30 Ekim 2010 10:03
- 4 Yorum
- 9,715 Okunma
Çankaya Köşkü’ndeki davete gitmeden önce Ankara’da büroya uğruyorum. Arkadaşlarla çay kahve içerken sohbet doğal olarak “kim katılacak, kim katılmayacak” konusuna geliyor.
CHP lideri
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Genel Merkez’de
Önder Sav’ın odasında yapılan senaryonun dışına çıkamayacağı zaten önceden belli idi.
Kılıçdaroğlu, medya yöneticileriyle yaptığı buluşmada hafif omurgalı bir tavır sergilemeye kalkarak, sanki katılacakmış izlemini vermiş ve
“Daha 29 Ekim’e çok var” çıkışı yapmıştı.
Kılıçdaroğlu, sonunda
Sav’ın senaryosunu kamuoyuna duyuran
Muharrem İnce’nin yaptığı açıklamanın harfiyen dışına çıkamadı ve CHP yönetiminden kimse Çankaya Köşkü’ne gelmedi.
Cumhuriyet’in kurucusu iddiasındaki bir parti, cumhurun reisinin verdiği resepsiyonda yoktu.
Bürodaki arkadaşlar kendi aralarında askerler için
“katılacak-katılmayacak” totosu oynamaya başladı. Önemli bir kısmı birkaç gündür kulislerde dolaşan,
“katılıp fazla kalmadan gidecekler” yolundaki görüşte birleştiler.
Ankara Haber Müdürü
Halis Gökgöz, “Göreceksiniz, katılmayacaklar” dedi. Hatta bir adım daha ileri gitti,
“var mısınız iddiasına?” dedi.
Ben de
“katılmayacaklar” dedim ve ilave ettim:
“Bir kere Işık Koşaner’in, selefi Başbuğ’dan daha farklı düşündüğünü sanmak hatalı bir görüş. Sadece aralarında üslüp farkı var. Önceki kamera ve mikrofon gördüğünde dayanamıyordu. Koşaner’in daha yumuşak tavırlı olduğunu düşünmek hata olur.”
Dediklerim bununla sınırlı değildi. Bir noktayı daha hatırlatmam gerekti:
“CHP’liler katılsaydı, askerin tavrı biraz önce konuştuğunuz gibi gelip kutlamaya katılma ve ardından ayrılma yönünde olurdu. Koşaner, üslubundan dolayı zaten alttaki komuta kademesinden ciddi eleştiri alıyor. ‘Niçin Başbuğ gibi çıkıp sert çıkmıyorsun’
diye eleştiriliyor. Şimdi Koşaner’e kendince tavır koyma fırsatı doğdu.”
Gömleğine iddiaya girilmedi. Hoş sohbetten sonra Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni
Mustafa Çelik, Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni
Hasan Öztürk ve Haber 7 yazarı da olan Ankara Temsilcisi
Mehmet Acet ile birlikte Çankaya Köşkü’ne doğru yola çıktık.
Köşk çevresine vardığımızda müthiş bir trafik sıkışıklığı vardı. Önce adım adım ilerleyen trafik, kapıdan içeri yöneldiğimizde kilitlenip kaldı. Biz de önümüzdeki bir kişinin attığı cesaretli adımdan güç alarak inip yürümeye başladık. Bir iki dakika sonra baktığımda Köşk’e toplu yürüyüş gibi bir görüntü oluşmuştu.
İçerdeki kalabalık, geçen yılki kalabalığın çok ötesinde idi. Kuyrukta bekleme yerine TOBB Başkanı
Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun girişimcilik ruhundan yararlanıp
“izinizdeyim” deyip arkasına takıldım. Nasıl olduğu detayını paylaşmayayım ama beş veya altıncı dakikada tanıtma kartlarımız okundu.
Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül ve eşi
Hayrünnisa Hanımla tokalaşıp içerde kimler var diye turlamaya başladım.
Bir iki ayaküstü görüşmeden sonra baktım Başbakan
Erdoğan’ın etrafı gazeteciler tarafından sarılmaya başlıyor. Askerlerin alternatif resepsiyon verdiği hatırlatıldığında Başbakan’ın ifadeleri net oldu.
“Bu gecenin resepsiyonu burasıdır. Bunun dışında resepsiyonu doğru bulmuyorum. Cumhurun başının daveti burada. Cumhur da buraya davetli. TSK temsilcileri de bugüne kadar hep burada olurdu. (Komutanlar)
gelmeliydiler. Görüyorsunuz çok güzel bir ortam var. Hep bunu özledik. Hiç kimse bundan rahatsız olmamalı.”
Bir süre sonra kabul merasimi bitiyor ve Cumhurbaşkanı ve eşi içeri geçip kısa bir mola verdikten sonra birlikte davetlilerinin yanına büyük salona geliyor. Konuşma yapacakmış gibi hazırlanan kürsü, kenardan kaldırılıp içeri alınıyor.
Cumhurbaşkanı Gül’e de
“alternatif resepsiyon” konusu soruldu. Cumhurbaşkanı da kendi nezaketi çerçevesinde cevap verdi:
“Türkiye’nin bütün gerçeği burada. Bütün farklılıkları, renkleri, realitesi burada. Türkiye burada. Burası devletin yüzü.”
Ardından
Abdullah Gül ve
Hayrünnisa Hanım, konuklarıyla yakından ilgilenmeye başladı. 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını paylaştığı
“İki Darbe Arasında” ve
Yavuz Sultan Selim ile
Şah İsmail’i anlattığı
“Şah ve Sultan” kitaplarıyla kamuoyunun dikkatini çeken asker kökenli
Prof. Dr. İskender Pala, Gül çiftinin özel ilgisine mazhar oldu.
Daha sonra resepsiyona yalnız gelen Başbakan
Erdoğan,
İskender Pala ile karşılaştı.
Erdoğan da
Pala ile yakından ilgilendi. Çalışmalarını sordu.
“Yeni kitap hazırlığı var mı?” dedi.
İskender Pala ve eşi, devletin en tepesindeki isimlerin iltifatına bu kadar nail olması, bununla da sınırlı kalmadı. Bir ara Cumhurbaşkanı
Gül ve eşi
Hayrünnisa Hanım ayrı ayrı konukları ile ilgilendi.
Hayrünnisa Hanımla
Pala yeniden karşılaştı.
Pala’ya iltifatlar bu kez Hayrünnisa Hanımdan ayrı bir şekilde aktarıldı.
Cumhurbaşkanı
Gül, MHP lideri
Devlet Bahçeli ve BDP Eşbaşkanı
Selahattin Demirtaş ile de ayrı ayrı görüştü. Samimi sohbetler oldu.
Onları da haberlerde paylaşalım.
Ünal TANIK / Haber 7
tanik@haber7.com