08 Kasım 2010 06:40
- 6 Yorum
- 3,302 Okunma
Haber 7'ye Kanada'dan Uzaklardan Mektuplar yazan Engin Sezen, bulunduğu ülkede Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi'nin kullandığı ifadeleri medya etiği açısından sorguladı.
“Ehl-i diller arasında aradım kıldım taleb
Her hüner makbul imiş, illa edeb, illa edeb”
Bir kaç yıl önce “
Tanrı yazarlar devri kapandı” diyen E. Özkök, adım adım bir felaketin(!) yaklaştığını da haber veriyor olmalıydı! Belki de sadece malum oldu.
Önce Çölaşan, sonra Coşkun; en son da sırf başyazarlık tarihçesi neredeyse benim tevellüd tarihime kadar inen O.Ekşi,
“ Kal’a- i Hürriyet”i ( N.Kemal) birer birer terk etmek zorunda kaldılar. Sıra kimde!
Aslında, Yeni Toplum, kendisini yenileyemeyen bu kafaları bertaraf etti demek daha doğru olur. Tabiat kanunudur.
Bakınız, CNN’in Larry King’i için de tehlike sinyalleri çalıyor. Rakipleri, reytingleri yerlerde sürünen Mr. King’i ,
“cahillikle, yıllardır kendini tekrarlayıp durmakla” suçluyor; ihtiyar kurt alay konusu… Daha fazla rezil olmadan bıraksa diyenler çoğunlukta. Üzlethanesine çekilmesi yakındır.
Kanada medyasında da böyle eski tüfekler var. Sınırlı bir izleyici kitlesine kapalı devre yayın yapmalarına rağmen, “edepli ve saygılı” olduklarından, hala iş tutabiliyorlar. Elin gazetecisi, bizimkiler gibi yaşlandıkça hırçınlaşmıyor, etrafa hakaretler yağdırmıyor.
Kem alat ile kemalat aramıyor.
Ekşi Vakası’ndaki asıl mesele şu degil mi:
Mr. Ekşi ve şürekası, ardı ardına aldıkları sadmelerle müvazenelerini şaşırdıklarından hırçınlıkta, asabilikte sınır tanımıyorlar!
Ekşi vakasını,
Ottawa Üniversitesi, İletişim Fakültesi öğretim üyesi
Prof. Dr. Mahmoud Eid’e sordum. Medyada etik konusunda çalışan Prof. Eid, aynı zamanda
Global Media Journal’ın da Kanada sorumlusu.
Prof. Dr. Eid, Kanada’da dünyanın en sağlam basın yayın ilkelerinin uygulandığını ve denetleyici kurumların cok sıkı çalıstıgını belirtiyor öncelikle. Mesnedsiz iddialar yazan gazetecilerin, meslekten men edildiğinin, yazi dilinde hakaretin mazeretinin olamayacağının altını çiziyor. Kanada medya sistemine hakim
sorumluluk ilkesini öne çıkarıyor.
“Kanadalı gazetecilerin herhangi bir siyasi partiyi en sert şekilde eleştirebileceğini, ama bunu yaparken saygın bir dil ve üslup kullanmak zorunda oldukları”nı söyleyen Eid’e göre, mesleki kıstaslar dahilinde olmak kaydıyla, gerçek demokrasilerde, muhalif görüşlerin serbestçe dile getirilebilmesi vazgeçilmez...
Bununla birlikte yazarı “istifaya zorlamak”, yazdıklarından dolayı susturmayı da dogru bulmuyor. Ancak böylesine bir küfre, hakarete, Kanada’da hic bir yayın organının müsaade etmeyecegini, yayınlanmadan önce kesinlikle müdahele edeceklerini ekliyor.
Kanadalı bir siyasetçinin belki kültürel kontekst içinde bunu şahsileştiremeyebileceğini, ama Kanadalı bir medya kuruluşunun böyle bir duruma müsaade etmesinin sozkonusu olmayacagini belirtiyor.
“
Analarını satmak” sözünün bir metafor ya da deyim sayılamayacağını, dunyanın her yerinde bunun düpedüz bir hakaret olduğunu söyleyen Kanadalı akademisyen, özellikle, Türk kültürünün analar üzerinden yapılabilecek bir saldırıyı, hakareti asla ve asla tolere edemeyeceğinin de bilincinde.
Global and Mail’de spor muhabirliği yapan bir arkadasa durumu anlattığımda algılamakta zorluk çekti. Genç gazeteci, deneyimli bir başyazarın nasil boyle bir sey yapabileceğini anlayamıyor: “Bile bile lades demiş olmalı. Mesleki bir intihar bu” yorumunu yaptı. Ona göre biri, ancak kendisini kovdurmak istediğinde böyle bir işe kalkışabilir. Bunun ifade özgürlüğuyle ilgisi yok. Elbette ki, Mr.Eksi’nin bir diğer vazifesinin de bu tür uygunsuzlukları düzeltmekle mükellef Basin Yayin Konseyi Başkanı olduğundan hiç söz etmedim kendisine!
Eskiden tekke ve zaviyelerin duvarlarına
“ Edeb Ya Hu” levhası asılırmiş. Artık, medya plazalarının duvarlarına asılması gerek miyor mu!
Gazetecilik standartlarıni düşürmeye kimsenin hakkı yok,
velev ki bu zat-ı muhteremler BYK başkanı bile olsalar.
Ne yazık ki tabloid zihniyetli medyamızın kimi mensupları, toplumu da tabloitleştirebileceklerini sandılar. Alt alta sıraladıkları hakaretleri, yaveleri köşe yazısı diye yutturmaya devam ediyorlar. Yazdıklarında ne fikir, ne izan, ne irfan, ne insaf, ne bir hakikatli eleştiri, ne bir zeka pırıltısı… Sadece istihkar, sadece tezvirat ve hakaret…Sonuçta, koskoca bir medya imparatorluğu gözlerimizin önünde hak ile yekşan oluyor.
Son tahlilde, bence
Mahserin o dört atlısından en onurlusu kim diye sorulsa Mr Eksi’dir derim. En azindan vurusa vurusa cekilme yigitligini gösterdi!
Eh, E.Özkök’ün baştaki sözünü şöyle değiştireliriz artık:
“ Yıllardır siyasi hayvani (political animal) yemleyerek gemilerini yüzdüren vesayetçi medyanın infazci timleri ve eleştiri altında hakaret-amiz şeyler yazan saygi yoksulu muharrirlerin devri sona eriyor.”
Engin SEZEN / Kanada / Haber 7
engin.sezen@ocdsb.ca