17 Ağustos 2010 10:44
- 5 Yorum
- 4,715 Okunma
Tokyo’da gerçekleşen sıradışı toplantıda Fransa, İspanya, Belçika, Avusturya, Portekiz, İngiltere, Macaristan, Romanya ve Japonya’nın yanı sıra dünyanın değişik bölgelerinden 100’e yakın ulusalcı grup ve partinin temsilcileri bir araya geldi.
Başlığa bakıp şaka yaptığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz… Küreselleşen dünya ırkçı ve ulusalcıları da küreselleştirdi. Japonya’da hafta sonunda bir araya gelen dünyanın her yerinden ırkçı ve ulusalcı parti ve grup liderleri, ‘’Uluslararası Ulusalcılar Birliği’’ şemsiye örgütü altında birleşme kararı aldı. Bu ‘’küresel’’ toplantının hedefi ise kendisi kadar şenlikli: küreselleşme!
Aslında az önce bilgisayarın başına oturduğumda başka bir konu vardı mektup gündemimde ama gün içinde birçok kaynaktan ayrıntılarını okuduğum bu sıradışı toplantıyı pas geçemeyip, kendimi bunu yazarken buldum.
Japonya’nın başkenti Tokyo’da gerçekleşen bu oldukça sıradışı toplantıda Fransa, İspanya, Belçika, Avusturya, Portekiz, İngiltere, Macaristan, Romanya ve Japonya’nın yanı sıra dünyanın değişik bölgelerinden 100’e yakın ulusalcı grup ve partinin temsilcileri bir araya geldi.
Irkçı ve ulusalcı örgütlerin en büyük dertlerinden biri ne biliyor musunuz?
Önyargı! Önyargılarını savunmalarına önyargılı yaklaşılmasından rahatsızlar… 12 – 15 Ağustos tarihleri arasındaki toplantıda alınan kararlardan biri de ulusalcı ve ırkçı örgütler hakkındaki ‘’bu basmakalıp düşünce ve önyargılarla’’ ortak mücadele...
Ulusalcı ve ırkçıların uluslararası şemsiye örgütü müjdesini ise, kendisi de 5 yıl Japonya’da karate hocalığı yapmış olan Aşırı sağcı İngiltere Milli Partisinden (BNP) Adam Walker, Economist dergisine yaptığı açıklamada, ‘’Uluslararası Ulusalcılar Birliği şemsiyesi altında biraraya geleceğiz’’ sözleriyle veriyor.
Dünyanın tüm ırkçıları birleşin!
Irkçı ve ulusalcı partileri birleştiren ana duygu, küreselleşmenin etkisindeki sosyal değişimler ve göçmenlerden duyulan korku. Lyon Üniversitesinde Japonya uzmanı olan ve aynı zamanda bir Japonla evli olan Fransa Ulusal Cephesi temsilcisi Bruno Gollnisch bunu, ‘’Hepimiz, aynı metodları kullanan, aynı amaç ve çıkarlara hizmet eden benzeri düşmanlara sahibiz.’’ şeklinde açıklıyor.
Ben defalarca mektuplarımda Amerikan ulusalcılığının (neocon) ve ırkçı örgütlerinin düşüncelerini, dünya algılarını paylaştığımda birçok mektup arkadaşımdan hep aynı tepkiyi aldım: ‘’Bizimkilere ne kadar benziyorlar’’
O yüzden bu tür bir toplantıyı hararetle destekliyorum. İmkan bulsam alevli meyve tabağı gönderirdim toplantıya… Yeryüzünde ister millet, ister ulus, ister ırk, ister din adına olsun ‘’korkuya’’ dayanan psikolojik reaksiyondan başka birşey olmayan bu eğilim kadar küresel olanını görmedim. İşin daha hazin yanı bu psikolojinin pençesine düşmüş insanların kendini ‘’en yerli’’ insanlar sanması… Çoğu birbirinin aynı olduğunun farkında bile değil.
Her hangi bir PKK ideolojik metnini içindeki Kürt kelimelerini çıkarıp Türk yazdığınızda, tastamam Türk ulusalcısı bir metin elde edersiniz. Türk Solu dergisindeki her hangi bir yazıya Kürt kelimesi ekleyip rahatlıkla PKK’nın yayın organlarında yayınlayabilirsiniz.
Yine bir fikre dayanmadıkları için bu gruplar birbirlerinin varlığına ihtiyacı da hayati… Tuhaf şekilde varlıklarını, ‘karşıtları gibi’ gözüken ama aslında bir kopya örnekleri olan grupların varlığına borçlular.
Türkiye ve Ermenistan arasında açılım sürecinin umutlu bir yükseliş sergilediği dönemde ABD’deki Ermeni diyasporası içinde maalesef henüz azınlıkta olan açılımcı kanat, Washington merkezli ve ulusalcı çizgideki bir Türk çatı kuruluşuna birlikte açılım yanlısı bir miting yapma teklifi yaptığında, sözümona diyaspora düşmanı Türk çatı kuruluşu bu teklifi reddetmişti. Bu Türk çatı organizasyonun lideri Türk gazetecilere gönderdiği emailinde, Ermeni gruba, ‘’Diyasporanın iç işlerine karışmak istemiyoruz’’ diye bir gerekçe sunduklarını gururla söyleyebilmişti. Diyasporanın birlik ve bütünlüğüne bu duyarlı yaklaşımı hala anlayabilmiş, izah edebilmiş değilim. Ekmeğini nerdeyse tamamen ‘’Ermeni meslesinden’’ kazanan bu çatı grubun da, tıpkı Ermeni fanatikler gibi en büyük korkusu, Türklerle Ermeniler arasındaki meselenin bir şekilde çözüme bağlanması ya da o yola girmesi ihtimali olsa gerek…

Aşırı Evanjeliklerin Müslümanlıkla ilgili bir yazısını Türkçe’ye çevirip, sadece Müslümanlık ve İslam ifadelerinin yerine Hıristiyanlar ve Hıristiyanlık ifadelerini koyarak, aşırı bir dergide aynen yayınlatabilirsiniz. New York’ta camiye karşı haftalardır sürdürülen kampanyadaki bir yığın pankartı ve sloganı, Sümela Manastırında ibadete karşı ‘aynen’ kullanabilirsiniz.
Aşırılık tek bir millet. Ne adına olduğu önemli değil. Çünkü bir ‘’fikre’’ dayanmıyor. Bir ‘psikolojiye’ dayanıyor. En büyük beslenme kaynağı ise ‘korku’. Sonra ‘kifayetsizlik’ duygusunun ikamesidir ‘’aşırı gurur’’. Bir insan ne kadar yetersiz olduğunu hissediyorsa, aşırı gururu da o derece küstahça yaşıyor. Bu tür uluslararası toplantılar, en azından ‘’kendi gerçekleriyle’’ yüzleşme fırsatı yaratabilir. Anadolu insanı, ‘’deli deliyi görünce değneğini saklar’’ der. Kimbilir belki bu aşırı gruplarda da bir kendini tanıma sürecine yol açar.
Nitekim toplantıya evsahipliği yapan Japon ırkçı örgütü Issuikai’nin lideri Mitsuhiro Kimura, ‘’farklı kültür ve geleneklere saygı içinde nasıl ortak aktiviteler yapabileceğimizi belirleme amacındayız’’ diye konuşuyor. Ancak ‘’Belki de çok fazla idealistim’’ demeyi de ihmal etmiyor. Çelişkinin farkında aslında. Çünkü, bu tür aşırı eğilimler ‘hakikatin’ peşinde olmadıkları, bir psikolojik reaksiyonun ürünü oldukları için, gerçeğin ne olduğu çok da önemli değil onlar için.
‘Uluslararası Ulusalcılar Birliği’nin paradoksunun sadece isminde kalması düşünülemez tabii ki… Bazı uzlaşmazlıklara ve sorunlara da sahne oldu toplantı haliyle...
Küreselleşmenin getirdiği en büyük tehdit nedir bu gruplar için? Toplantıya büyük ilgi gösteren Avrupalı ırkçı ve milliyetçi örgütlerin nerdeyse tamamı için tek ortak düşman Müslüman göçmenler ve genel olarak İslam. Birçok Avrupalı temsilci konuşmalarında ‘’Avrupanın İslamlaştırılmasını’’ sert sözlerle kınadı. Ancak bu tehdit japonya için çok anlam ifade etmiyor. Nitekim toplantının ev sahibi Kimura, Saddam Hüseyin’in işkenceci ve psikopat oğlu Uday’ın yakın arkadaşıydı ve 11 Eylül saldırısının haklı bir saldırı olduğuna hala inanıyor.
Bir başka sorun ise yakın geçmişteki savaşlara bakışları... Avrupalı ulusalcılar İkinci Dünya savaşındaki askerlerinin icraatlarına kahramanlık destanı olarak bakıyor. Doğal olarak Japon milliyetçiler de…
Aralarında Japonya’nın en büyük savaş suçlularının da bulunduğu ve İkinci Dünya Savaşında kaybedilen Japonlar için yapılan Yasukuni Tapınağı’nın ziyareti ikinci günün programındaydı. Uluslararası ırkçı ve milliyetçiler birliğini kuruluşundan sonra bölen ilk aktivite de bu oldu. Avrupalı ırkçı parti ve grup liderlerinin çoğu, toplantı çerçevesindeki ziyarete katılmayı reddetti.
Fransa Ulusal Cephe lideri Jean-Marie Le Pen ise diğer ‘’yoldaşlarının’’ aksine bu ziyarete katıldı ve saygı duruşunda bulundu. Ziyarete 15 kadar Avrupalı temsilci katıldı. İngiliz BNP Temsilcisi Adam Walker, ‘’ülkeleri için ölenleri onurlandırıyorum’’ diye savundu ziyaretlerini. Ama daha toplantı bitmeden Avrupa’daki birçok ırkçı ve ulusalcı web sitesi bu ziyarete ateş püskürmeye başlamıştı bile...
Irksal üstünlük doktrinini tartıştılar
Küresel toplantının ilk gününün ana konusunu, küreselleşmeye karşı direniş oluşturmuş. Burda hemen şu detayı da paylaşayım. Bu gruplarla küçük de olsa tek ortak noktam her halde çok uluslu şirketlerin ‘küreselleşme’ adı altında dünyada yaptıkları insani, ekonomik ve doğal tahribat. Ama bu gruplar tabii ki, işin insani, ahlaki ve manevi boyutunda değiller. Bunları yapan ‘kendi uluslarından şirketler olunca’ sempati duyuyorlar örneğin. Onlar küreselleşmenin en çok sosyo kültürel boyutuna tepkililer. Toplantıda en çok yakındıkları da göçmen akını olmuş nitekim.
Irkçı ve ulusalcı grupların tamamının, ülkelerinin ve şehirlerinin yabancı etnik kökenlerden ve kültürlerden tamamen arındırılması gerektiğinde anlaşması şaşırtıcı değil. İspanyol ulusalcı grubu Phalange’nin temsilcisi Alberto Torresano, ‘’Göçmenlerin hepsi tembel insanlar. Hiçbir şey yapmıyorlar. Eğitimleri yok ve hepsi mafya. Bu çok tehlikeli. Bu yaptığımızı 300 – 400 yıl önce yapsaydık Avrupa çok daha güzel bir yer olacaktı’’ şeklinde konuşmuş. Hispanik Torresano’nun ‘’Türk ve Kuzey Afrikalı göçmenleri kastettiği’’ bu cümlelerin tastamam aynısını Amerikalı ırkçılar, Hispanik göçmenler için kuruyor.

The Australian gazetesinin bildirdiğine göre Fransa’dan Le Pen ise, Fransa’nın ‘göçmenlik’ ve ‘küreselleşme’ ile yaşadığı ‘dejenerasyona’ ülkesinin milli takımını örnek göstermiş. Takımda ‘zenci futbolcu’ olmasına ve Milli Marşı okumamalarına büyük tepki gösteren Le Pen, ülkesindeki şehirlerin sokaklarında Müslüman kıyafetli insanları görmekten duyduğu derin rahatsızlığı da dile getirmiş. Sarkozy’i ‘sağcı görünmekle ama gerçekte sağcı olmamakla’ suçlamış ve ‘’Böyle giderse Fransa 20 yıl sonra bir başka ülkenin kolonisi olacak’’ kehanetinde bulunmuş.
İlk günün bir diğer konusu ise ‘vatanseverlik’ ve ‘ulusalcılık’ olmuş. Ne konuştuklarını tahmin etmekte güçlük çekecek bir tek mektup arkadaşımın olacağını sanmıyorum.
Irkçı ve ulusalcı grupların ikinci gün gündemini ise ırksal üstünlük doktrini oluşturmuş. Japon konuşmacı, ‘’birçok bilimsel araştırmanın Japon ırkının IQ’sunun diğer ırkların ortalamasından çok daha yüksek olduğunu ortaya çıkardığını’’ savunarak, ‘’Japonların kendi ırklarıyla gurur duymasında yanlış birşey olmadığını ve diğer ırkların bundan rencide olmaması gerektiğini’’ savunduğunu kayda geçeyim. ‘’Avrupa beyaz ırkının da kendine özgü eşsiz bir ırk olduğunu’’ belirterek, ‘’Avruplarıların da kendileriyle gurur duymasına saygı duyduğunu’’ da ekliyor. ‘’Kıtalarını diğer ırklardan arınmış tutma çabalarına saygı duymamız lazım’’ çağrısında bulunmayı da ihmal etmeden...
Toplantıyı 3 gün boyunca adım adım takip eden Economist muhabiri, kürsüye çıkan ırkçılığın amatör filozoflarının aksine, toplantının yapıldığı otelin salonunda, katılımcılar arasında bir bar kavgasınına ramak kalmış bir hava soluduğunu aktarıyor.
Bu adamların savundukları ırkçı ve fanatik görüşlerden bazılarına içinizden bir sesin onay verdiğini duyarsanız, hemen ‘ırkçı oldum’ diye paniğe kapılmayın. Irkçılık bazı insanlara has değil. İstisnasız hepimizin içinde bir ırkçı var. Bu sesi bundan dolayı duyuyoruz. Ama, işte vicdanın, aklın, kalbin, Hakkın ve adaletin de sesi var.
İçimizdeki ırkçının hırıltılarını duymamız sorun değil. O hırıltının çağrısına mı itaat edeceğimiz, yoksa vicdanın, aklın, kalbin, Hakkın ve adaletin sesine mi itaat edeceğimiz bizi ırkçılık batağına düşen zavallılardan olup olmayacağımızı belirleyen şey.
Bir diğer sorun ise küreselleşme… Kürselleşmenin az önce şerh düştüğüm ekonomik boyutu başka bir konu. Dünyanın dönmesini durdurmaya çalışmak gibidir küreselleşmeye ve onun getireceklerine karşı çıkmak. Yani karşı çıkılarak durdurulabilecek bir sorun değil. İsteseniz de istemesiniz de, hoşlansanız da hoşlanmasınız da siz başka ülkelere şehirlere gideceksiniz, başka insanlar ülkelerinize şehrinize gelecek. Başka kültürlerden, ırklardan, inançlardan insanlarla bir yerlerde yollarınız kesişecek. Ya iş yapacaksınız, ya aynı araçlarda yoldaş olacaksınız, ya komşu olacaksınız, ya meslektaş olacaksınız. Hiçbiri olmazsa internette, televizyonunuzda karşınıza çıkacaklar.
Kelime alıp kelime vereceksiniz. Adet alıp adet vereceksiniz. Ülkemi, şehrimi ‘pür’ ırkımla tutacam diyenin, ‘dünya yuvarlak değil’ ‘dünya güneşin etrafında dönmüyor’ diyenden zerre farkı yok. Kendi inancınıza, kendi kültürünüze güveniniz yoksa korkacaksınız tabii ki… Kendi inancına, kültürüne güvenen insanın korkacağı hiçbir şey yok küreselleşmede. Yeni bir çağ başladı. Bu çağa ne kadar hitap edeceğiniz ve bu çağın getirdiklerine ne kadar hazırlıklı olduğunuz önemli.
Irkçıların bile ‘etnosentrik’ evrenlerinden çıkıp dünyada başka insanlar da olduğu gerçeğine uyanmaya başladığı bir süreçte, ‘’Hayır ben 19’ncu yüzyıl kalıplarında, 20’nci yüzyılın dünyasında kalacam’’ diyenin fikrinin zikrinin 3 vakte çıkması zor.
Allah içindeki ırkçıya kulak verenlerden eylemesin.
Cemal Demir - Haber 7 - NEW YORKcemaldemir111@gmail.com