Trabzon'un Kent Mirası: Yer - Yapı - Hafıza

İki yüzün üzerinde seyahatnameye konu edilmiş, hakkındaki ilk yazılı kaynaklar M.Ö. 400’lere kadar inen Trabzon’un tarihin her döneminde büyük ilgi duyulan ve merak edilen kentler arasında yer aldı.

Trabzon'un Kent Mirası: Yer - Yapı - Hafıza
Trabzon'un Kent Mirası: Yer - Yapı - Hafıza
GİRİŞ 14.09.2010 17:02 GÜNCELLEME 14.09.2010 17:02

Trabzon'a ve Trabzon'un tarihine kültürüne ilgi tarih boyunca yoğun olmuştu.

TRABZON'UN TARİHİNİ YAZAN çOK

İki yüzün üzerinde seyahatnameye konu edilmiş, hakkındaki ilk yazılı kaynaklar M.ö. 400'lere kadar inen Trabzon'un yerel mimarlık ve sanat tarihi üzerine ilk araştırmaların 1895'te Bulletin de Correspondance Hellénique'te yayınlanan biri Josef Strzygowski'nin, ötekisi ise Gabriel Millet'in başka Ayasofya olmak üzere Trabzon'daki Bizans kilise ve manastırlarını konu edinen iki makalesi ile başladığı söylenebilir.

1985'te Anthony Bryer ve David Winfield'in kaleme aldığı iki ciltlik The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos kitabı ise, 19. yy. sonunda başlayan, Trabzon'un Bizans anıtları üzerine odaklanmış araştırmaların bir bakıma tüm sonuçlarının bir araya getirildiği, tümel bir yaklaşım sergileyen son çalışma olmuştur.  Bu çalışmayla birlikte 90 yıllık bir sürede düzensiz aralıklarla, ancak sistemli bir biçimde, onlarca araştırmayla bu bölgedeki neredeyse tüm Bizans anıtları tespit edilmiş, tarihi, mimari ve sanatsal nitelikleri bilimsel bir düzeyde ortaya konularak belgelenmiştir.

OSMANLI MİRASINI GöREN AZ...

Ancak Trabzon'daki Osmanlı devri yapılarının bilimsellik düzeyleri bir yana incelemeye değer görülerek farklı nitelikli yazıları konu edilmesi 1960'lı yılların ortalarını bulmuştur. 1970'li yılların ortalarından itibaren giderek artmasına karşın mimarlık ve sanat tarihi bağlamında bilimsel bir düzeyde kentin Osmanlı devri yapılarının araştırmaya konu edildiği çalışmalar ise iki elin parmaklarını geçmemektedir.

Bu kitap uzun yıllar ihmale uğramış, kentin fethi ile Cumhuriyet dönemi arasında inşa edilmiş Osmanlı devri yapıları ile dönemin kültür ortamları bağlamında 14 bilimsel makaleden oluşmaktadır. Her bir çalışma, odaklandıkları yapılar ve kültür ortamları ekseninde daha önce üzerinde çoğunlukla hiç durulmamış alanlardaki araştırmaları içermektedir.

BOŞLUĞU DOLDURMAYA ADAY ESER

kullan

 Klasik Yayınları www.klasikyayinlari.com

Ayrıca genç Türkiye Cumhuriyeti'nin, İmparatorluktan devraldığı "kent" ve "tarihi eser" mirasına 1930'lu yıllardaki yaklaşımlarını Trabzon özelinde okumamızı ve anlamamızı kolaylaştıran, ancak araştırmacılar için ulaşılması artık zor, Trabzon'a özgü en eski metinler de bu çalışmada bilgi dolaşımına dâhil edilmiştir. Kitap bu niteliğiyle bahsi geçen boşluğu doldurmaya aday ve yeni araştırmalara kaynak olabilecek bir potansiyel sunmaktadır.

Haber 7 Kitap Sayfası olarak sizlere sunacağımız kitabın giriş bölümünün eserin tüm özellikleri ve önemi konusunda fazlasıyla fikir vereceğine inanıyoruz.

İşte Trabzon Kent Mirası kitabının yazarları ömer İskender Tuluk ve Halil İbrahim Düzenli'nin imzasını taşıyan kitabın giriş yazısı:

TRABZON MİMARLIK TARİHİ YAZINI üZERİNE BAZI GöZLEMLER ve TRABZON KENT MİRASI

Tezkiretü'lbünyân, Tezkiretü'lebniye, Tuhfetü'lmi'mârîn, erRisâletü'l Mi'mâriyye, Adsız Risâle, Risâlei Mi'mâriyye ve Selimiye Risâlesi, eğer bir Osmanlı mimarlık tarihi yazınından söz edilmesi gerekirse elde var olan yegâne yazmalardır. Bunlar genel anlamda Osmanlı dönemine odaklanmış bir mimarlık tarihi kitabı olmaktan çok son zikredilen dışında birer otobiyografi olmaktan öteye geçmezler: Risâlei Mi'mâriyye ve Selimiye Risâlesi dışında kalan yazmalar Mimar Sinan'ın, Risâlei Mi'mâriyye ise Sedefkâr Mehmet Ağa'nın otobiyografisi niteliğinde, bu mimarların kısa yaşamları ve fakat ağırlıklı olarak eserlerinin bir listesini içeren yazmalardır. Bunlar arasında zikredilen Selimiye Risâlesi ise Türk mimarlık tarihinde ilk monografik eser olma özelliğine sahiptir. Ancak Osmanlı mimarlık tarihi yazınıyla doğrudan ilişkili bir metin olması nedeniyle ilk bakışta heyecan verici bir yazma gibi görünsmekle beraber, bu çalışma da "orta kratta bir bürokrat ve vakanüvis olduğu anlaşılan Dâyezâde Mustafa Efendi'nin kaleme aldığı ve kendi deyişiyle halkın anlayıp yararlanabileceği" düzeyde bir kitap olmaktan öteye geçememektedir.

OSMANLI MİMARLIK TARİHİ İLE İLGİLİ TEK ESER

Osmanlıların bugün anlaşıldığı biçimiyle bir tarih ve mimarlık tarihi yazımı gibi "dertleri" olmadığından 1873 Viyana Sergisi için Edhem Paşa'nın hazırlattığı Usûli Mi'mârîi Osmânî adlı kitap dışında, doğrudan Osmanlı mimarlık tarihini konu edinen bir kitap kaleme alınmamıştır. Katalog kıvamındaki bu kitap dahi, "19. yy.ın ikinci yarısının modasına uyarak Osmanlı üslubunun tanımını daha çok bezemeye dayalı örneklerle yapmayı amaçlayan ve mimari resimlerini Pietro Montani adlı bir İtalyan mimarın, yazılı bölümünü ise Marie de Launay'ın hazırladığı Türk mimarlık tarihine ilişkin Türkiye'de hazırlanmış ilk kitaptır."

Hal böyle iken son 50 yıla gelene kadar sıra dışı birkaç örnek dışında Osmanlı'nın farklı coğrafyalarında üretilen yerel mimari kültürü üzerine odaklanmış bir tarih yazımından söz edilemez. Nitelik olarak bakıldığında ise son 50 yılın çalışmaları bile erken 20. yüzyılın hâkim paradigmalarıyla tam anlamıyla hesaplaşamamıştır.

öte yandan mimarlık tarihi değil ama yerel ölçekli tarih araştırmasına ve yazımına yönelik ilginin 16. yy. sonlarından itibaren Osmanlı dışında başladığı bilinmektedir. Danacıoğlu, bu ilginin gerisinde iki temel dinamik bulunduğunu söylemektedir: Kendi tarihini yazdırmak isteyecek bir aristokrasinin, bir dini gücün hatta kent meclisleri aracılığı ile örgütlenmiş bir burjuvazinin varlığı bu dinamiklerden birisidir. Yazar, böyle ülkelerde 16. ve 17. yy.larda rastlanan yerel tarih araştırma örneklerinin, 18. yy. ile 19. yy.ın ilk çeyreğinde Osmanlı taşrasında oluşmaya başlayan yerel iktidar odakları olan ayanlarda görülmeyişini, bu egemenlik gösterisinin sistem içerisinde eğreti alanlar olarak kalmış olması ve ayanların kendi tarihlerini yazdıracak ve meşruiyetlerini zamana yayacak bir güç ve zihniyetten yoksun olmaları nedenine bağlamaktadır.

TRABZON SEYYAHLARIN İLGİ ODAĞIYDI

19. yy. ve özellikle Viktorya dönemi, Avrupa'da yerel tarih, arkeoloji ve kraliyet tarihi ile birlikte mimarlık tarihine ilişkin olarak da pek çok kurum ve enstitünün kurulduğu yeni bir aşamayı temsil eder. Bu alanlara olan ilgi bu bölgeyle sınırlı kalmamış, farklı coğrafyaları da ilgi alanı içine katmıştır. özellikle 17. ve 18. yy.lardan itibaren Batı dünyasının askeri ve ekonomik yayılımına bilgiye dayalı bir yayılmacılığın da eklenmesiyle birlikte gezginler, maceracılar, rahipler, yazarlar, araştırmacılar neredeyse çılgınca bir tutkuyla farklı coğrafyalara ve şüphesiz ki Osmanlı topraklarına yönelmişlerdir. Trabzon bölgesi de bu ilginin çekim noktalarından birisi olmuştur. Kentin en erken yazılı metninin M.ö. 400'lere kadar indiği (Ksenophon'un Anabasis'i) 200'ün üzerinde seyahatnameye konu olması bu ilginin en somut göstergelerinden birisidir.

Doğrudan Trabzon'a ilişkin yerel mimarlık ve sanat tarihi araştırmaları bu ilginin paralelinde gelişmiştir. Yer yer şehrin mimari dokusu hakkında bilgiler de sunan seyahatnameler dışında, bilimsel denebilecek bir bakış açısıyla Trabzon'un anıtsal yapıları üzerine yapılan ilk çalışmalar, İstanbul'daki Bizans anıtlarının bilimsel bir yöntemle ilk kez incelendiği W. Salzenberg'in 1854'te basılan Ayasofya hakkındaki albüm / kitabından 41 yıl sonra başlamıştır. 1895'te Bulletin de Correspondance Hellénique'te yayınlanan, biri Josef Strzygowski'nin, ötekisi ise Gabriel Millet'in iki makalesi bu bağlamda yapılmış ilk yayınlar olma özelliğine sahiptir.

TRABZON'UN AYASOFYASI

1903'te yayınlandığında Ortaçağ Hıristiyan sanatı için yeni ufuklar açtığı düşünülen Sanat Tarihinin Yeni Bir Yurdu: Anadolu kitabının da yazarı olan Strzygowski bu makalesinde Trabzon Ayasofyası'nı incelemiştir. Bunları Byzantion'da 1928 yılında yayınlanan N. Baklanov, M. Alpatov ve N. Brounov'un üç makalesi ile 1930'da David Talbot Rice'ın "Notice on Some Religious in the City and Vilayet of Trebizond" başlıklı makalesi izler. Baklanov, Trabzon'daki St. Eugenios ile Panagia Chrysocephalos kiliselerini; Alpatov, Trabzon Ayasofyası'nın cephe kabartmalarını; Brounov ise araştırma yazısı ve gezi raporu olarak yine Ayasofya'yı çalışmasına konu edinmiştir. Rice, Trabzon Kalesi ile Komnenoslar sarayı hakkındaki kısa yazısını 1932 yılında Journal of Hellenic Studies dergisinde "Trebizond, A Medieval Citadel and Palace" başlığıyla, Millet'in 1895'te yayınladığı makalesini de içeren Trabzon kiliselerinin duvar resimlerine ilişkin kitabını ise 1936'da yayınlamıştır. Ayrıca 1923'e kadar Trabzon metropoliti olan, bu tarihten sonra ise Atina metropolitliği makamına geçen Chrysanthos'un 1933'te basılan Trabzon kilisesi hakkındaki kitabı, bir tarih çalışması olmakla birlikte, buradaki dini yapılar hakkında pek çok bilgi barındırması nedeniyle son derece önemlidir.

Aslında bir tarihçi olan, ancak 1916 yılında Trabzon'un Ruslar tarafından işgali sırasında tarihi eserlerin kaydı ve toplanmasıyla da görevlendirilen Fyodor İvanoviç Uspenski'nin 1927'de basımı gerçekleştirilen Ocerki İz İstorii Trapezuntskoy Imperii (Trabzon Tarihi, çev. Enver Uzun) isimli kitabı ise, kentin tarihi yanında arkeolojik kazılara dayanan mimarlık ve sanat tarihi bulgularını da içermesi bakımından önemlidir. Uspenski, kazılarını her ne kadar kiliselerin içerisinde ve etrafında yapmakla yetinmiş olsa da, bu, kent tarihinde gerçekleştirilen ilk kazı çalışması olma özelliğini de taşımaktadır.

TRABZON'UN SANAT ESERLERİ RAPORU

Kentin mimari yapılarının bir Türk araştırmacıya (?) konu olması için ise 1937 yılını beklemek gerekmiştir. Abideleri Koruma Heyeti üyesi Mimar Sedat çetintaş, 1937 tarihli "emir" üzerine Kayseri, Sivas ve Amasya ile birlikte Trabzon'daki "abideler"in "tetkikatı" için görevlendirilmiş, hazırladığı "Trabzon'un San'at Eserleri" başlıklı raporunu dönemin Kültür Bakanlığı'na sunmuştur. Bu, her ne kadar bilimsel bir araştırmadan ziyade bir rapor olsa da yapıların bu tarihlerdeki durumunu ortaya koyması, daha da önemlisi çetintaş'ın yapılar hakkında tespit ve değerlendirmelerde bulunması bakımından son derece önemlidir.

Kentin anıtsal yapıları üzerine odaklanmış bilimsel nitelikli modern araştırmaların ise Selina Ballance'ın yine Trabzon'un Bizans kiliselerini konu edindiği makalesiyle, 1960 yılında başladığı söylenebilir. Bunu Trabzon Ayasofyası'nı konu edinen David Winfield'in makalesi izlemiştir.

OSMANLI YAPILARINI ARAŞTIRMAYA DEĞER BULAN İLK YAZAR

Trabzon'daki Osmanlı yapılarını araştırma konusu yapmaya değer (!) gören ilk yazar ise Ballance olmuştur. 1965 yılında yayınladığı "Early Turkish Buildings in Trabzon" isimli makalesinde yazarın inceleme konusu olarak Trabzon'daki erken devir Osmanlı yapılarını seçmesindeki asıl amaç, kendisinin de belirttiği gibi "kentteki Bizans yapılarını incelerken ilgi çekici bulduğu üç yapının ölçülerini alıp, ileride bu konuda kapsamlı bir inceleme yapmak isteyecek araştırmacılara yardımcı olur umudu ile ufak bazı notlarla birlikte planlarını yayınlamak"tır.

1966 ile 1973 yılları arasında Archeion Pontou'da dört bölüm halinde yayınlanan "NineteenthCentury Monuments in the City and Vilayet of Trebizond: Architectural and Historical Notes" başlıklı makaleler, Trabzon şehir merkezi ile Osmanlı idari taksimatına göre Vilayeti Trabzon sınırları içerisinde yer alan kilise, manastır ve şapellerin hem envanterini hem de detaylı mimari değerlendirmelerini vermesi bakımından son derece önemlidir. Bölümlerin Selina Ballance, Anthony Bryer, David Winfield ve Jane Isaac tarafından kaleme alınan bu makalelerde planlarına ve bazen de kesitlerine yer verilen yapıların bir bölümünün günümüze, bu yıllardaki görünümünden çok şey kaybederek ulaşmış olması bu makaleler serisinin önemini daha da artırmaktadır.

1968'de David Talbot Rice'ın editörlüğünde yayınlanan The Church of Hagia Sophia at Trebizond isimli kitap ise Trabzon Ayasofyası ile ilgili yapılmış en kapsamlı çalışma olma özelliğine sahiptir. Yapıyı tarihi arka planından, mimari kurgusuna, bezemelerinden, arkeolojik buluntularına kadar geniş bir yelpazede tartışan bu önemli monografik çalışmada David Talbot Rice'ın, Selina Ballance'ın, Tamara Talbot Rice'ın, Michael Ballance'ın, David Winfield'in ve Joyce Plesters'ın katkıları vardır. Mükerrem Anabolu'nun 1969'da yayınlanan Trabzon'daki Bizans çağı Yapıları isimli kitapçığı ise, özgün araştırmalara dayalı bilgilerden ziyade fotoğraflar dışında mevcut literatürdeki bilgileri tekrarlayan, İTü Mimarlık Fakültesi'nde 1968 yılında verilmiş konferansın basılı metnidir.

TOPOGRAPHY OF THE PONTOS KİTABI

1985'te Anthony Bryer ve David Winfield'ın kaleme aldığı iki ciltlik The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos kitabı, Trabzon'un Bizans anıtları üzerine odaklanmış, 1895'te başlayan araştırmaların bir bakıma tüm sonuçlarının bir araya getirildiği, bütüncül bir bakış açısı sergileyen son çalışma olmuştur. Bu çalışmayla birlikte 90 yıllık bir sürede düzensiz aralıklarla, ancak sistemli bir biçimde bu bölgedeki neredeyse tüm Bizans anıtları tespit edilmiş, tarihi, mimari ve sanatsal nitelikleri tanımlanarak belgelenmiştir. üstelik kentin ve bölgenin en önemli Bizans anıtı niteliğindeki Ayasofya Kilisesi tüm yönleriyle incelenerek eser monografik bir çalışmaya dönüştürülmüştür.

Diğer taraftan bu zaman zarfında, çetintaş'ın raporu bir kenara bırakılırsa, Trabzon'daki Osmanlı devri anıtları üzerine yapılan çalışma(lar) Ballance'ın 1965 yılında kaleme aldığı makaleyle sınırlıdır. Bu alanda sınırlı bir bilgi birikimine sahip yazarın Hatuniye Camii ve Türbesi ile Bedesten ve Vakıf Han gibi birkaç yapıyı kapsayan çalışması, verdiği tanımlayıcı bilgilerin fazla derinliği olmamasına karşın çizimleri ve özellikle Bedesten'e ilişkin öncü değerlendirmeleri nedeniyle önemlidir.

TARİHİ ESERLERİ İLE TRABZON KİTABI

Şamil Horuluoğlu'nun 1978'te yayınladığı Tarihi Eserleri İle Trabzon kitabı, Trabzon'un Bizans yapıları yanında Osmanlı devri anıtlarını da ilk kez konu etmesi, dahası bu yapıların sınırlı da olsa toplu bir listesini vermesi bakımından dikkate değerdir.

Yazarın önsözünde kendisinin de belirttiği gibi, hazırlanmasındaki asıl amaçın bilimsel bir bakış açısından ziyade "Trabzon'a gelen yerli ve yabancı turistleri… bu eserler(in)den haberdar etmek…" olan bu çalışmada, karşılaştırmalı bir okumayla ortaya çıkan çelişkili ifadeler, metin ile uyuşmayan hatalı başlıklar ve ilgisiz çizim ve fotoğraflar yukarıda bahsedilen önemine karşın kitaba dikkatle yaklaşılmasını gerektirmektedir.

Selçuk Mülayim'in "Trabzon Ayasofyası'nın Tarihlenmesinde Geometrik Bir Kompozisyonun Kronolojik Değeri", Naci Yüngül'ün "Trabzon'daki Hazinedarzâde Abdullah Paşa çeşmesi", Haşim Karpuz'un başta "Trabzon'da Yok Olan Türk Devri Eserleri" ile "Trabzon'da Türk Devri Hamamları" olmak üzere çok sayıda çalışması, 1970'lerden itibaren yoğunlaşan, kentin mimarlık ve sanat tarihi bağlamında öne çıkan başlıca araştırmalar olarak dikkati çekmektedir.

üNİVERSİTELERİN OSMANLI ANITLARINI İNCELEMEYE DEĞER BULDUĞU YILLAR

1960'lı yıllar, Trabzon'daki Osmanlı devri anıtlarının üniversitelerde incelemeye değer bir alan olarak görüldüğü ilk yıllar olmuştur. 1964 yılında İstanbul üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Hikmet Takaz'ın hazırladığı Trabzon'daki Türk Mimari Eserleri ve üslup özellikleri başlıklı Lisans Tezi, bu düzeyde ilk çalışma olma özelliğine sahiptir. Bu çalışmanın ardından giderek artan bir yoğunlukta Trabzon'un Bizans ve Osmanlı devri anıtları ve geleneksel konutlarının ağırlıklı olarak Lisans Tezi olmak üzere Yüksek Lisans çalışmalarına da konu olduğu görülmektedir.

öte yandan Trabzon'un geleneksel evlerinin araştırma konusu edildiği ilk çalışmanın Arkeolog Mahmut Akok'un 1951 yılında Arkitekt'te yayınladığı "Trabzon'un Eski Evleri" makalesi olduğu söylenebilir. Makalenin girişinden anlaşıldığı üzere yazar, 1950 yılında Trabzon'a "eski eserleri tetkik için" gelmiş ve çetintaş'ın 1937'de tespit ettiği iki "eski ev"e ek olarak bu çalışmasında üç ev daha eklemiş ve bunlardan iki tanesinin çizimlerini yayınlamıştır. Akok'un bu çalışması Trabzon kent içi ve kırsal alanındaki eski konutlara ilgiyi artırmış, hızla artan yoğunlukta farklı alanlardaki araştırmalara popüler konu başlığı olmuştur.

GİZLİ KALMIŞ öZGüN BİLGİLER

Hüseyin Albayrak'ın Trabzon Belediyesi Kültür Yayınları'ndan çıkan Trabzon İskender Paşa Külliyesi, Trabzon İmâret (Hâtûniye) Külliyesi ve Trabzon Orta Hisâr ve çevresi isimli kitapları söz konusu yapılara ilişkin analiz ve yorumlardan çok yapılar hakkında daha önce söylenenlerin toplu derlemeleri olmaları nedeniyle, bir dönem Trabzon Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nde Şube Müdürü görevinde bulunmuş Muhammet Yavruoğlu'nun Karadeniz Olay Gazetesi'nde yayınlanan makaleleri ise, vakıf kayıtları arasında gizli kalmış özgün bilgileri vermesi nedeniyle dikkate ve burada zikretmeye değerdir. Yine Murat Yüksel'in beş ciltlik Trabzon'da Türk İslam Eserleri ve Kitabeleri isimli çalışması yer yer hatalı bilgiler barındırsa da Osmanlı dönemi yapılarını ve kitabelerini derleyip toparlaması açısından önemlidir.

Bu arada mimarlık ve sanat tarihi çalışmaları için doğrudan olmasa da önemli bilgiler barındıran Trabzon'a ilişkin tarih ve epigrafi çalışmalarını da burada zikretmekte yarar vardır. Trabzon ve çevresine ilişkin zengin denebilecek bir bilgi kaynağı sunan kitabeler, vakıf ve tahrir kayıtları, şer'iyye sicilleri, seyahatnameler, haritalar ve görsel malzemeler kentin mimarlık ve sanat tarihi yazınında başlıca belgelerdir. Tarihi ve edebi nitelikleri dışında yapıların inşa ve onarım tarihlerine ilişkin bilgiler de barındıran Trabzon kitabeleri üzerine yapılan ilk ciddi çalışmaların Hamâmîzâde İhsan Bey'le başladığı bilinmektedir. Ancak Halil Edhem, Mahmut Goloğlu, ömer Akbulut ve Murat Yüksel dışında Naci Yüngül, Murat Uraz ve Mahmut Kemal Yanbey'in de Trabzon kitabelerine ilişkin çalışmaları bulunmasına karşın çeşitli nedenlerle yayınlanamadıkları için bu eserler doğrudan kullanılabilir olamamışlardır.

TRABZON'UN TİCARET KİTABI

Mehmet Kurnaz, Ronald C. Jennings ve Abdullah Saydam'ın Trabzon vakıf kayıtlarına ilişkin çalışmaları ile Heath W. Lowry ile Hanefi Bostan'ın Trabzon tahrir defterlerini kullanan kitaplarıkentin mimarlık tarihi bağlamında önemli bilgi ve ipuçları barındırırlar. Başta şer'iyye sicilleri olmak üzere Osmanlı arşiv kaynaklarını kullanan Necmettin Aygün'ün Trabzon ve çevresinde gerçekleşen ticari faaliyetleri ele alan Onsekizinci Yüzyılda Trabzon'da Ticaret kitabı, kentin ticari alanlarının ve yapılarının varlığı hakkında da önemli tespit ve değerlendirmelerde bulunur. özellikle Trabzon'un 17. yy. şer'iyye sicillerinin transkripsiyon ve değerlendirmesi üzerine çalışan Kenan İnan'ın "Kadı Sicillerine Göre Trabzon Şehrinin Fiziki Yapısı (16431656)" ile "Bedestenlerin Türk Ticari Mimarisindeki Yeri ve Trabzon Bedesteni" makaleleri de bu bağlamda önemli çalışmalar arasındadır.

Birçok konuda olduğu gibi kentin fiziki yapısı hakkında da değerli bilgiler barındıran Trabzon seyahatnameleri, toplu olarak ilk kez Antony Bryer, Jane Isaac ve David Winfield'ın kaleme aldığı "NineteenthCentury Monuments in the City and Vilayet of Trebizond: Architectural and Historical Notes" başlıklı makaleler dizisinin dördüncü bölümünde, daha sonra ise Kudret Emiroğlu'nun biraz daha genişleterek "Trabzon Seyahatnameleri Bibliyografyası" çalışmasında bir araya getirilmiştir. Veysel Usta Anabasis'ten Atatürk'e Seyahatnamelerde Trabzon isimli kitabında sınırlı sayıda seyahatnamenin Trabzon'la ilgili bölümlerini derleyerek yayınlamıştır. Söz konusu kitap, daha önce Türkçeye çevrilenler yanında, özgün dilinden ilk kez Türkçeye aktarılan seyahatnameleri de içermesi bakımından önemlidir.

TRABZON'UN HARİTALARI VE GRAVüRLERİ

YAZAR BİYOGRAFİLERİ

ömer İskender TULUK,

1969 yılında Zile'de doğdu. 1991 yılında mezun olduğu Karadeniz Teknik üniversitesi Mimarlık Bölümü'ne 1992 yılında Araştırma Görevlisi olarak katıldı. 1994 yılında Anadolu Türk Mimarlığında Cami ve Medreselerde StrüktürKonstrüksiyonMalzeme İlişkileri başlıklı Yüksek Lisans, 1999 yılında ise Mekana Bağlı Strüktür Analizi: Osmanlı Dini Mimarisinde örnekleme (15.17.yy) başlıklı Doktora çalışmasını tamamladı. 2005 yılında KTü Mimarlık Bölümü Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı'na Yardımcı Doçent olarak atandı. Halen Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini de yürüten Tuluk'un Anadolu Türk mimarlığı ve özellikle Trabzon ve çorum'un mimarlık tarihi kültürü üzerine bitmiş ve halen sürmekte olan araştırmaları bulunmaktadır.

***

Halil İbrahim DüZENLİ,

1979 yılında Suluova'da doğdu. 2000 yılında Karadeniz Teknik üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu ve 2001 yılında Araştırma Görevlisi olarak atandı. 2005 yılında tamamladığı Mimari Otonomi ve Medeniyet Benidraki Kavramları Bağlamında Turgut Cansever Projelerinde Biçim İşlev Yapı ve Anlam Analizleri isimli teziyle yüksek mimar oldu. 2009 yılında Mimar Mehmed Ağa ve Dünyası: Risâlei Mi‘mâriyye üzerinden 1617. Yüzyıl Osmanlı Zihniyet Kalıplarını ve Mimarlığını Anlamlandırma Denemesi isimli teziyle doktor unvanı aldı. 2009 Ekim ayından bu yana Mardin Artuklu üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde Yardımcı Doçent olarak çalışmaktadır. İdrak ve İnşa: Turgut Cansever Mimarlığının İki Düzlemi (Klasik, 2009) kitabının yazarı olan Düzenli, Yeniçağ Osmanlı mimarlık tarihi, Trabzon, İslam coğrafyasında mimari, mimarlık tarihyazımı ve 20. yüzyıl mimarlık kuramları ve uygulamaları konularında araştırmalarını sürdürmektedir.

Trabzon'a ilişkin her türlü görsel malzeme, kentin fiziki yapısı ve mimari dokusu hakkında önemli bilgilerle doludur. Haritalar, gravürler, farklı tekniklerdeki resimler ve fotoğraflar araştırmacılara, tanıklık ettikleri döneme ilişkin yazılı kaynaklarda geçmeyen zenginlikte bilgileri doğrudan aktarırlar. Bu anlamda Trabzon'un farklı yüzyıllardaki fiziki yapısını ortaya koyan birkaç haritadan en erken tarihlisi Bordier'in minyatürümsü haritasıdır. 1609 tarihli harita, kuzey güney yönünde denize dik uzanan surları doğubatı yönünde göstermiş olsa da kentin 17. yy.daki genel fiziki yapısı hakkında bilgiler vermesi bakımından önemlidir. Bu haritayla birlikte 1850'de Finlay'in, 1898'de Lynch'in, 1918'de Filizis'in hazırladıkları ile Chrysanthos'un 1925 tarihli kitabındaki haritalar kentin 17. yy. ile 20. yy. aralığındaki genel fiziki yapısı hakkında bilgiler verirler. Bunun yanında Lambert'in 1937 tarihli imar planı ile 1967 yılında Trabzon için hazırlanmış il analitik etütleri içerisindeki anıtsal yapıları gösterir hâlihazır harita, zincirin modern dönem halkalarını oluştururlar. Bunlara ek olarak başta Bryer ve Winfield'in kitabındakiler olmak üzere bilimsel araştırmalara dayalı hazırlanmış haritalar da bu alandaki yeni çalışmalara açılım sağlayan önemli belgeler olarak nitelendirilebilir.

Kültür Bakanlığı Yayınları arasında çıkan beş ciltlik Gravürlerle Türkiye kitabının son cildi Trabzon'a ilişkin 13 gravürü içerir. Bunlar zaman zaman betimleyenin fantastik zihin dünyasını yansıtsa da kentin panoramik görüntüsünden kent yaşamına dek çeşitli niteliklerde bilgiler aktarmaları bakımından dikkatli davranmak kaydıyla mimarlık ve sanat tarihi araştırmaları için önemli görseller arasında sayılırlar.

TRABZON'UN FOTOĞRAFLARI

Bunun yanında kentin özellikle 19. yy.daki fiziki yapısını, gravür ve resimlere göre çok daha nesnel bir biçimde aktaran Trabzon fotoğraf ve fotokartlarının da son derece önemli bir yeri vardır.

 İlk fotoğrafhanenin, Rus kökenli olabileceği düşünülen Armakoff tarafından 1868 yılında kurulduğu düşünülürse, kentin fiziki ve sosyal yapısını yansıtan yüzlerce fotoğrafın özel koleksiyonlarda bulunduğu düşünülebilir. Bunun yanında II. Abdülhamid'in 1876 ile 1908 yılları arasında hazırlattığı 911 albüm ve 36.000 fotoğraftan oluşan Yıldız Albümü'nde 57 adet de Trabzon fotoğrafı vardır. Kakuli Biraderler (Cacouli Freres) 1890 yılında bu albüm için Trabzon'un önemli yapılarını, sokak ve meydanlarını görüntülemekle için resmen görevlendirilmiştir. Trabzon şehir görüntülerini içeren ilk fotokartların ise 1890 yılında postada dolaşıma çıktığı düşünülmektedir. Günümüzde özel koleksiyonlarda yer alan bu kartlar üzerindeki damga ve imzalardan, kentte bu yıllarda fotokart yayıncılığı yapan azımsanmayacak sayıda yerli ve yabancı kişi ve kuruluşun olduğu anlaşılmaktadır.   

İLK KEZ YAYINLANAN YAZILAR

Lambert'in "Trabzon İmar Planı"na ilişkin üç metin ile Mahmut Akok'un 1951'de kaleme aldığı yazısı, Sedat çetintaş'ın Trabzon'un "San'at Eserleri Raporu" ve Kenan İnan'ın Trabzon Bedesteni ile ilgili makalesi dışında sekiz araştırmacı tarafından son üç yılda yapılan 15 çalışmanın bir araya getirildiği elinizdeki kitabın, 1895'te başlayan Trabzon'un mimarlık ve sanat tarihi araştırmalarının son dönem halkası olduğu söylenebilir. Her biri özgün araştırmalara dayanan ve bir kısmı ilk kez yayınlanacak olan yazılar kitapta beş bağlam ekseninde sunulmuştur.

Evvelemirde elde kalan ve kalmayan mirasın ne olup ne olmadığını ortaya koymayı hedeflerken, öte yandan yıllarca üst üste birikmiş ve tekrarlanıp katılaşmış olan yanlışlara işaret ederek bir zemin temizliğine de niyetlenen I. Bölüm'ün başlığının, "Yitik Mirasın İzinde"n gitmenin duygusallığını da barındırmasını istedik. II. Bölüm'de daha özel konulara değinerek "Belgelerin Işığında" yolumuzu biraz daha aydınlatma gayretindeydik. Bu aydınlığı daim kılabilmek için III. Bölüm'de yüzyıllardır akıp gelen bilgileri yakın dönemli paradigmalar aracılığıyla sorgulamamız ve yeni yollar açmamız gerekiyordu; "Yorum Denemeleri"nde bulunduk. Her dönemin kendi tabiatı ve yorumu olduğunu daha da vurgulayabilmek için en az 50 yıl öncesine gitmemiz manidar gözüktü; IV. Bölüm'de "öncü ‘Modern' Trabzon Tanıklıkları"na yer verdik. V. Bölüm'de ise sonraki çalışmalara ilham vermek ve eklemlendiğimiz silsileyi orta yere koymak için "Bibliyografik Katkılar"a ihtiyacımız vardı.

I. Bölüm'ün ilk makalesi olan "Osmanlı Dönemi Trabzon'unda Mimari Yapı Kültürü"nde Osmanlı dönemi Trabzon'unun genel bir fotoğrafı çekilmektedir. Yazıda Trabzon'a karakterini ve siluetini kazandıran kale, külliyeler, belli başlı camiler, kiliseler, bedesten, hanlar gibi yapılara değinilirken, bir taraftan da sonraki makalelerin üzerinde yükselecekleri bir zemin hazırlığına girişilmiştir.

"Yitik Mirasın İzinde: Trabzon'da Osmanlı Cami ve Mescidleri (14611583)" başlıklı inceleme metni yukarıda belirttiğimiz zemin temizliği için üzerine düşeni yapmıştır. 30 adet cami ve mescit üzerine daha önce söylenenleri birbirleriyle karşılaştırarak test eden ve aynı zamanda saha çalışması ve yerinde gözlemlerle sahih bilgilerin arayıcılığında olan metinde bazı tespit ve yorumlar Trabzon mimarlık tarihi yazını içerisinde ilk defa dillendirilmektedir. örneğin, "kayıtlardaki ismiyle Mescidi Hoca AliZâde Mehmed çelebi'nin yakın zamanlara kadar Faros Camii olarak isimlendirilen yapı olduğu ve yerinde bugün Yalı Mahallesi Camii'nin bulunduğu" tespiti gibi…

Komnenoslar döneminde inşa edilen ve Trabzon'un Osmanlılarca fethiyle birlikte yaklaşık 200 yıllık bir süreçte camiye çevrilen 7 adet kilise üzerine eğilen "Osmanlı'da Fetih Sonrası Dinsel Mekânı Camileştirme Anlayışı: Trabzon örneği (14611665)" başlıklı çalışmada asıl amaçlanan, Osmanlı'nın kiliseleri camiye çevirme anlayışının Trabzon özelinde incelenmesidir. Bunun yanında 1960'dan bugüne hemen hemen bütün metinlerde tekrarlanarak kullanılan Selina Ballance'ın çizimlerinin dışında, zikredilen yapıların son halini gösterir plan rölövelerine yer verilmiş olması çalışmanın önemini daha da artırmaktadır. Ayrıca, yerinde alınan ölçülerin Ballance'ın ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü arşivindeki rölövelerle karşılaştırılmış olması ise bu çizimlerin güncellenmesi açısından önemlidir. Yapılan çalışma bir kere daha ortaya koymuştur ki, Komnenoslardan miras alınan kiliselerden en özgün biçimiyle günümüze ulaşmış olanları, camiye çevrilenlerdir.

II. Bölüm, bir Osmanlı mirası olan İmaret Mezarlığı'nın 1938 yılında Cumhuriyet'in kamusal mekana yaklaşımlarını gösterir biçimde Atapark'a dönüşümünü konu edinen "İmareti Hatuniye'den Atapark'a: Trabzon'da Kamusal Alan Dönüşümüne Erken Bir Tanıklık" irdelemesiyle başlamaktadır. Metinde bu vurguyu güçlendiren, ulaşılabilmiş bütün görsellerin biraradalığıdır. Bu çalışma aynı zamanda görsellerin bir mimarlık tarihi araştırmasında kullanılabilme potansiyelini göstermesi açısından da manidardır.

Başlığı "Trabzon İskender Paşa Camii: Fiziksel Gelişim Süreci üzerine Tarihsel Bir Değerlendirme" olan bir sonraki çalışma, temelde söz konusu caminin plan değişikliklerinin kronolojik bir düzenle ortaya konmasını amaç edinmesi yanında yine görsellerin mimarlık tarihi alanında kullanılabilirliğini; Osmanlı döneminde bir anıtsal yapının ihtiyaca bağlı olarak büyütülmesini / büyütülebileceğini; bu yaklaşımın "modern koruma" mantığından farklılığını serimlemesi bakımından önemlidir.

II. Bölüm'ün son iki makalesinde aynı yapı üzerinde bir tarihçi ve bir mimarlık tarihçisinin bakışlarının ardı ardına sıralanması disiplinlerarası çalışmaların verimliliğine vurgu yapar. Trabzon Bedesteni üzerine yazılan bu iki metnin yapıyla ilgili eski tanım ve yorumların derlendiği, yeni yorumların eklendiği en eksiksiz metinler olduğunu söylemek abartı olmasa gerek.

III. Bölüm mimarlık tarihi ve tarih disiplinleri içerisinde yakın dönemli paradigmaların Trabzon özelinde uygulamaya konulduğu metinlerden oluşmaktadır. Bu metinlerin orijinalitesi Trabzon özelinde daha önce değinilmemiş konulara eğilmelerinden kaynaklanmaktadır.

Trabzon'un en önemli iki anıtsal yapısı olan Gülbahar Hatun ve İskender Paşa camilerinin ele alındığı ''Osmanlı Mimarlığını Trabzon'dan Okumak: Gülbahar Hatun ve İskender Paşa Camileri Karşılaştırması'' başlıklı metin Osmanlının merkezdeki mimarlık pratikleriyle çevre (periferi) pratiklerinin yer yer örtüştüğü yer yer de farklılaştığı durumları ve mimari üslupların akış dinamiklerini Trabzon'dan bakarak okumaya ve anlamaya çalışır.

"Araklı'nın çok Kubbeli Camileri üzerine Birkaç Not" başlıklı çalışma bu bağlamda bir mimari tipolojinin dolaşım serüvenini sorgulamaktadır. Doğu Karadeniz'de TrabzonAraklı dışında pek nadir rastlanan bu çok kubbeli cami tipinin hangi dinamiklerle beslendiği ve dolaşıma girdiği sorusu ilk defa bu metinde ele alınıyor.

"Bir Yeniden İnşa Denemesi: 18. Yüzyıl Ortalarında Trabzon Evleri Hakkında Bazı Tespitler" başlıklı sorgulama Osmanlı mimarlık tarihi çalışmalarının belki de en girift konularından biri olan Osmanlı konutunun (bu metinde 18. yüzyıl) formu hakkında Trabzon Şer'iyye Sicilleri'nin yazı dilinin bir bakıma biçime ircaının çabası. Aynı zamanda, bu metin ve ona eklemlenen "Arşiv Belgelerine Göre Trabzon'da üçüncüoğlu Sarayı" başlıklı çalışma, Osmanlı kayıtlarından süzülen bilgi parçacıklarıyla modern bir araştırma metni üretiminin örneklerini sunuyor. üçüncüoğlu Sarayı incelemesi tarih disiplininin çokça uğraştığı özellikle yapı tamiratları bilgileriyle birlikte alttan alta bir 18. yüzyıl ayanının "saray özlemi"ni de şekillendiriyor.

III. Bölüm'ün son metni olan "Cumhuriyeti Trabzon'da İnşa Etmek: Trabzon Belediye Meclisi Zabıtnamelerinde ‘Meydan', ‘Anıt', ‘Müze' ve ‘Sinema' Tartışmaları (19311958)" başlıklı çalışma, merkezçevre paradigmasının en kolay uygulanabileceği varsayılan erken Cumhuriyet'in Trabzon'daki yansımalarını yerel aktörlerin dilinden ortaya koyuyor. Aynı zamanda, bu ortaya koyma sürecinde "kavram"a geri dönülüp merkezçevre paradigmasının bu tür araştırmalardaki imkânları ve sınırlılıkları üzerine düşünmeyi teşvik ediyor. Erken Cumhuriyet döneminde merkezden çıkan düşüncenin yerel aktörler elinde neye dönüştüğü hayli ilgi çekici görünüyor.

Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin imparatorluktan devraldığı "kent" ve "tarihi eser" mirasına 1930'lu yıllardaki yaklaşımlarını Trabzon özelinde okumamızı ve anlamamızı kolaylaştıran metinlerin yer aldığı IV. Bölüm, aynı zamanda yeni araştırmalar ve araştırmacılar için ulaşımı zor, Trabzon'a özgü en eski metinlerin bilgi dolaşımına dâhil edilmesini amaçlıyor. Trabzon'un modern anlamda ilk plan önerisi olan 1937 tarihli Lambert Planı ve ekleri kentin 1937 yılındaki görünümünü de gözler önüne seriyor. Sedat çetintaş'ın "Trabzon'un San'at Eserleri Raporu", Trabzon'un eski eserlerinin bir "modern" sınıflama mantığıyla bu kadar ayrıntılı olarak bir araya getirildiği, tarih, mimarlık tarihi, korumarestorasyon gibi alanlarda çalışan araştırmacıların gözden kaçırmaması gereken bir ilk metin özelliğini taşıyor. Bu iki metne eşlik eden "J. H. Lambert Trabzon'da, Yıl 1937: Trabzon'da ‘Şehirleşme' çabaları, Lambert'in ‘Trabzon İmar Planı ve İzah Raporu' üzerine Notlar" ile "Sedat çetintaş Trabzon'da, Yıl 1937" başlıklı değerlendirme yazıları konunun farklı bağlamlarını dile getiren birer tanımlama ve açıklama metni niteliğinde.

Mahmut Akok'un 1951 tarihli "Trabzon'un Eski Evleri" metni ise o yıllarda gündemde olan Ankara Evleri, Bursa Evleri, Kütahya Evleri, Diyarbakır Evleri vb. daha ayrıntılı çalışmalarda kendini gösteren bir arayışın makale ölçeğindeki Trabzon yansımasıdır. Bugün birçoğunu göremeyeceğimiz Trabzon evlerinin detaylı çizimlerle matbu hale getirildiği en erken çalışmadır bu. özetle söylemek gerekirse, IV. Bölüm'ü oluşturan Lambert'in, çetintaş'ın ve Akok'un çalışmaları modern dönemlerin "arzularını" deşifre eden, Trabzon mimarlık tarihi yazılırken ihmal edilemeyecek "olmazsa olmaz" metinlerdir.

V. Bölüm, sonraki araştırmalara bir altlık oluşturması düşünülerek hazırlandı. "Trabzon'da Kent İçi Tescilli Binaların Dağılımı ve Envanteri"nde kentin bütün tescilli yapıları haritalar ve listeler halinde yayınlanmıştır. "Trabzon Camileri: Bir Envanter Denemesi (14612008)"nde Trabzon mimarlık tarihinin en önemli yapı türünü oluşturan camiler, kendi araştırmalarımız sırasında karşılaştığımız bilgiye ulaşım zorlukları gözetilerek Trabzon Müftülüğü Cami Kütüğü'nden yola çıkılarak bir araya getirildi. "Trabzon Mahalle İsimleri (14862008)" Osmanlı fethinden bugüne kadar Trabzon mahalle isimlerini tahrir, salname ve raporlardaki ifadeleriyle bir araya getirmiştir. "Trabzon Mimarlık Araştırmaları Bibliyografyası" ise Trabzon mimarlığı konusunda bugüne kadar bir araya getirilen en derlitoplu bibliyografyayı oluşturma iddiasında olduğumuz ve ucuna eklemlendiğimiz literatürden müteşekkildir.

Elinizdeki kitabın bazı metinleri daha önce çeşitli dergilerde makale olarak yayınlandı, bazıları bildiri olarak sunuldu. Bazıları ise ilk defa burada yayınlanıyor. Her metnin önceki yayın yeri dipnotlarda gösterilmiştir. 2005 yılındaki ilk çalışmamızdan kitap olarak ilk baskı tarihi arasındaki sürede birçok insanın ve kurumun yardımını gördük. Hepsine teşekkür ederiz. Ulaşılması zor belgelere kolayca ulaşmamızı sağlayan İsmail Hacıfettahoğlu'na, çok fazla bilinmeyen eski fotoğrafları kendi arşivinden bizzat vererek katkı sağlayan Mustafa Reşat Sümerkan'a, "Trabzon Anıt Fişleri"ni kullanmamıza izin veren Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdiresi Serpil Yülsel'e, Trabzon İl Müftülüğü ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkililerine ve Veysel Usta'ya müteşekkiriz.

Klasik yayınlarından Yücel Bulut, Salih Pulcu ve Mustafa Demiray'a bu kitabın yayınlanma aşamasındaki emeklerinden dolayı ayrıca teşekkür ederiz. Umudumuz, eldeki çalışmanın Trabzon mimarlık tarihi yazınındaki bazı eksiklikleri tamamlamış, bazı yanlışlıkları düzeltmiş ve gelecek çalışmalara katkıda bulunacak olmasıdır. Eksik ve hatalarımızın olması ise kaçınılmazdır.

KAYNAK: HABER7
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Fransız televizyonunda Türkiye hazımsızlığı: Asimile olmayacaklar, yasaklayalım!
64 ilde 20 bin kurasız konut! İşte en fazla konut satılacak 10 il...