18 Nisan 2010 13:30
- 168 Yorum
- 16,295 Okunma
Eski Kafa'da bir grup gazeteci ile buluşan Kemal Kılıçdaroğlu, dizinin dibindeki başörtülü genç kızın okuyamama ve ikinci sınıf vatandaş haline sokulma isyanını dinledi. Sonra da 'yasakçı' CHP'nin çözümünü açıkladı.
CHP'nin statükocu yapı ve Kemalist zihniyetten sıyrılmasına öncülük edenlerden Kemal Kılıçdaroğlu beklenen
"Eski Kafa" açılımını yaptı. Buluşmayı daha önce köşesinden duyuran Akşam gazetesi yazarı
Atılgan Bayar organize etti.
Kemal Kılıçdaroğlu, Taraf'tan
Elif Çakır, Hürriyet'ten
Ersin Kalkan, Sabah'tan
Sevilay Yükselir, Gezgin Dergisi Yayın Yönetmeni
Halit Ömer Çam ve Eski Kafa'nın müdavimlerinin de yer aldığı birleştirilmiş üç masanın konuğuydu.
CHP'nin eleştiri bombardımanına tutulduğu sohbette söz kısa süreden başörtüsü sorununa geldi ve Kılıçdaroğlu bizi hayrete düşüren sözler etti.
Dizinin dibinde oturan başörtülü bir genç kızın okuyamama ve ikinci sınıf vatandaş haline sokulma isyanını dinleyen Kemal Kılıçdaroğlu,
"Bu işi biz çözeceğiz" garantisini verince sohbet koyulaştı ve derinlere inildi. Bir ara konu Türkiye’de
Ebu Hanife’nin eserlerinin neden basılmadığına ve
İbn Haldun Üniversitesi olmamasına kadar geldi.
Dosyalı siyasetçi olarak tanınan ve İstanbul’u yönetmeye talip olan Kılıçdaroğlu şimdilerde CHP'nin din ve dindarlarla bir sorunun olmadığını açıklama derdinde düşmüş gibi geldi bana.
Şair Mevlana İdris'in eşiyle birlikte sahibi ve işletmecisi olduğu, Fatih At Pazarı meydanındaki otantik mekan Eski Kafa'ya üçüncü gidişim Kemal Kılıçdaroğlu için oldu. Eski Kafa içinde bulunduğumuz bahar günlerinde akşam sohbetleri için ideal bir mekan. Çay ve kahvenin dışında organik ürünlerden yapılan yöresel yemekleri tatmanız da mümkün. Sıra dışı dekorasyonu, ilginç motifli çay tabakları, taş masalar, tablo ve hat eserleri hemen dikkatinizi çekiyor. Kutu gibi, kışın tıkış tıkış ama güzel havaların farklı mekanlarından… |
Eski Kafa’da bizimle buluşması da bunun ilk adımlarından. Görüşmemizin sonrasında,
Deniz Baykal’ın
Kutlu Doğum gecesinde yaptığı enfes konuşma da bu çabanın göstergesi oldu zaten.
Kılıçdaroğlu, CHP’nin
din ve dindarla sorunlu bir hüviyetinin olduğu şeklindeki olguyu kabul ediyor. Geçmiş dönemlerdeki tutum ve yaptırımların üzerine sünger çekmek yerine özeleştiri yaparak ne kadar samimi olduklarını da hissettirme çalıştı sohbet boyunca.
Birçok toplantısında Başbakan Erdoğan'a uyarlanmış fıkralar anlatan Kemal Kılıçdaroğlu,
"karşı mahalle" buluşmasında
çuvaldızı kendi partisine batırmayı ihmal etmedi. Trabzon'da seçim turuna çıkan CHP milletvekili adayının mundar olan abdest suyu olayını anlattı...
Kılıçdaroğlu’dan: “Milletvekili adayı çeşmeden su taşıyan kadına yardım eder. Elinden su dolu kovaları alır. Bir süre sonra yanındaki şahıs, yaşlı kadına kendisine yardım edenin CHP'nin milletvekili adayı olduğunu söyler. Kadın hiddetle kovayı elinden alır ben bu suyla abdest alacaktım, mundar ettiniz diye çıkışır...”
Kemal Kılıçdaroğlu, geniş çerçeveli sohbetin başörtüsü yasağına ilişkin bölümünde çok ilginç bir vaatte bulundu.
Başörtüsü yasağının varlığını kabul ederken çözümün adresi olarak da CHP'yi gösterdi.
AK Parti ve MHP'nin anayasa düzenlemesini iptal ettiren CHP'yi başörtüsü yasağının çözümünde garantör olarak gören Kılıçdaroğlu'nun tezi şu: Bu siyasi bir konu değil. Anayasal bir düzenlemeye gerek yok. Hukuki bir konu değil. Herkes özgürce okulunu okur, başörtüsünü takar. Zaman içinde böyle bir sorun kalmayacak.
Peki bu ortam nasıl oluşacak?
Kılıçdaroğlu'nun cevabı: Bizi iktidar yapın göreceksiniz, bu sorun çözülmüş olacak. Aslında bu açık açık bir seçim vaadi anlamına geliyor. CHP önümüzdeki seçin döneminde başörtüsü yasağının kaldırılması için oy isterse hiç şaşmayın.
Her seçim döneminde,
büyük oy potansiyeli oldukları için
başlıca vaat olan başörtülüler bu
“yeni yemi” yer mi bilinmez ama
Elif Çakır kendini feda etti bile.
“Çözüm için ben varım" dedi ve başörtülü haliyle CHP’den aday olmayı teklif etti Kılıçdaroğlu’na. Kılıçdaroğlu'nu hemen oracıkta samimiyet testine tabi tuttu anlayacağınız. Gayet de ciddiydi. Zaten 29 Mart seçimleri öncesinden de CHP'den belediye başkan adaylığına talip olmuştu. Kılıçdaroğlu ne
evet dedi ne de
hayır... Ama başörtüsü sorununun çözümüne ilişkin, beşi gazeteci birçok ismin şahit olduğu sözleri masaya serdi.
Bekleyip göremeyecek miyiz, yoksa Eski Kafa'da anlamaya çalıştığımız
yeni CHP, bizi gerçekten yanıltacak mı? Bunu da bekleyip görmekten başka şansımız yok.
Masada Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi en sert şekilde topa tutan isimse Sevilay Yükselir oldu. "Ne olursa olsun asla CHP’den taviz vermeyen 83 yaşındaki bir babanın kızıyım" dedi ama Baykal’ın başında olduğu CHP’nin en sert muhalifi olduğunu da masada sık sık dile getirdi. Yükselir’in CHP’nin başına geçmediği için eleştirdiği Kemal Kılıçdaroğlu ise
“Beni gaza getiremeyeceksiniz” geçiştirmesine başvurdu.
Kılıçdaroğlu’yla sadece başörtüsünü konuşmadık… Kamuoyunda yaklaşan kurultayla birlikte CHP’nin bir değişim içinde olacağı, gençleşeceği, artık
müzeleşen siyasetçilerden arınacağı beklentisi var. Özellikle de Sevilay Yükselir'de. Kılıçdaroğlu da bir değişim olacağını söyledi ama şekli konusunda ipucu vermedi.
Onur Öymen’le ters duruma düştüğü Dersim konusunu en iyi kendisinin bildiğini belirten Kılıçdaroğlu bu konuda herkesle tartışmaya hazır.
Dersim’in feodal bir başkaldırı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu devletin o dönem bir baskı yaptığına da dikkat çekiyor.
Sohbete
“benden haber olacak nitelikte açıklamalar alamayacaksınız” şekkinde takılmayla başlayan Kemal Bey’e basınla ilişkisini de konuştuk. Zaman zaman geri adım atmasına neden olan çıkışlarının medyanın konuşmalarını cımbızlamasına dayandıran Kılıçdaroğlu’nun
“keşke şunu demeseydim” dediği zamanlar oluyormuş.
Malum, Batman’da genel af konusunda yaptığı açıklama bir hayli gündem olmuştu ve Kılıçdaroğlu bu konudaki sözlerinin medya tarafından bütünüyle ele alınmadığından şikayetçi oldu.
Kılıçdaroğlu’na bizim mahallede, bizim mahallenin medyasıyla olan ilişkisini sordu Elif Çakır.
Vakit dahil tüm gazeteleri ilgi ile takip ettiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu muhafazakar camiadan bir çok yazarı ilgiyle takip ettiğini de belirtti. Israrlarımız sonucunda bir de isim verdi.
Kılıçdaroğlu
Milli Gazete yazarı
Mehmet Şevket Eygi'nin sıkı takipçisiymiş. Eygi'nin Kılıçdaroğlu'nu etkileyen yanları ise şunlar: İşlediği konuları ön yargısız ele alması ve özeleştiride sınır tanımaması...
Yaklaşık iki buçuk saat süren sohbetin sonunda Atılgan Bayar’ın aynı zamanda çok iyi moderatör olduğunu da gördük. Organize ettiği buluşmada Kılıçdaroğlu ile aramızda gitti geldi. Konuları açtı. Kilitlenmeyi önlemek için çabaladı.
Uçağı kaçırmak üzere olduğu için masadan kalmak zorunda kalan Kılıçdaroğlu, ikinci buluşma için çok sayıda
CHP’li milletvekilinin yer aldığı bir program yapmayı teklif etti. Sanırım kurultaydan sonra CHP’li vekiller
Eski Kafa çıkarması yapacak ve At Pazarı Meydanı tarihi bir buluşmanın ev sahibi olacak.
Son söz...
Cumhuriyet'i sahiplenen ve bekçiliğini üstlenen CHP'nin, ortak değeri Türkiye olan her kesimi kucaklayıp dindar-laik ayrımı yapmayan bir hüviyete bürünmesi, bu ülkenin geleceği için çok önemli bir dönüşüm olacaktır. CHP'nin uzatmaya yeltendiği el hemen sıkılmayabilir ama özgürlüklere ulaşmada "Yeni CHP"ye ihtiyaç olduğu dün gibi ortada...

Ersin Çelik - Haber 7
ersin.celik@haber7.com