13 Ocak 2010 12:14
- 4 Yorum
- 3,621 Okunma
Rustavelli caddesinde aheste adımlarla yürürken gördüklerim bana yine farklı bir kültürün bir taraftan zenginliğini, diğer taraftan karmaşıklığını anlatıyor sanki...
Bütün çırpınışlarına rağmen bir türlü bastıramayan kara kış, ocak ayının bu ilk haftasında kararsızlık içinde karşılıyor beni buralarda.
Şehir tıpkı saçları ağarmış beli bükülmüş son demlerini yaşayan bir ihtiyarı andırıyor. Yıkık dökük binalar, taşları yerlerinden fırlamış uzaklara kaçmak isteyen kaldırımlar...
Bir tarafta kilisede mum yakıp dua eden kalabalıklar, diğer tarafta daha haftası dolmayan yeni yıl kutlamaları için dikilen ve henüz kaldırılmayan süslü Noel ağaçlarının gölgesinde yüksek sesli müzik eşliğinde eğlenen gençlik...
Rustavelli caddesinin bir köşesinde soluklanırken ayni zamanda bu iki farklı kareyi anlamlandırmaya çalışıyorum kendimce.
Köhne ve yıkık dökük binaların arasındaki kaldırımlardan yürürken bir anda ahşap bir kafe ilişiyor gözüme... Biraz da üşümüşlüğün refleksiyle olsa gerek, bir anda kendimi bu kafenin içine atıyorum. Kafede beni, yılların gülümsemesini eskitemediği her halinden belli olan bir nine karşılıyor.
O küçük ama kulübeyi andıran tıklım tıklım kafesinde konuklarına sıcak sıcak haçapuri pişirip ikram ediyor bir bardak çay ya da kahvenin eşliğinde. Daha önce adını birçok kez duyduğum fakat tatma fırsatımın olmadığı haçapuriyi tatma mutluluğuna erişiyorum sonunda.
Tiflis’in en merkezi ve ünlü caddesinin ismi Rustavelli. Bu cadde üzerindeki yürüyüşüm sırasında merkezi bir noktadaki ilan panosunda İngilizce olarak yazan, ‘Dış siyasetimizdeki önceliğimiz, NATO’ya entegre olmaktır.’ şeklindeki yazı dikkatimi çekti. NATO’nun kuruluş nedeni ve Gürcistan-Rusya ilişkilerini düşününce bu politika daha bir anlam kazanıyor gözümde.
Tiflis’in önemli bir caddesinin ismi George Bush
Yine merkezi bir noktada, merhum Haydar Aliyev’in anısına inşa edilmiş bir anıt görüyorum. Gürcistan’da özellikle ticarette etkili bir Türk Azerisi nüfusu var.
Gürcistan 5 milyon civarında nüfusuyla ve yok denecek kadar az doğal kaynağıyla fakir bir ülke. Bağımsızlık sonrası diğer ülkelerle karşılaştırınca, en az yatırım yapan ülkelerden bir tanesi Gürcistan.
Eski SSCB ülkeleriyle iş yapan ya da bir şekilde oraları bilen herkesin anlayacağı üzere; muhasebe sisteminde kolaylaştırma gideri olan ve daha açık ifadesiyle ‘rüşvet’, hemen hemen birçok alanda çok yaygındır. Gerek Tiflis seyahatimden aldığım izlenim, gerekse de görüşmelerimde öğrendiğime göre; Gürcistan’da rüşvetle ciddi manada mücadele edilmiş ve büyük oranda başarıya ulaşılmış. Tek başına bu gelişme bile, Gürcistan’ın geleceği ile ilgili pozitif düşüncelere sahip olmama yetiyor.
Bulunduğum bütün diğer Orta Asya ve Kafkas Cumhuriyetleri ile karşılaştırınca Gürcistan, hem Türk pasaportlarına vize uygulamamak, hem de polis kaydı istememesiyle en rahat ülke olarak öne çıkıyor.
Gürcistan’da benim gördüğüm, Türklere ve Türkiye’ye karşı ciddi bir önyargı yok.
Burada da Türk okulları revaçta
Ziyaret edememekle birlikte, Tiflis’te bulunan bir Türk Üniversitesi olduğunu duydum. Yani bir anlamda Tiflis-Bitlis hikâyesi kısmen de olsa gerçekleşmiş durumda.
3 günlük Tiflis seyahatim göz açıp kapamadan geçti ve Duşanbe’ye gitmek üzere THY ile İstanbul aktarmalı olarak yollardayım.
Tiflis’ten İstanbul’a uçarken iniş esnasında THY’nin aylık ‘Skylife’ dergisinde Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi başkanı Hamdi Topçu’nun ‘Hoş geldiniz’ adlı makalesini okuyorum.
Hamdi Topçu, 2003 yılında görevi devraldıklarında THY’nin yıllık yolcu sayısının 10 milyon olduğunu ve bu sayıyı bugün 26 milyona çıkardıklarını belirtiyor. Makalenin tam da bu kısmını okurken yapılan anonsta, aktarma yapacak yolcular için kapı numaraları anons ediliyor. Uzak doğudan, Orta Asya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya birçok ülkeden yolcular THY’yi aktarma yapmak için kullanıyor.
Ben Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik konum itibariyle dünya üzerinde en önemli noktalardan birisine sahip olduğunu düşünmüşümdür hep. Makalede okuduklarımla THY’nin bu alanda hızla gelişme kaydettiğini görüyorum. 2023 hedefi var THY’nin. Bu hedefte amaç, 2023 yılında THY olarak dünya üzerinde ipi göğüslemek. Bence 2023 bile çok uzak bir tarih. O hedefe çok daha öncesinde ulaşmamız lazım. Bu potansiyel bizde var. Yeter ki inanalım...
Ahmet İNCE / BAE / Haber 7
ahmetcec@hotmail.com