28 Ekim 2010 10:05
- 9 Yorum
- 5,842 Okunma
Geçen yazımda, “Atatürk’ü Koruma Kanunu” olarak bilinen “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun”u başlık yapmış ve kanunun nasıl çıkarıldığını anlatacağımdan söz etmiştim. Yazı uzayınca ana konuya giremedim.
1946’da “açık oy gizli sayım” yaparak seçimleri kazandığını açıklayan Milli Şef CHP’si, bir sonraki seçimlerde başına gelecekleri görmeye başlamıştı. 20 yıl boyunca yok edilmek istenen dini inancın sapasağlam ayakta durduğunu fark etmişti.
İsmet İnönü, bu tarihten sonra yeni bir politika izlemeye başlar. Bu kez, yok etme çabalarını geri plana iter, ön tarafa mevcut durumdan istifade etme ve lehlerine çevirme yoluna gider.
1924’ten itibaren hayata geçirilen uygulamalar, yerini bugünün CHP’sinin bile atmaya cesaret edemeyeceği adımlara bırakır.
17 Kasım 1947’de toplanan 7. CHP Kurultayı’nda Hamdullah Suphi Tanrıöver, dine getirilen kısıtlamaların toplumu DP’nin kucağına ittiğini anlatır ve alınması gereken tedbirlerin neler olabileceğini sıralar. Sert tartışmalar yaşanır. Tartışmalı kurultay tam 19 gün sürdü.
Sonrasında gündeme getirilenlerin önemli bir kısmı hayata geçirildi. 1947’den itibaren 14 Mayıs’ta DP’nin iktidara gelmesine kadar neler hayata geçirildi kısaca bakalım.
- Hacca gideceklere ilk kez döviz tahsis edildi.
- İlkokul 4. ve 5. sınıf öğrencilerine din dersi eğitimi verilmeye başlandı.
- İlk İmam Hatip okulları ve İlahiyat Fakülteleri açıldı.
- 1925’ten bu yana bakımı yapılmayan mabetlerin bakım ve onarımları gerçekleştirildi, din adamlarının maaşlarında ciddi iyileştirme yapıldı.
Öğrenci yokluğu gerekçesiyle kapatılan Kuran kurslarının açılmasına izin verildi.
BAYAR’IN LAİKLİKLE İLGİLİ SÖZLERİ, CHP’YE SEÇİM MALZEMESİToplum, bu yapılanları benimsiyor ama geçmişte yaşattıklarından dolayı CHP’den artık sıdkı sıyrılmıştı. Sıcak bakmıyordu. Esas itibariyle hiçbir farkı yok gibi görünse de Demokratları bir kurtuluş umudu gibi görür olmuştu.
Hatta bir çok kişiye garip gelebilir ama 1950 seçimleri öncesinde laikliğin savunucusu DP lideri Celal Bayar, dini kavramların müdafii ise CHP’liler olmuştu.
Seçim kampanyası sırasında Celal Bayar, Bursa mitinginde laikliği öven, “kara kuvvet”i (irtica) yerden yere vuran bir konuşma yapmıştı. Dindar kesimin önde gelen yayın organı olan Sebilür-Reşat dergisi, bu sözleri yerden yere vuran bir sayı hazırlar. Her cümlesini ele alır ve Celal Bayar’a ağır eleştiriler yöneltir.
CHP’liler, Sebilür-Reşat dergisinin bu nüshasından yeni baskı yaptırırlar binlercesini seçim propaganda malzemesi olarak Anadolu’ya dağıtırlar. “Bakın dindar dediğiniz partinin genel başkanı neler söylüyor” denilerek bu dergiler elden ele dolaştırılır.
CHP’nin yeni propaganda malzemesinin laiklikle ilgili kendi sözleri olduğunu gören Bayar, İsmet İnönü’nün yanına gider. Elindeki delilleri masanın üzerine koyar ve şöyle der:
- Paşam, hani parti mücadelelerinde din istismarcılığı yapmamak hususundaki sözleşmemiz nerede kaldı.
İnönü, önce bu durumdan kendisinin haberi olmadığını söyler. Bayar ısrar edince de, “Ne yapalım, bizim arkadaşlar senin zaafından istifade etmişler” der.
PİLAVOĞLU AĞINI BÖYLE ÖRDÜ1930’lu yıllarda Çankırı Söğütözü çevresinde cemaat oluşturmaya başlayan bir isim vardı. Hukuk Fatültesi’nden terk olan Kemal Pilavoğlu, kendisinin Ticani tarikatının şeyhi olduğunu öne sürerek cemaat toplar olmuştu. Tarikatın kurucusu Ebu’l Abbas Ahmed et-Ticani (1737-1815) idi. Pilavoğlu, nasıl olmuş da bu tarikatta “şeyhlik” payesini elde etmişti onu bilen yoktu.
Kendilerine Ticaniler denilen Kemal Pilavoğlu’nun etrafında toplanan isimler, 1940’lı yıllarda Atatürk aleyhinde yaptığı konuşmalarla adını duyurmaya başladı. Ticaniler, ilk büyük eylemlerini 4 Şubat 1949’da Meclis’te Arapça ezan okuyarak yaptılar.
DP iktidarı ile birlikte Anadolu’nun muhtelif yerlerinde Atatürk heykellerine saldırı haberleri gelmeye başladı. CHP’liler, muhtelif yerlerde “Ticanilere lanet” mitingleri düzenledi. DP yönetimi telaşlaşa düştü. Atatürk’e yönelen fiillerin cezalandırılması gerektiğine karar verildi. Atatürk’ü koruma altına alarak, CHP’nin elinden bu kozun alınması gerektiğine karar verildi.
HÜKÜMETİ, YAHUDİ HUKUKÇU HİRSCH KURTARDIMeclis’te görüşmeler haftalarca sürdü. CHP bu tasarıya karşı çıkıyordu. “Bir kişi hakkında kanun çıkarılamaz” deniyordu. Gerekçe olarak da yürürlükte olan 1924 Anayasası’ndaki 69. maddeyi gösteriyordu.
Bu iddialar karşısında zor duruma düşen hükümet, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınan Yahudi asıllı ünlü Hukuk Profesörü Ernst Hirsch’in görüşüne başvurdu. Hirsch şu görüşü ortaya koydu:
“Buradaki ‘şahıs’ deyimi, ‘gerçek kişi’ yani ‘insan’ anlamına gelmektedir. Madde 27’ye göre insanın şahsiyeti, doğumunun tamamlanmasından itibaren hayatla başlar ve ölümle son bulur. Atatürk adında bir şahıs, artık hukuki anlamda mevcut değildir. Dolayısıyla ona yasa yoluyla bir imtiyaz sağlanması söz konusu olamaz (…) Burada korunmak istenen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna karşı Türk milletinde genel olarak yaygın bulunan hayranlık ve saygı duygusudur.”
(Zülfü Livaneli, Vatan, 3 Şubat 2008)
Bu görüşün açıklandığı günlerde bir defasında 17 yerde birden Atatürk heykelleri çekiçlerle tahrip edilmişti. Bu olayın hemen ardından 5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun 25 Temmuz 1951’de Meclis’ten geçerek yasalaştı. Yasanın çıktığı tarihten sonra ise bir daha heykel saldırısı olayı yaşanmadı.
Kemal Pilavoğlu ve 74 müridi, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Atatürk’ü Koruma Kanununa muhalefetten 15 ay hapis cezasına mahkum oldu ve Bozcaada’ya gönderildi. Tahliye olduktan sonra adamları ile burada yaşamaya devam etti. Rumlar’ı terke zorlayarak elde ettiği mülkleriyle bir servet sağladı.
1977 yılında karısının şikayeti üzerine evine baskın düzenlendi. Üç oğlan çocuğu ile uygunsuz bir şekilde yakalandı. Yargılaması sürdüğü sırada da öldü.
CHP-Ticaniler ilişkisini sonraki yıllarda, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ortaya koydu. Partinin yıllarca savunuculuğunu yapan Yakup Kadri, “Politikada 45 Yıl” isimli kitabında, “CHP’nin Ticani tarikatıyla işbirliği etmeyi göze almaktan çekinmediğini” yazıyor.
Aslında bu iddiaları, 14 Mayıs seçimleri öncesinde 26 Nisan’da DP’ye yakınlığıyla bilinen Zafer gazetesi gündeme getirmişti. Ticaniler’in köy köy dolaşarak CHP’ye üye kaydettiklerini açıklayan bir haber yer almıştı.
Bunu iddia olmaktan çıkaran ise içerden biri olan Yakup Kadri’nin yazdıkları oldu.
Ünal TANIK / Haber 7
tanik@haber7.com