Beyanuni: Beşşar Esad babasının izinde
Milli Gazete yazarı ve dış politika editörlerinden Hüseyin Altınalan, Müslüman Kardeşler Teşkilatı Genel Sekreteri Ali Sadreddin Beyanuni ile Suriye'nin dünü ile bugününü yorumlayan bir söyleşi gerçekleştirdi
Hüseyin Altınalan'ın röportajı
Suriye'de baba Hafız Esad'ın koyduğu ölçülerin, zalimane kuralların kaldırıldığı, yumuşak geçişle yeniden bir yapılanma sürecinin yaşandığı şeklinde ülkemizde oluşan kamuoyu algısının gerçek dışı olduğunun altını çizen Müslüman Kardeşler Teşkilatı lideri Beyanuni, manzaranın göründüğü gibi olmadığını savundu ve Beşir Esad'ın babasının izinden gittiğini iddia etti:
- Beşşar Esad'ın iktidara gelişiyle birlikte Suriye'de önemli bir değişimin yaşandığı, ciddi bir yumuşama sürecine girildiği yönündeki iddialar konusunda neler söyleyeceksiniz? Hafız Esad dönemi sonrası Suriye'de neler değişti?
Gerçek şu ki; Başkan Beşşar Esad hiçbir şeyi değiştirmedi. O da babasının yolundan gitti. Zira temel sorunlar geçmişte olduğu gibi devam ediyor.
- Mesela neler?
Örneğin, öncelikle hala yargısız infazlar sürüyor. İkincisi, Anayasa'nın 8. maddesi yürürlükten kaldırılmadı. Hala yürürlükte olan bu maddeye göre, cumhurbaşkanı her şeyin hâkimidir. Yani cumhurbaşkanı anayasanın, yasaların üzerindedir. Yanı sıra ülkede tek parti hâkimiyeti vardır. Bu parti milletin hâkimidir.
Üçüncüsü; ülkede gerçek seçimler yapılmamaktadır... Suriye'de politik yaşam hala ölüdür. Millet Meclisi'nde bulunan sandalyeler, sadece Baas Partisi'ne ait sandalyelerdir. Dolayısıyla şimdiye kadar ki Beşşar Esad döneminde bu manada herhangi bir değişim olmamıştır.
- Yani; Hafız Esad dönemi ile Beşşar Esad iktidarı dönemi arasında hiçbir fark yok mu, herhangi bir değişim olmadı mı?
Esad dönemi ile günümüzdeki dönem arasında gerçek anlamda değişimden söz etmek mümkün değil. O zaman da bugün de polisler halka hükmetmektedir. Değişimden ancak şu şekilde söz edilebilir; sadece tutuklamaların şekli, sorgulamaların üslubu değişmiştir. Biraz da tutuklulara yönelik tutumda bir yumuşama oldu... Fakat şu gerçeğin altını çizmek istiyorum: Hafız Esad'ın politikaları, genel tutumu sürüyor.
Türkiye, insan hakları dosyasını gündeme getirmeli
- Hafız Esad'ın ölümünün ardından yıllardır iki ülke üzerine oynanan oyun bozularak hepimizi mutlu eden adımlar atıldı... Suriye ile çok yakın ilişki kuran Türk devletinden sorunlarınızın çözümü konusunda herhangi bir beklentiniz var mı?
Türkiye'den Suriye ile ilişkilerinde insan hakları dosyasını gündeme getirmesini bekliyoruz. Türkiye, Esad yönetimini insan haklarına saygılı olmaya çağırmalı, evrensel hukuk kurallarının ayaklar altına alınmasını engellemeye davet etmelidir.
- Siz, Müslüman kardeşler Teşkilatı olarak Suriye yönetiminden yaşadıklarınız sebebiyle bir özür bekliyor musunuz?
Bizler Suriye yönetiminden özür beklemiyoruz. İnsan haklarına tecavüzü durdurmasını istiyoruz. Bu özürden daha etkili ve daha önemlidir. Bizim isteğimiz insani dosyaların açılarak çözüm konusunda adımların atılması. Sürdürülen bu zulümlerin bitmesi...
- Diyalog şartınız da bunlar herhalde?
Evet, Suriye yönetimi ile diyalog bu dosyalar çözüldükten sonra mümkün. Aksi takdirde geçmişte olduğu gibi insan hakları ihlalleri sürdükçe diyalog mümkün değil.
İNSANİ DOSYALARIN AÇILMASINI İSTİYORUZ
- Yönetim muhalifleri olarak sizin mevcut iktidardan beklentileriniz, talepleriniz nelerdir?
Bizim taleplerimiz, halkın taleplerinden farklı şeyler değil. Biz halkımızın taleplerini istiyor, dile getiriyoruz. Bu doğrultuda insani olan 4 dosyanın açılmasını istiyoruz.
- Onlar nelerdir?
Birincisi; siyasi tutukluların dosyası... Suriye'de yargılanmaksızın cezaevinde tutuklu bulunan çok sayıda siyasi tutuklu var. Öncelikle bu dosya açılmalıdır. Ve bu konu çözülmelidir. Ayrıca sözde mahkemelerde sadece görüntü itibarıyla sözde yargılananlar da bu dosya kapsamı içerisinde ele alınmalıdır.
İkincisi; kayıp tutukluların dosyası... Yani; 30 yıldır ailelerinin haber alamadığı kayıp tutukluların dosyası... Bunlar nüfus kayıtlarına göre hayattalar ancak şu anda hiçbiri ortada yok.
Üçüncüsü; Suriye'yi terk edenlerin dosyası... Bunlar çok büyük bir oranda insandan oluşmaktadır. On binlerce kişi 30 yıldır vatanları dışında yaşıyor. Ve bu insanların Suriye'ye dönmeleri mümkün değil. Yeni yasaya göre bazıları emniyetten alacakları onayla ülkelerine dönebiliyor.
Dördüncüsü; anayasanın 49. maddesine göre idamla yargılanan İhvanı Müslimin Üyelerinin dosyası... (Suriye Anayasa'nın 49. maddesinde "Müslüman Kardeşlere üye olmak, sempati duymak ya da üyelerinin ailelerine destek vermenin cezası ölümdür" diye yazdığı belirtiliyor. Bu maddeden dolayı ölüme mâhkum edilen insanların Müslüman Kardeşlere üye olmaktan başka hiçbir suçu olmadığı, mahkûm olan insanların da ağırlıklı olarak 1982'de Hama katliamında ülkeden kaçmış insanların çocukları ya da torunları olduğu ifade ediliyor.) İşte bu dört dosyanın çözülmesinin ardından bir değişimden ancak söz edilebilir.
- Türkiye-Suriye yakınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İki halk arasında tarihi ve kültürel olmak üzere çeşitli bağlar bulunmaktadır. İyi komşuluk ve ortak itikat da halklarımız arasında birleştirici, bütünleştirici bir unsurdur... Bu bölge Arap ve İslami bir bölgedir. Dolayısıyla ortak hedefleri ve çok yönlü ortak yanları olan iki halkın yakınlaşmasının büyük bir hayır getireceği inancını taşımaktayım.
(Milli Gazete)
-
ABDULKADİR ÇELİK 16 yıl önce Şikayet EtIsrar. Suriyede ve diğer islam ülkelerindeki baskıcı rejimlerde bir şey değişmeyeceği muhakkak.Ve şu anda bu ülkelerin hiç birinde demokrasi yoktur.İlk seçimlerde hepsi iktidarını kaybedecek liderlerdir bunlar. Ama biz ne yapacağız ısrarla devam edeceğiz. Vazifemiz bu.. Takdir ALLAHındır.Beğen
-
Erhan Türüdü 16 yıl önce Şikayet EtBaas. Baasçılar günümüzün Al-i Firavunudurlar.Hakim oldukları cığrafyada resmen terör estirdiler.Bu kafa yapısı Iraka çok pahalıya patladı.Suriyenin bu zalimlerin elinden en kısa zamanda kurtulmasını Cenab-ı Mevladan niyaz ederim.Çoğunluğu sünni olan bir ülkenin uzun zamandır Şii bir hanedan tarafından yönetilmesi de meselenin bir diğer trajik boyutu.Gerçek anlamda demokrasi olsa çoğunlukta olan Sünniler iktidar olurlardı.Beğen
-
MüslümanTürk 16 yıl önce Şikayet EtTürk Düşmanı Babası vardı. Babasını hiç sevmezdik...Allha c.c orda bildiği gibi yapsın düşmanlığının heabını sorsun..Beğen