29 Mart 2010 10:59
- 1 Yorum
- 1,401 Okunma
Geçen haftanın en önemli olayı Libananco davasında Cem Uzan’ın tahkim heyetine sunduğu devletin gizli yazışmaları ‘köstebek’ ihtimalini ortaya çıkardı. Bu belgelerin Uzan’ın eline nasıl geçtiği araştırılıyor.
Hüseyin Özay'ın haberi
Geçen hafta üç günlük Paris duruşmaları ile gündeme gelen Libananco davasında ilginç bir skandal ortaya çıktı. Paris duruşmalarında tahkim heyetine ‘yeni bir bilgi ve belge’ sunmayan Cem Uzan’ın, daha önceden mahkemeye sunduğu belgeler arasında, devletin Libananco şirketi hakkında yaptığı gizli yazışmaların da bulunduğu belirlendi.
Devlet, Libananco davasına hazırlanırken, Cem Uzan ve çevresiyle ilgili telefon dinleme kararları alınmış, aralarında MİT’in de yer aldığı birçok kamu kurumundan ‘bilgi ve belge’ toplanmıştı. Söz konusu gizli yazışmaların tamamının Cem Uzan’ın eline geçtiği ve Uzan’ın da bu belgeleri Libananco tahkim heyetine sunduğu tespit edildi.
Bu durum, devletin gizli yazışmalarının Cem Uzan’ın eline nasıl geçtiği sorusunu gündeme getirdi. Libananco davasını Türkiye adına takip eden ekipte bulunanlar, kamu kurumlarında Cem Uzan’ın köstebekleri olabileceğinden şüpheleniyor.
Bu nedenle, davayla ilgili hazırlıklar çok gizli tutuluyor. Cem Uzan’ın yakın çevresi ise söz konusu gizli belgelerin, Türkiye’nin Cem Uzan’ın İsviçre’deki zulaların serbest bırakılması için açılan davalarda kullanıldığını, Cem Uzan’ın avukatlarının da belgeleri dava dosyalarından topladığını öne sürüyor.
Her iki iddia da, Libananco davasında bir zafiyet sorunu olduğunu gösteriyor. Kozmik kasalarda saklanması gereken gizli belgelerin Cem Uzan’ın eline nasıl geçtiği, ancak yapılacak bir araştırmanın ardından ortaya çıkacak.
Ekonomi bakanları ne kadar KEY aldı?
Milyonlarca vatandaşın merakla beklediği ikinci KEY ödemeleri 22 Mart’ta başladı. Ancak, KEY listeleri birçok kişide hayal kırıklığına neden oldu. Çünkü ikinci KEY ödemesi listesinde binlerce kişinin ismi yer almazken, listede yer alan hak sahiplerinin de KEY tutarları çok düşük çıktı.
Sadece vatandaşlar değil, bakan ve milletvekilleri de listede isimleri yer almadığı için KEY mağduru oldu. Üst düzey ekonomi bürokratları arasında ekonomi bakanları arasında KEY’ini tam olarak alan olmadı. Örneğin, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan sadece 24 lira KEY aldı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise Babacan’a göre daha şanslıydı.
Şimşek, 211 lira aldı. Ekonominin eski patronu Nazım Ekren ise bin 375 lira ile en fazla KEY almaya hak kazananların başında geliyor. Yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız KEY alamayan bakanlar arasında bulunurken, Enerji eski Bakanı Hilmi Güler 9 lira KEY aldı. KEY tutarlarına bakıldığında sadece vatandaşlar değil bakanların da KEY mağduru olduğu görüldü.
‘Portföyü olan yazarlara’ yeni düzenleme yok, yakın takip var
Geçen haftaki kulis köşemizde yayınlanan, “10-15 milyon dolarlık portföyü olan yazarlar var” haberimiz, medyada geniş yankı uyandırdı. SPK Başkanı Vedat Akgiray da, medyada portföyü olan ekonomi yazar ve yorumcuların olduğunu kabul etti. Ancak, bu portföylerin 10-15 milyon dolar olmadığını açıkladı. Bu nedenle, milyon dolarlık portföyü olan yazar ve yorumcularla ilgili bazı ayrıntıları paylaşmakta yarar var:
• Öncelikle şunu belirtmek gerekir, söz konusu tespitler iki üç yıl öncesine dayanıyor. Yani Akgiray’ın SPK Başkanı olmadığı dönemlere ait.
Suç unsuru bulunamadığı için de o dönemde bu yazar ve yorumlarla ilgili bir işlem yapılmadı.
• SPK, portföyü olan gazetecilerle ilgili yeni bir düzenleme yapmayı düşünmüyor. Mevcut düzenlemeleri yeterli bulunuyor.
• Ancak tartışmalar üzerine, portföyü olan gazeteciler yakın takibe alındı. Özellikle, internet sitelerinde hisse senetleri ile ilgili yapılan yorumlar mercek altına alındı.
• Son aldığımız duyumlara göre, yazar ve yorumcuların portföyleri erimeye başladı. Yani tartışmalar portföy sahiplerini de ürküttü. Bu kişiler, yakınları veya başkaları üzerinden işlem yapabilirler. Bu tür işlemlerde portföyün gerçek sahibinin tespit edilmesi adeta imkansız hale geliyor. Kişiyle ilgili olarak özel inceleme ve soruşturma yapılırsa ancak, portföyün gerçek sahibi bulunabiliyor.
Ankara’yı karıştıran ‘EPDK raporu’ yargıda
Kulis köşemizde 25 Ocak 2010 tarihinde yayınlanan, “EPDK raporu Ankara’yı karıştırdı” başlıklı haberimiz kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Tüketiciler Birliği, bazı EPDK bürokratlarının şirket sahibi olduğunu ortaya çıkaran kulisimizin izini sürdü.
Ve EPDK yönetimi hakkında, geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Birlik, EPDK yöneticileri hakkında, zimmet, görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin ticareti ve denetim görevini ihmal suçlarından kamu davası açılmasını talep etti. Ankara’yı karıştıran EPDK raporu konusunda artık top savcılarda.
Kaynak: Star