Cafcaf: Darbecilerle uğraşan tek mizah dergisiyiz
Mizah dergisi Cafcaf'ın yayın yönetmeni Asım Gültekin, Ergenekon ve darbecilere karşı duran tek mizah dergisi olduklarını söyledi. Gültekin, Türk aydınının 150 yıldır halkını sattığını mizahçıların da onlara eşlik ettiğini savundu.
"Hukuksuz girişimlere karşı 'Kardeşim yanlış yapıyorsunuz' diyecek, onları tiye alacak başka mizahçı yok mu? diye isyan edesiniz geliyor' diyen Gültekin, Türk aydınının 150 yıldır halkını sattığını mizahçıların da onlara eşlik ettiğini belirtti.
Yayını hayatının 3 yılını geriden bırakan Cafcaf, son kapağında 'Balyoz Operasyonu Güvenlik Planı'nı kapak yaptı. Darbelere ve antidemokratik girişimlere karşı duruş sergileyen dergi, Balyoz'u 'Müslüman kardeş balyozunu böyle tut' başlığı ile tiye aldı. Derginin yayın yönetmeni Asım Gültekin, darbelere ve Ergenekon'a karşı mücadele veren tek mizah dergisi olduklarını söyledi. İlk sayılarından itibaren Ergenekon ile uğraştıklarını anlatan Gültekin, bu konuda yalnız kalmaktan dolayı üzüldüklerini ve rencide olduklarını belirtti. Türk aydınının 150 yıldır halkını sattığını savunan Gültekin, mizahçıların da aynı konuda başarılı olduğunu kaydetti.
Son sayılarında Balyoz'u işlediklerini söyleyen Gültekin, "İlk sayımızdan beri Ergenekon ile uğraşıyoruz. Bu hafta da Ergenekon'un bilmem kaçıncı darbe planı Balyozu gündeme getirdik. Tabi ki bununla uğraşmak lazım. Ergenekon ile uğraşan tek mizah dergisi olmak da bizi üzüyor, rencide ediyor. Bu haksızlıklara, yalan yanlış ve hukuksuz çabalara, cebirci çabalara, planlara 'dur' diyecek, 'ya kardeşim yanlış yapıyorsunuz' diyecek, bunları tiye alacak, kral çıplak diyecek başka mizahçı yok mu diye isyan edesi geliyor insanın. Tabi biraz da ürküyorsunuz. O da var yani 'ya bir şey olursa, bir arkadaşımız çizdiği karikatür yüzünden önü birileri tarafından kesilirse'. Biz tabi darbecilere işbirliği teklif etmeyi de düşünüyoruz. İşin şakası bir yana bir insan, bir aydın sorumluluğu içerisinde mizah üretebilmek kolay bir şey değil. Türk aydını 150 yıldır vatandaşını, Türk halkını satma konusunda çok başarılı. Mizahçılarımız da ne yazık ki bu konuda başarılılar. Biz ise sınıfta kalıyoruz bu konuda, halkını satma konusunda." dedi.
Hakaret etmeden, kendilerine de iğne batırarak mesajlarını aktardıklarını dile getiren Gültekin, "Mesela son kapağımızı, Balyoz kapağımızı yaparken de yine bir şekilde kendimize de iğneyi batırmış olduk. İşte 'camilere pek gitmiyoruz ama Allah'tan camilere gitmiyoruz da bir bombalama olsaydı başımıza geleceklerden böylece kurtulmuş olacaktık' gibi." diye konuştu.
Gündemi doğru okumak ve aklı başında mizah yapmak için gayret gösterdiklerini vurgulayan Gültekin, "Bizim, siyasi gündemi doğru okumak ya da Türkiye'de ne olup bittiği ile ilgili çabuk dolduruşa gelen bir şekilde değil de daha aklı başında, dolayısıyla daha derin mizah yapabilmek anlamında yoğun çabamız oluyor." şeklinde konuştu.
Gündeme yetişebilmek için yayın periyotlarını artıracaklarını aktaran Gültekin, "Biz periyodumuzu artıracağız, internetten yayınımızı da artırmış olacağız bu süreçte. Çünkü gündem yoğun, biz buna aylık periyotla yetişemiyoruz. Şimdi iki haftalıkla, internetten yayınla Cafcaf'ın Türk mizahına katkıları devam edecek. Tek başına da olsa. Ama gönlümüzden geçen keşke tek başımıza olmasak." dedi.
Kendi vatandaşlarını yok sayabilen, onlara saldırabilen anlayışa karşı duran mizahçılara ihtiyaç olduğuna işaret eden Gültekin, "Halkın en tabi bir hastane ziyaretini 'yapmamalılar' noktasına çekecek bir yaklaşımdan ziyade 'bundan daha güzel ne olabilir, daha ahlaki, insani ne olabilir' diyebilecek bir mantaliteye geçmemiz gerektiğini savunabilen mizahçılarımız olsun." temennisinde bulundu.
MATRAK, ZEKİ AYNI ZAMANDA TEMİZ MİZAH YAPIYORUZ
Üç yıl önce bir derginin eki olarak yayın hayatına başladıklarını anlatan Asım Gültekin, 17 ay ek olarak yayın yaptıklarını söyledi. Türkiye'de yeni çıkan derginin 'yakında kapanacak' dergi anlamına geldiğini belirten Gültekin, önemli olanın derginin devam etmesi olduğunu kaydetti. Gültekin, "Onun için bir şekilde bu derginin kapanmamasını sağlayacak bir altyapıyı hazırlamak gerekiyor. Çoğu dergi bunu hesaba katamadığı için bir kaç ay veya sene sonra kapanır. Cafcaf şu an 3. yılına gelmiş durumda. Daha da devam edecek inşallah. 3 yıl önce bir ek olarak kendimize hayatiyet bulabildik. Genç dergisinin eki olarak başladık. 17 aylık seviyeli bir beraberlikten sonra ayrılmış olduk. Aylık olarak çıkmaya başladık. Şimdi de 2 haftada bir çıkma aşamasındayız." dedi.
Cafcaf'ı çıkarmaya niyetlendiklerinde Türkiye'de temiz mizah kaygısında dergi bulunmadığına işaret eden Gültekin, "Biz Cafcaf'ı çıkarmaya niyetlendiğimizde Türkiye'de temiz mizah kaygısında, bizim medeniyetimizin temel değerlerini benimsemiş ve bunların tahrip edilmemesi gerektiğine inanan ama aynı zamanda matrak, zeki, gıcır gıcır arkadaşların çıkardığı dergiler diye bir şey yoktu. En yakın örneği bizden 10 yıl önce görülebiliyordu. Dolayısıyla bir mizah dergisinin yokluğunu da hissedenler vardı sonuçta Türkiye'de. Temiz mizah yapmaya çalışan, hakaret etmemeye çalışan ama bir şekilde eleştirisini ve muhalefetini yapan, çok da kompleks sahibi olmayan insanların çıkaracağı bir dergi tabi özlenen bir şey. Ciddi bir heyecan uyandırdı. Baştaki imkansızlıklara rağmen bayağı da benimsendi ve takip edildi." şeklinde konuştu.
Malzeme konusunda sıkıntı çekmediklerinin altını çizen Gültekin, Cafcaf ekibinin entelektüel birikimi olan kişilerden oluştuğunu aktardı. Bakış açısı geniş olan farklı nitelikli eserlerden beslenen ekibin ortaya koydukları mizahın da daha zengin olduğunu belirten Gültekin, "Dergimiz 24 sayfa, diğerleri 16 sayfadır. Haftalık olduğunda da rağbetin çok daha artacağını hissediyoruz. Aylık olduğumuz dönemlerde gündemi çok işlemiş olamadık ama Türkiye'de mizah dergilerinde gündem ilk 3 sayfada, kapakta işlenir. Onun dışında fazla gündeme yer verilmez. Bizde de yaklaşık bu mantık var. İki haftalık olmak bizi biraz daha 'gündemi' gündemimize almaya itecektir." diye konuştu.
ÖZGÜRLÜK EDEPSİZLİK DEĞİLDİR
'Mizahta özgürlüğün sınırı nedir' konulu bir panele katıldığını aktaran Cafcaf'ın yayın yönetmeni, burada, mizahın özgür olduğunu ama özgürlüğün edepsizlik olmadığını, özünün gür olması olduğunu anlattığını söyledi. Özü gür olan insanın zaten kendi sınırını bileceğini vurgulayan Gültekin şunları ifade etti: "Özü gür olan mekanının kökünde Allah'ın nefesinin üflemesi olduğunu bilir. O yüzden lüzumsuz bir alana girmeyi özgürlük olarak görmez, patavatsızlık olarak görür. Akıllı başlı bir mizahçının, akıllı başlı bir insanın tercih edeceği şey budur. Konular anlamında bir sıkıntımız yok. Mevzu şudur aslında, o konuyu biz nasıl ele alıyoruz? Doğru bir şekilde mi, adil bir şekilde, haksızlık etmeden mi ele alıyoruz? İnsanın hakikatine yakışır bir şekilde mi konuyu ele alıyoruz? Mesele bu aslında. Temel kaygımız bu. Kendisine hiçbir şekilde katılamayacağımız siyasi bir figür, bir sosyal kişilik, toplumca tanınan birisi onu eleştireceğiz diye ona haksızlık etmemek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu nedenle de bizim yaptığımız mizahın diğer basit mizaha fazlaca alıştırılmışların çok hoşuna gitmeyeceğini, onları tatmin etmeyeceğini biliyoruz. Ama öyle ucuz mizaha müşteri olacaklar bize müşteri olmasınlar diye de bir tercihimiz var."
Şu ana kadar haklarında herhangi bir şikayet yapılmadığını anlatan Gültekin, sözlerinin nereye varacağına dikkat ettiklerini söyledi. Bazen alınanların olduğunu aktaran Gültekin, 'beni neden böyle çizdiniz' diyenlerle karşılaştıklarını fakat bu kişiler avukatlarına danıştıklarında 'bir şey çıkmaz' cevabıyla karşılaştıklarını kaydetti. Türkiye'de ve ülke dışında 500'den fazla liseli ve üniversiteli gönüllü temsilcileri bulunduğunu anlatan Asım, bu gönüllülerin bulundukları yerlerde Cafcaf'ı tanıttıklarını sözlerine ekledi.