Cumhurbaşkanı Gül, Twitter'da tweet attı
Süper Lig'de yeni sezon kuralları
50 TL'ye yaz alışverişinizi bitirin!
Erzurum'da kar sürprizi
Saatte 1 milyon dolar kazanıyor! 14 Ocak 2010 06:14 - 2 Yorum - 3,817 Okunma
Kim bilir belki hayatın kendisi aslında hep yeni baştan ritim tutan mahur bir bestedir.
Bir ikindi sessizliğinde derinlerde bir yerlerden gelen mahur saz semaisinin nağmelerine kaptırmışken kendimi, musikinin insanı rahatlatan etkisi bir yana ‘mahur beste’ kelimesinin ironik çağrışımları arasında dolaştım durdum.
‘Mahur beste’ deyince elbette ilk akla gelen hala da zevkle dinlenen Ahmet Kaya şarkısıdır, benim dinlediğim saz semaisi değil.
Bilindiği gibi hüznün en içli anlatımı gibi olan o şarkının sözlerini Atilla İlhan, 1972 de 12 Mart Muhtırası sonrası ‘kahır günleri’ olarak ifade ettiği günlerde, asılarak idam edilen Deniz Gezmiş’ler için yazmış, Ahmet Kaya’da onların anısına bestelemiştir.
Ama gelin görün ki, o şarkıyı her duyduğunda etkilenerek dinleyenlerin birçoğu bu ayrıntıyı ve şarkıda şairinin birlikte ağladığı müjganın kadın ismi değil de kirpik anlamına geldiğini bilmeden dinler ve hüzünlenir. Neticede şarkı, askeri darbe mağdurları için yakılmış bir ağıttır ve hep birlikte ‘ah’ edilir.
Merak ediyorum, Attila ilhan’ın şiirinde ki o mahur beste, bu gün benim dinlediğim Refik Talat Alpman’ın saz semaisi miydi, yoksa Kemani Tatyos Efendi’nin ki mi?
Konuyla ilgili bir diğer ironik mesele de; Atilla İlhan’ı müjganla birlikte her çaldığında ağlattığından mıdır, yoksa ‘mahur’ kelimesindeki ritim ve ahenkten midir bilinmez, nedense bize çağrıştırdığı içli bir hüzündür. Oysa Türk müziğinin asırlardır sevilerek dinlenebilen, en eski makamı olan mahur, neşeli, şuh ve ferahlık veren bir makamıdır.
Her ne kadar kendi içinde böyle insanı gülümseten ironiler içerse de buraya kadar her şey normal ve olağandır, anlaşılmaz olan o darbe mağdurlarının bu gün nasıl birden bire darbe severler haline geldiğidir. Çok değil daha 2008 de, partisinin bir grup toplantısında idam edilenleri ‘darağacında üç fidan’ güzellemeleri yaparak, 36 yıl sonra anmayı görev bilen Deniz Baykal, bu gün ergenekonun avukatlığını; yani yıllardır sür git birinin şokundan çıkmadan diğerinin şokuna girdiğimiz faili meçhullerin, asit kuyularının silah depolarının savunmasını üstlenebilmektedir
Ama işte derler ki, kulağını bir tarafa kabarttı mı insan diğer tarafı duymazmış Ne tarafa başınızı çevirseniz, her zaman olduğu gibi, bu halin en güzel örnekleri ısrarla yaşanıyor ve bildiğimiz o ki yaşanmaya devam edip gidecek
Bu kadar ‘mahur beste’ dedikten sonra edebiyatseverlerin çok iyi bildiği Ahmet Hamdi Tanpınar’ın aynı adlı eserinden bahsetmemek olmaz. Mahur makamında bestesi olan, Eyyübi Bekir Ağa’ya ithaf edilen roman, Neşati’nin: "Gittin emma ki kodun hasret ile canı bile / İstemem sensiz geçen sohbet-i yâranı bile" beyitine atfen yazılmış, tarihi önemi olan bir eserdir. Zor ve dramatik hallerin romanı olarak tarif edilen bu kitabı bir yerlerden bulup tekrar okumanın beklide tam zamanı
Romanı yazıldı, bestesi yapıldı, yaşanan olaylara bakınca, şimdi senfonisi yapılıyor desek nerdeyse yeridir. Sanki hep ‘mahur beste’ çalıyor sessizce derinlerde bir yerde Ya da ‘derin’ mahur bestenin yankıları kulaklarımıza yeni geliyor. Okudukça dinledikçe, ayrıntılarına vakıf oldukça hayretten hayrete düştüğümüz.
Şimdi siz isterseniz, romanında ve şarkıda çağrıştırdığı gibi onu içli bir hüzün bestesi olarak dinleyin, isterseniz aslında olduğu gibi neşenin ümidin ferahlık verecek yeni bir başlangıcın müziği olarak dinleyin. Kim bilir belki hayatın kendisi aslında hep yeni baştan ritim tutan mahur bir bestedir.
Sizi bilmem ama ben gidişiyle "Gittin emma ki kodun hasret ile canı bile/İstemem sensiz geçen sohbet-i yâranı bile" şiirini bana ezberleten müsteşarım, mutemedim sevgili bir dostumun her halü kârda dilinden düşürmediği ‘ümidim var’ tekerlemesini tekrar ediyorum.
Hem biz kendi içimizde çalan mahur bestenin akordunu sağlam tutalım. Dışımızda gelişen olayların karanlığında bunalmaktansa, içimizin ışığı ile etrafımızı aydınlatalım. Ya da yeni baştan bir mahur beste de biz yapalım. Bu eser Attilla İlhan’ın ki gibi darbe mağdurlarına bir ağıt değil de, yeni güzel gerçekten demokrat aydınlık Türkiye için bir umut olsun.
Bu zor zamanların, netice de gözleri yaşlı şehit analarına ve eşlerine, insanlık hakları bir şekilde hep ihlal edilmiş mağdur olanlara iyi güzel ferah günler getirmesini ümit ediyorum.
Handan Özduygu - Haber 7
handanozduygu@gmail.com
ETİKETLER
Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 132 kişi beğendi.
Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..
+ Bu Yorumu Beğen09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 72 kişi beğendi.
yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.
+ Bu Yorumu BeğenNeden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 78 kişi beğendi.
Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 62 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 44 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen
GAZETE MANŞETLERİ
| İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
| 3:37 | 5:31 | 13:08 | 17:04 | 20:33 | 22:17 |
Ekrem Kızıltaş Sizce hangisi daha vahim?
Hasan Öztürk Bülbülün dili başı belası
Fatih Bayhan Taşı toprağı devlettir Ankara’nın!
Prof. Dr. Ata Atun Türk Hava İhlalleri
Erkam Tufan Aytav Psikolojik harekâtın hedefi: Cemaat
Arif Altunbaş Askeri okullar da demokratikleştirilmeli
Hacer Aydın Miras (eşit)tir!
Meryem Aybike Sinan Said Nursi, Türkçe Olimpiyatlarına nasıl bakardı?
Ayşegül Yıldırım Kara Umre Notları 11 / Hacerü’l-Esved Nöbeti