21 Haziran 2010 09:52
- 2 Yorum
- 3,934 Okunma
Türkiye ve Kore’nin diplomatik ve ekonomik ilişkilerinin zirve yaptığı bir 2 haftayı geride bırakmanın tatlı yorgunluğunu yaşıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Başbakan yardımcısı Sayın Ali Babacan’ı ağırladık. G20 Maliye bakanları zirvesinin Busan’da yapılan son gün toplantılarına katıldı ve dünyadaki ekonomik krizden çıkışın detayları , gidişatı kötü olan ülkelerin durumları masaya yatırıldı.
Kore-Türkiye Işadamları Derneği (KOTUBA)’nın verdiği yemekli tanışma toplantısında Sayın büyükleçimiz Erdoğan Işcan ve burada yerleşik iş temsilcileriyle biraraya gelindi.
14-16 haziran tarihleri ise onemini bilmeyenler hariç, 60 yıl önce filizlenen ebedi dost ülkemiz Güney Kore ile ilişkilerimizde tam bir dönüm noktası oldu.
Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, değerli hanımefendi, Enerji Bakanımız Sayin Taner Yıldız, Devlet bakanı ve Basbakan yardımcısı Sayin Hayati Yazıcı, Ak Parti ve Mhp milletvekilleri Kore Savaşı gazileri, işadamları, önde gelen medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleri ve Ankara haber müdürleri, ülkeler arası en önemli ziyaret sayılan ‘devlet ziyareti’ kapsaminda 3 günlük kısa ve yoğun bir program için G. Kore’ye geldiler ve gönülleri fethettiler
Gezinin en önemli başlığı enerji oldu
Sinop’taki nükleer santralin Korelilere verilmesinin planlanması nedeniyle 2. kısım anlaşma imzalandı. 5-6 uzlaşılamayan husus da giderilirse Kasım’daki Kore’de düzenlenecek olan G20 zirvesinde son imzaların atılıp anlaşamnın yürürlüğe girmesi bekleniyor.
İETT , mazotlu otobüslerinin doğalgaz dönüşümleri yapıp, yakıtta yüzde 40’a varacak bir fayda sağlayacak olan proje için de yine bir Koreli firma ile görüşüldü.
Kore-Türkiye arasındaki serbest ticaret anlasmaları çerçevesinde birinci tur görüşmeleri nisan ayında yapılmıştı. Cumhurbaşkanımızın da isteğiyle bu sene içinde hususlarda uzlaşılıp imzalanacak hale getirilmesi hedefleniyor.
Gezinin ikinci gününde Sayın Cumhurbaşkanımızın onurlandırdığı Kore ve Türk işadamlarının katıldığı öğle yemeği programında verilen en önemli mesaj, iki ülke ticaretindeki dengesizlikti. Toplam ticaret hacminin yüzde 93’ü nü Kore tarafina, yüzde 7 lık kısmı ise bize ait. Yani diğer bir deyişle ticareti onlar yapıyor görüntüsü hakim.
Bu farkın kapatılması için Korelilere Türkiye’den daha fazla şeyler alabiecekleri söylendi.
Kanaatimce dengesizliği aşabilmenin kısa süreli bir çözümü yok. Neden derseniz Türkiyenin buraya sattığı ürünler daha az katma değeri olan ürünler, Kore ise yükte hafif pahada ağır ürünlerin ihracatına yoğunlaşmış durumda.
Sadece bize değil tüm dünyaya, bu yüzden dünyada en fazla ihracat yapan 9. ülke konumunda.
Sadece bir Samsung firmasının geçen seneki topkam cirosu aşağı yukarı bizim ihracat bedelimize denk geliyor. Kore’nin de toplam ihracatının önemli bir yüzdesini oluşturuyor.
Bu bağlamda Sayın Ali Babacan’ın belirttiği hususlardan biri yatırım konusuydu. Türkiye’mizin son yıllarda toplam 80 küsür milyar dolarlık doğrudan yatırım çektiğini ve bunun büyük ksımının Avrupalı firmaların yatırımları olduğunu belirtmişti.
Fakat malum Avrupalı firmaların da finansörleri genelde Avrupalı kreditör bankalar olduğundan ve bu son kriz en çok Avrupa’yı etkilediğinden bize yapılan yatırımların risk değeri de yüksek gözüküyor.
Işte tam burda Kore gibi üretim, araştırma & geliştirmede hayli ileri olan bir kardeş ülke nin büyük firmalarının, Kore devletinin finans garantisi de vermesiyle Türkiye’ye yatırım için çağrılmaları oldukça isabetli olacak gibi duruyor.
Bize ihraç ettikleri ürünleri, gelin burada üretin deyip 1 saat mesafede 30’dan fazla ülkeye seyahat edilebilen, lojistik oneme haiz, işci ücretlerinin makul olduğu, büroktarik işlemlerin hızlandığı ülkemize davet etmek icap ediyor. Basbakanlik yatirim ajansimzin Seul’de yerlesik bir kadrosunun bulunmasinin hali hazirda Turkiye’ de yuksek miktarda yatirimi bulunmayan Kore’yi, Turkiye’ye yakinlastiracagini ve bu orani hayli yukari cekecegini saniyorum.
Bu vesileyle aradaki büyük farkın bir miktar kapatılabileceği, Türkiye’nin yeni iş kollarında üretim knowhow’ı edinebileceği, işsizliğin önüne set olabileceği ve kısaca ülkemizin refahına bir dost eli değeceği öngörülebiliyor.
Bizler Kore kardeş ülke, kan kardeşimiz dediğimizde gelen misafirlerimize hemen birşey ifade etmeyebilir düşüncesiyle yanımdaki medya temsilcilerine bunu test etmemiz istermisiniz diye sordum. Evet cevabını alınca bir taraftan buzlu meyve suyu içen misafirlerimizin önündeki 3-4 Koreliye sordum. Karsınizdaki 10 yabancı nereliye benziyor dedim. Rusya, Romanya vs cevaplar alırken ben biz kardeş ülkeden geldik deyince yüksek sesle hep birlikte
Toki (Türkiye) dediklerinde onların yüzlerindeki şaşkınlık ve sevince bir kere daha şahit oldum.
Sanıyorum onların da unutamayacağı bir anı olmuş oldu.
Sayın cumhurbaşkanızm ismi gibi gül etkisi bıraktı bu topraklarda bir devlet adamı büyüklüğü sergileyerek Kore’deki Türk toplumuyla buluştu. Cocuklari sevdi, onlarla resim çektirdi, dertlerini dinledi, çözüme yönelik talimatlarını verdi. Gezide Kore’de hemen herkes tarafinda bilinen ‘Katibim’ ve ‘Gesi bağları’ sarkisinin Istanbul Kultur Merkezi tarafindan tercumesi yapilmis Korece versiyonu, Kore Baskani Lee Myun-Bak’in Mavi Ev’de verdigi resepsiyonda ilk kez seslendirildi. Dinlemenizi tavsiye ederim, hayran kalacaksiniz.
(http://www.dailymotion.com/video/xdq2ky_cumhurbaykany-gul-un-guney-kore-ziy_news )
Sayın büyükleçimiz Erdoğan Işcan’ın öncülüğündeki Kore’de yerleşik Türk sivil toplum kuruluşları gönüllü olarak organizasyonun kusursuz gitmesi için insanüstü bir çaba gösterdiler. Bu birlik görüntüsü bu ziyareti kesinlikle daha anlamlı kılıyor.
Heyeti buradan uğurlarken Korelilerin ‘güle güle’ sesleri eşliğinde Cumhurbaskanimiz ve heyetindekilerin gözlerindeki mutluluk ve huzur ışığını görmemek mümkün değildi.
Emeği geçen dostluk köprüleri kuran, kurduran her kişi ve kuruma saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum.
Hamdi DELİPOYRAZ / Güney Kore / Haber 7
hamdiselim@hotmail.com