Diyarbakırspor, Bulgar Süper Ligi'nde!
Süper Lig'de yeni sezon kuralları
Yaza bir hafta kala lapa lapa kar yağdı
Saatte 1 milyon dolar kazanıyor!
Otoyollarda KGS ve OGS kalkıyor
15 Eylül 2010 11:31 - 12,402 Okunma
İstanbul'un yeraltında; Büyük Saray’dan arta kalanlara, Mehmet Başdoğan’ın bulduğu Zifaf Odasına, 8 bin yıllık sırlara, mescitlere, sarnıçlara vardı. Ersin Kalkan onları kitapüstüne çıkarttı...
Yeraltındaki İstanbul kitabının özelliği, İstanbul’u hem yer altı hem de yer üstü zenginliklerini birleştirerek anlatmasında çünkü çoğu zaman İstanbul’un toprak üzerinde gördüğümüz yapılarının kadim çağlarda farklı mimari yapıların üzerine kurulu yeni yapılardan ibaret olduğunu gözden kaçırabiliyoruz.
Kitabın Sunuş yazısına, “Bir şehir düşünün ki, zamanı mahzenlerinde dondurup saklasın; mekânı kuytularında hıfzedip geleceğe bıraksın… Ve bir şehir düşünün ki, “iz”lerini silmeden, çoğalarak yaşasın. İstanbul, dünden bugüne ve bugünden yarına, her sesi, her sözü ve eylemi hıfzederek, yeni sakinlerine sürekli tazeliğini koruyacak bir kitap sunuyor” sözleri ile başlayan İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Nevzat Bayhan da kitaba dair şunları söylüyor: “İstanbul hakkında bilmemiz gerekenlerin çoğunluğu karşısında düştüğümüz acz, kitapların sayısındaki artışı da beraberinde getiriyor. Ve bu kitapları, geleceğin nesillerine de İstanbul’u anlama rehberi olarak kalacaktır. Bu şehri anladığımızda, “yabancı”lığımızın kaybolacağına; İstanbul’un ortak paydasında dün yükselmiş ortak kültürün bugün de yükselebileceğine inanıyoruz. Yeraltındaki İstanbul, İstanbul’a, dünyanın merkezine seyahate çağırıyor.”
İstanbul’un yeraltında taşıdığı sırlara ulaşıp anlatmak bir hayli zor ve iddialı bir iş aslında. Çünkü, çeşitli nedenlerle bu şehrin altında kapsamlı bir arkeolojik araştırma yapılmamış.
Bazı bilim insanlarının büyük bir özveriyle yaptığı ciddi çalışmalar ise, devamı getirilmediği için bir türlü tamamlanamamış. İstanbul’dan çok uzaklarda Hititler, Urartular, Sümerler, Likyalılar için yapılan araştırmalar için kolayca fon ve destek bulan arkeologlar İstanbul’un altına yolculuk yapmak istediklerinde imkansızlıklar içinde kıvranmışlar.
Bu nedenle İstanbul’un yeraltı şehri hakkında elimizde derli toplu bir envanter yok. Çünkü, her geçen gün bu şehrin şekli alt üst oluyor, sokak isimleri de sürekli değiştiriliyor; alt geçitler, üst geçitler, köprüler, viyadükler yapılıyor. Böyle olunca da insan sık sık yolunu kaybediyor ve zaman zaman umutsuzluğa kapılıyor. Ben bu süreci yaşadım. Bu şehrin tarihine, derinlerine yolculuk yapmak isteyen başkaları da aynı sıkıntıyı çekmesin diye bu kitabı yazmaya karar verdim.
İstanbul, uçsuz bucaksız bir okyanus aslında. Bu kitapta anlatılanlar ise, bir martının okyanustan gagasına alabileceği su kadar. Bu kitap bir tarih çalışması değil; bir şehir anlatısı sadece. Bu şehrin altında asırlardır uyuyan uygarlık kalıntılarına bir güzelleme de diyebiliriz. İstanbul’un yeraltında gezerken sık sık yerüstüne de çıkmak zorunda kaldım. Çünkü, söz konusu yapıların büyük bir çoğunluğu bir zamanlar yerüstündeydi. Ya üst kısımları yıkıldı bu eserlerin ve yerine başka yapılar inşa edildi ya da hiç durmadan esen rüzgarların getirdiği tozlar toprağa dönüşerek bağrına çekti bu eserleri. Ve ben de tarihsel süreç içindeki hikayelerini size nakledebilmek, önemlerini ve anlamlarını ifade edebilmek için sık sık derinlerden yukarıya çıkmak mecburiyetinde kaldım. Ya da tam tersi oldu.
Bu anlatıda, yıllardır üstünde dolaşıp durduğum, içinde kaybolduğum, her eser yıkıldığında bir can uçmuşçasına kederlendiğim İstanbul’un yeraltına dikkatlerinizi çekmeye çalıştım. Üzerinde yaklaşık iki senedir çalıştığım bu kitapta, hatalar ve eksikler var kuşkusuz. Böyle olması da normal; çünkü, İstanbul var oldukça bu kitap kolay kolay bitmez.
Biz İstanbul’un derinlerine doğru yol aldıkça hep yeni keşifler yapacağız. Bu kent önümüzde yaprak yaprak açacak kendini. İstanbul’da yaşayanların insafsızlığına ve vicdansızlığına rağmen toprağın koynunda şefkatle barındırdığı sırları bize bu şehir kademe kademe gösterecek. İşte belki o zaman bu kitap da tamamlanmış olacak.
(Haber 7)
ETİKETLER
Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 133 kişi beğendi.
Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..
+ Bu Yorumu Beğen09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 74 kişi beğendi.
yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.
+ Bu Yorumu BeğenNeden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 79 kişi beğendi.
Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 62 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 45 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen
Kahramanmaraş Belediyesi tarafından düzenlenen şiir festivali kapsamında kente gelen 60 şair, 12 farklı okulda ''Çat Kapı Şair Buluşmaları'' etkinliğiyle...
GAZETE MANŞETLERİ
| İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
Ekrem Kızıltaş Sizce hangisi daha vahim?
Hasan Öztürk Bülbülün dili başı belası
Fatih Bayhan Taşı toprağı devlettir Ankara’nın!
Prof. Dr. Ata Atun Türk Hava İhlalleri
Erkam Tufan Aytav Psikolojik harekâtın hedefi: Cemaat
Arif Altunbaş Askeri okullar da demokratikleştirilmeli
Hacer Aydın Miras (eşit)tir!
Meryem Aybike Sinan Said Nursi, Türkçe Olimpiyatlarına nasıl bakardı?
Ayşegül Yıldırım Kara Umre Notları 11 / Hacerü’l-Esved Nöbeti