman hocamızın hayır ve hasenat defteri hep açık kalacak diye düşünüyorum. İlk İmam Hatip’ lilerden olan hocamızın hayatının aynı zamanda İmam Hatip Okullarının serencamını yansıttığını Okutulacak kitap olmadığı dönemde arkadaşları ile oturup kitap yazdıkları anlatıldı. İşte bu azim ve hizmet aşkı ile Hayrettin Karaman Hoca İmam Hatip ruhunun oluşmasında katkısı olan, bu mefkurenin temsilcilerindendir.
Ahmet Taşgetiren; “Medyada Hayrettin Karaman hoca” başlığında hocamızın duruşunu medyada olması gereken 3 temel özellik ile özetliyordu. Kendisi görüş beyan ettiği konularda araştırma sonucu elde edilmiş "doğru bilgi" ye sahiptir. Bunu " doğru bir uslup " la paylaşmaktadır. Doğru bildiklerini ifade için gerekli "cesarete" sahiptir.
Karaman ailesinin ikinci kuşak İmam Hatip'lisi lisede aynı okulu, üniversitede aynı sınıfı paylaştığım Prof. Dr İhsan Karaman'dır. Tıp fakültesini birincilikle bitiren İhsan Karaman, arkadaşları tarafından yıllıkta "h" değil "n" diye tanımlanmıştır. Oda babası gibi herşeyden önce daha doğrusu ihsandan önce iyi bir “insan”, örnek bir İmam Hatip’lidir . Sonra başarılı bir üroloji hocasıdır. Babasının kendilerine " ne olursanız olun ama mutlaka branşınızda eğitici olun,yani talebe yetiştirin" diye tavsiyede bulunduğunu anlattı.
Mesleğinde bir taraftan hoca olarak hizmet etmekte, bir taraftan sadece Türkiye’nin değil Afrika dahil birçok ülkenin muhtaçlarına el uzatan bir derneğin başında yer almaktadır.
Ailenin üçüncü kuşak İmam Hatip' lisi, torun Muhammed Tahir'i kısa konuşması sonunda pek ayrıntılı tanıyamadık. Ama onunda dudaklarından insanlık,fazilet ve hizmet aşkı, her halinden insanlık damlıyordu.
Lise tahsilini imam hatip okulunda , milletine dair güzel hülyalarla geçirmiş br imam hatip' li olarak kendi kendime hicran ve inkisar ile soruyorum " Bu imam- hatiplilerden kim, ne zarar görmüştür " münferid olaylar dışında teröre bulaşmış, milletine zarar vermiş bir imam hatip'li var mıdır? Siyasette ve bürokraside, millet ve vatan sevgisi ile yetişmiş bu neslin yaptığı hizmetleri, bakışı ideolojik önyargılarla bulanmamış her temiz vicdan takdir etmez mi ?.
Katsayı uygulamasını kaldıran YÖK kararı imam hatip liler için çıkarıldı diye iddia ediliyor. Birçok meslek liseli bu ideolojik önyargı yüzünden mağdur ediliyor. Bence hem imam hatip liler, hem de meslek liselilerin genel lise müfredatına ek olarak bir mesleğe ait ek dersler aldı diye gelecekleri ipotek altına alınmamalıdır.
Torna bölümünü okuyan çalışkan bir genç, teknisyen kalmaya mecbur olmamalı, konusunda mühendis olabilmeli veya kendisinde sonradan fark ettiği ilgiler doğrultusunda daha faydalı olabileceği başka bir branşa geçebilmelidir. Hayatının başında, ömrü boyunca icra edeceği mesleği seçme konusunda gençlerimize daha toleranslı olmanın kime ne zararı olabilir ?
İmam hatip'ler Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı ile kurulan ve denetlenen okullar olup bu okullarda genel lise derslerinin yanında dini bilgiler veren dersler okutulmaktadır. Hemen hemen tamamı milletimizin teveccühü ile bizzat kendi himmetleri ile kurulmuştur. Üniversite sınavına doğru gidilirken hukuki yönü tamamlanarak bu katsayı problemi acilen çözülmelidir.
Saim ŞENDİL / Haber 7
saimsendil@yahoo.com