Arınç: O kağıttaki adres benim! VİDEO

Arınç: O kağıttaki adres benim! VİDEO

24 Aralık 2009 12:36 - 28 Yorum - 18,441 Okunma

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç kendisine suikast yapılacağı iddialarıyla ilgili olarak açıklama yaptı. Kendisine verilen bilgi doğrultusunda konuşan Arınç şunları söyledi...

VİDEO İÇİN TIKLAYIN


Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) yönetim kurulu üyeleri ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

Beşiktaş'taki Ihlamur Kasrı'nda, basın mensuplarının kısa bir süre görüntü almasına izin verilen toplantı yaklaşık iki saat sürdü.

Arınç, yaptığı açıklamada, toplantıya TVYD Başkanı Hidayet Karaca ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra bazı sektör temsilcileri, RTÜK Başkanı Davut Dursun, TRT Genel Müdür Yardımcısı Zeynel Koç ve ilgili kişilerin katıldığını söyledi.

Bunun bir iade-i ziyaret olduğunu ifade eden Arınç, bakanlığa geldikten sonra kendisini ziyaret eden ilk kurumlardan birinin Televizyon Yayıncıları Derneği olduğunu anımsattı. 

Toplantıda ağırlıklı olarak sektörün sorunlarını ve yakında TBMM'ye sevk edilecek olan RTÜK Yasa Tasarısını görüştüklerini anlatan Arınç, şunları kaydetti:

''1994 yılından beri yürürlükte olan RTÜK Yasası'nı tümüyle değiştiren bir taslak hazırladık. Bu konuyu ilgili kuruluşlar bazında karşılıklı görüşerek hazırladık. Televizyon Yayıncıları Derneğinin de bu konuda çok olumlu katkıları oldu. Bakanlar Kuruluna sevk etmeden önce son şeklini tekrar derneğimizle görüşerek son gelişmeleri de beraberce kararlaştırdık. Önemli, faydalı bir görüşme oldu.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara Emniyet Müdürünün kendisine verdiği bir iki bilginin dışında ne bir belge gördüğünü, ne bir kamera kaydı izlediğini, ne de savcılığın elinde olan aramalarda elde edilmiş belgeler üzerinde bilgi sahibi olduğunu belirterek, ''Bunu bütün samimiyetimle ve namusumla teyit ederek söylüyorum ki, savcının ve hakimin işine karışacak bir yapıda değilim'' dedi.


Emniyetin yaptığı operasyonda ilk tespitleri takiben elde edilen bilgi ve bulgulara, savcılık tarafından el konulduğu ve bir adli tahkikat süreci başladığı için bu konuda konuşmamaya gayret ettiğini ifade eden Arınç, adli tahkikat başladıktan sonra tahkikatın seyrini etkileyecek bir davranışta bulunulmaması gerektiğini vurguladı. Arınç, bir hukukçu ve siyasetçi olarak bu konuya dikkat ettiğini kaydetti.

Olayla ilgili gazetelerde pek çok şeyler yazıldığını, kendisinin de bir iki gazeteci ile ''geçmiş olsun''  telefonlarında aksettirilen bilgileri kısaca paylaştığını anlatan Arınç, Genelkurmay Başkanlığının da bu konu üzerinden üç-beş gün geçtikten sonra olayla ilgili bir bildiri yayımladığını ve kamuoyunu bilgilendirdiğini anımsattı.

KENDİSİNE ULAŞAN BİLGİLERİ PAYLAŞTI

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, basın mensuplarına kendisine ulaşan bilgileri şöyle anlattı:

''Şimdi artık bu konuda sadece bana intikal eden bir kaç bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Hafta sonu cuma, cumartesi ve pazar günleri Manisa ve İzmir'de programlarım vardı. Cumartesi akşamı konutumdaki polislerden birisinin aramasıyla olan biteni kısaca ondan öğrendim. Sonra Ankara Emniyet Müdürü aradı ve bana bilgi vermek istedi. Ben 'Etraflı bilgiyi Ankara'ya döndüğümde verirsiniz, Pazartesi sizinle görüşürüm' dedim. Cumartesi ve pazar bütün programlarımı devam ettirdim. Sabah döndüğümde Ankara Emniyet Müdürünü davet ettim. Emniyet açısından benim bilmem gereken bir kaç konuyu söyledi, sonra savcılık ve adli tahkikatın devam ettiğini söyledi. Ben ondan aldığım bir kaç bilgiyi Bakanlar Kurulundaki arkadaşlarımla paylaştım ve daha sonra da hiçbir yerde bu konu üzerinde görüşmem olmadı. Açıkça şunu söyleyeyim. Emniyet Müdürünün bana verdiği bir iki bilginin dışında -ki onları söyleyeceğim, ne bir belgeyi görmüşlüğüm vardır, ne bir kamera kaydını izlemişliğim vardır, ne savcılığın elinde olan aramalarda elde edilmiş belgeler üzerinde bilgim vardır. Bunu bütün samimiyetimle ve namusumla teyit ederek söylüyorum ki savcının ve hakimin işine karışacak bir yapıda değilim.

Emniyet Müdürünün anlattığına göre olay şöyle cereyan etmiş. Sanıyorum Cumartesi günü saat 14.30 sıralarında emniyetin telefonuna bir ihbar yapılmış. Bu ihbarda iki sivil aracın benim konutumun civarında sürekli dolaştığı, içindeki şahısların bir eylemde bulunabilecekleri ve bu konuda bir tertibat alınması istenmiş. Tabii emniyete bu tür ihbarlar zaman zaman geliyordur ama olayı önemli bulmuşlar. İsmim geçiyor olunca terörle mücadele ekipleri binanın yakınında bu araçları aramaya başlamış. Bir tanesini benim sokağımdan daha geniş olan bir üst sokakta park etmiş durumda görmüşler ve beklemeye başlamışlar. 'Nasıl olsa gelecekler ve araçla ilgilenecekler' diye... Daha sonra bir araçla iki kişi gelmiş ve bu araca yöneldikleri sırada polis duruma hakim olmuş. İlk konuşmalarında kendilerinin subay olduğunu ifade etmişler. Sonra zapta isimleri geçmiş. İsimlerini verecek durumda değilim. Birinin albay, birinin binbaşı olduğu emniyetin saptamasıyla tespit edilmiş. Tam hatırlamıyorum ama araçlardan birisinin Genelkurmay Başkanlığı veya Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait olduğu, bir diğerinin de bir rent a car firmasından kiralanmış araç olduğunu tespit etmişler.

Kişiler asker olunca savcıya haber verilmiş, savcı da 'Merkez Komutanlığından görevlilerin gelmesi gerekir' diye düşünmüş ve oradan sanıyorum bir albay, yarbay bir kaç kişi daha gelmişler. Onlar da araçların başında bu işlerin başında bulunmuşlar. Yani usul ve hukuk bakımından bir eksiği olmamış.

Sanıyorum en çok tartışma konusu olan şey, bizim evimizin bir kağıda yazılı olarak ellerine geçmesi. Bunlardan birisi araçların başındayken su içmek istemiş. Bir pet şişe getirilmiş, pet şişenin kapağını açmış, fark ettirmeden yere mi düşürmüş, cebine mi sokmuş, bir hareketlilik görmüşler ve sonra 'Elini çıkart ve onu ver' denilmiş. O da alelacele elinden çıkardığını ağzına götürmek ve su içmek isterken, bana söylenen bu, polisler tarafından eli tutulmuş ve elindeki kağıt alınmış. Bu kağıtta da bizim sokağımızın numarası ve apartmanımızın ismi yazılıymış. Bunlar üst arama tutanağında dercedilmiş. Araçların içinde arama yapılmış. Bilebildiğim kadarıyla kanunsuz sayılabilecek, dikkat çekilebilecek bir nesne bulunamamış. Sonra götürülmüşler mi, yoksa direkt evlere mi gidilmiş. Lojmanlarında arama yapılmış. Lojman aramalarında hem askeri, hem sivil savcı hazır bulunmuş. Sanıyorum, 1 civarında başlayıp, 5'te bitirmişler. Sonra da ne buldularsa savcılığa teslim etmişler ve emniyetin işi bitmiş. Bu safhadan sonrasını bir gram dahi olsa bilme imkanım yok. Bunlar bir şekilde basın tarafından da istihbarat edinilmiş ki, gazetelerde yazılıp, çizilmeye başlandı.''

''SERBEST BIRAKMAK, BIRAKMAMAK ADLİYENİN İŞİDİR''

Arınç, ''Başkalarının da isimleri çıkmış, krokileri çıkmış, defterler, kitaplar alınmış'' şeklinde haberler bulunduğunu, ancak bunları bilmediğini ifade ederek, ''Bu incelemeler sırasında ele geçirilen ve incelemeyle içinde birtakım tespitler yapılan şey varsa onu ancak savcılık biliyordur. Benim doğrusu fazla bilgim yok'' dedi.

''Burada bana ait olan ne olabilir?'' diye düşündüğünü anlatan Arınç, şöyle konuştu:

''Evimizin yakınında araçlar, plaka numaralarıyla beraber ihbarda söylenen araçlar... Kişiler, askeri kişiler... Seferberlik bilmem ne başkanlığında çalışıyor görünüyor, ama Özel Kuvvetler Komutanlığına giriş belgeleri olduğu ifade edilmiş ve ilk üst aramasında da bir tanesinin bir dergi adına sarı basın kartı taşıdığına ilişkin bir kart veya kartvizit varmış. Şimdi olay budur. Daha sonra bu kişilerin serbest bırakıldığı vesaire olabilir. Yani bu adliyenin işidir, serbest bırakmak, bırakmamak... Bu konularla fazla ilgili değiliz.''

GENELKURMAY AÇIKLAMASI

Arınç, Genelkurmay Başkanlığının dün yaptığı açıklamaya da değinerek, şöyle devam etti:

''Genelkurmay Başkanlığının açıklamasında da görebildiğim kadarıyla iki kişinin yakalandığı veya tespit edildiği doğrulanıyor. Bu kişilerin asker olduğu doğrulanıyor. Dünkü bildiride araçlar konusunda bir şey hatırlamıyorum. Bu kağıt parçasıyla ilgili de böyle bir iddia var ama araştırılıyor deniliyor.

Herkesin en çok merak ettiği şey, neden burada bir gözetleme yapılıyor? Onu da kendilerine göre açıklamış. 'Bu bir istihbarat amaçlı bir çalışmadır ama Bülent Arınç'a yönelik değildir. Silahlı Kuvvetlerden dışarıya bilgi sızdıran bir kişinin takibi sırasında bu iş olmuştur' şeklinde. Bütün bu açıklamalar basında da televizyonlarda da farklı şekilde yorumlandı. Ben bu yorumlara girmeyeceğim.''



Bir gazetecinin, ''Bu olayın, yakalanan kişilere yönelik yargısız infaz olduğu açıklamalarını nasıl yorumladığını'' sorması üzerine Arınç, her türlü yorumun yapılabileceğini, bir başkasının da başka türlü yorumlayabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

''Ben size burada yorum yapmayacağım. Size bire bir duyduğum, bire bir işittiğim ve sadece belli bir açıdan, yani en azından emniyetle ilgili olarak, emniyet müdürü hata yapmamıştır. Bana yönelik bir olayla ilgili olarak emniyet açısından yaptıkları çalışmayı anlatmıştır. Teşekkür ediyorum. Emniyetimizin görevini iyi yapan bütün personelini candan kutluyorum. Her türlü ihbar en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Çünkü, burada karşılaştığımız olaydan çok daha kötüleri bir başkasının başına gelebilir. Bu bakımdan her şeyi göze alarak emniyetin çaba göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Genelkurmay, neden dört gün beklemiştir, beş gün beklemiştir, zamanında mı yapmıştır, değil midir, tatmin edici midir? Farklı bir şey. Bunları herkes düşünebilir ama ben bir siyasetçi olarak Silahlı Kuvvetlerin bu açıklamasına karşı herhangi bir yorum getirmek istemiyorum. ''

Arınç, ''Bu olayla ilgili şahsen suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz?'' sorusuna da ''Henüz bu safhada değilim'' yanıtını verdi.

''TSK bu olayla ilgili yazılı bir açıklama yaptı, bu açıklamayı nasıl okudunuz?'' sorusuna Arınç, ''Yakın gözlüğümle'' şeklinde espriyle yanıt verdi. Sorunun tekrarlanması üzerine de Arınç, ''Yorum yok'' dedi.

Arınç, ''Konuyu MGK'ya götürecek misiniz?'' sorusunu yanıtlerken dün bu konuda böyle bir haber çıktığını, ancak kendisinin böyle bir şey söylemediğini aktaran Arınç, şunları kaydetti:

''Sorulan şuydu, (askerlerle görüştünüz mü, görüşmediniz mi?) Hayır, görüşmediğimi burada söylediğim gibi orada da ifade ettim. Konuşulması gereken bir konu varsa, yani Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili görünüyorsa, bunun yeri de bellidir. Zaten Pazartesi günü de bu konuda MGK toplantısı yapılacaktır demiştim ama doğrudan bana yönelik olduğunu düşündüğüm veya bildiğim böyle bir konuyla olarak MGK'da özel bir görüşme yapacağım ya da bu konuyu gündeme getireceğim demedim. Arada sanıyorum bir nüans farkı var. 'Tevil yollu ikrarı' sabah bir gazeteci arkadaşıma yaptım. Yıllarca cezada hukukçu avukat olarak bulundum. Bir insana bir şey söylendiği zaman, bir suç isnat edildiği zaman, 'evet, ben bu işi yaptım' derse, bu ikrardır. Yani kabul etmektir. 'Ben bu işi yapmadım' derse rettir, inkardır. 'Ben bu işi yaptım ama başka türlü yaptım, başka amaçla yaptım' derse bu tevil yollu ikrardır.''


-''OMURGASIZ HAREKET ETMEYİ MESLEK EDİNMİŞ İNSANLAR''-


Arınç, ''Muhalefetten yapılan açıklamalarda bu iddialar biraz hafife alındı'' diyen bir gazeteciye de ''Utanma, utanma söyle. Mizah konusu yaptılar. Bir tanesi (safsata) dedi'' şeklinde müdahale etti.

Arınç, ''AK Parti bu suikast iddiasıyla kendi derin devletini oluşturuyor şeklinde iddia var'' diyerek yorumunu soran gazeteciye şöyle yanıt verdi:

''Dilin kemiği yok. Bir defa bunların bir siyasetçi ağzından çıkmasından utanç duyuyorum. Bir geçmiş olsun dileğinde bile bulunmadan, meseleyi sulandırarak, meseleyi mizah konusu yapmaya çalışarak bu siyasetçiler ne yapmak istiyor, anlamakta zorluk çekiyorum. Bu, mizah konusu bir olay değildir ama hayatları tamamen mizaha bağlı insanlardan başka türlü bir davranış da beklenemez.

Siyasette hiç düz çizgisi olmamış, omurgasız hareket etmeyi meslek edinmiş insanlar, bu tür olay karşısında da söyleyecekleri budur. Maalesef, 'bu iş safsatadır' diyen bir milletvekili var. Bu milletvekilinin tek görevi var, genel başkanının talimatıyla Silivri'deki 'Ergenekon' duruşmalarını takip etmek. 'Ergenekon' duruşmalarını takip etmekten vakit bulduğunda meclise gelen bir insan, böylesine ciddi bir olay karşısında 'safsata' kelimesini yüzü kızarmadan kullanabiliyor. Çok garip bir şeydir.

Bir başkası Türkiye'de dürüstlüğün timsali haline getirilmeye çalışılırken, son olaylar sebebiyle üzerindeki makyajların tamamınını kaybetmiştir. O da 'bu tamamen bir mizahtır' diyor. Bir başkası başka şey söylüyor.

Hele hele bir genel başkan, açıkça söylemedi ama basına yansıyan haberler doğruysa, meseleye Berlusconi sendromuyla bakıyor. Bu, Türkiye'de hem muhalefetin, hem siyasetin önemli ağızlar konuştuğu zaman ne hale geldiğini gösteriyor. Hiçbir sendrom içinde değiliz. Bu tür olayları bir senaryo haline getirmenin ne kadar rezil ve ahlaksız bir iş olduğuna da inananlardan birisiyiz. Ama bu tür olaylar, ister küçük olsun, ister büyük olsun Türkiye'de yaşanıyor, yaşanabilir. Bu konuda iddialar varsa, meseleye ciddiyet açısından bakmaları gerekirken, maalesef sadece kendi boyları kadar meseleye bakıp, bunun ötesinde insanları küçültmeye çalışmak belki bu olayda çok daha vahimdir.''

Olaydan sonra korumalarının artırılıp artırılmadığı sorulan Arınç, bir polis memurunun daha görevlendirildiğini söyledi.

Arınç, tedirgin olup olmadığını soran bir gazeteciye de ''Bir şey hissediyor musun bende?'' diye karşılık verdi.

Ailesinin tedirgin olup olmadığı sorusuna ''Ailemde oldu. Zaten bu işlerin birinci amacı aileleri tedirgin etmektir'' yanıtını veren Arınç, basın mensuplarına ''Hayırlısı olsun. Çok teşekkürler İstanbul'un güzel basını. Hepinize Allaha ısmarladık'' diye veda ederek, açıklamalarını bitirdi.

Kaynak: AA

  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 132 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 72 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 78 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 62 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 44 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • TÜM YORUMLARI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN!
  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 92.699 %-0.65
  • DOLAR: 1.8425 %0.00
  • EURO: 2.3065 %-0.60
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
3:37 5:31 13:08 17:04 20:33 22:17

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim