18 Kasım 2010 09:46
- 15 Yorum
- 6,670 Okunma
Mesele aslında şu: Her ne kadar açıkça ifade
edilmese de, söz konusu füze kalkanı projesi aslında en başta İsrail’in güvenliği için gerekli ve hedef elbette İran.
15 Kasım’da Foreign Affairs adlı Dış Politika dergisinde Soner Çağaptay’ın ‘Sultan of The Muslim World’ başlıklı yazısı yayınlandı. Çağaptay öteden beri dile getirdiği AK Parti Hükümeti’nin Türkiye’yi batıdan kopardığı iddialarına yenilerini de ekledi. Çağaptay son yazısında AK Parti’nin ‘Batı karşıtı İslam dünyasının liderliğine soyunduğunu’, AK Parti’nin iktidarı sürecinde, Türkiye’de müslümanların İslamcılaştığını, giderek AB’den uzaklaşıldığını, Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye’nin Cumhuriyet dönemi batı yanlısı dış politikasını ‘yabancılaşma’ olarak gördüğünü, Ordu’nun Türkiye’nin laik ve ulusalcı yapısını artık koruyamadığını ve AK Parti’nin İslam dünyasındaki yeni rolüne boyun eğmek zorunda kaldığını, bu sürecin engellenmesinin, Türkiyede müslümanların Huntington’un ortaya attığı ‘Medeniyetler Savaşı’ tezini terketmeleri ya da Kemalistlerin yeniden zuhur etmesiyle mümkün olabileceğini söylüyor özetle.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne de NATO’nun füze kalkanı planlarına karşı AK Parti’nin itirazlarına sessiz kalmasına da bakınız nasıl sitem ediyor:
‘In October, the military remained quiet when the AKP objected to NATO’s plans to place a missile defense shield in Turkey. This suggests that the AKP no longer perceives Iran and Syria as threats. And there are already signs that the military is stopping its decades-long practice of purging Islamist officers from its ranks, which would open the way for grass-roots Islamization of NATO’s second-largest army.’
Çağaptay son paragrafta da Türk Ordusunun İslamcı subayları ordudan atmayı durdurduğunu, bunun da NATO’nun ikinci büyük ordusunun İslamcılaşacağının işareti olarak görüldüğünü söylüyor.
Çağaptay’ın iddialarına paralel olarak, birlikte hareket ettikleri şüphe götürmeyen ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman’da benzeri iddiaları dile getirdi. ABD’deki muhafazakâr düşünce kuruluşu Dış Politika Girişimi’nin yıllık konferansında Ortadoğu’ya yönelik bir panelde konuşan Edelman, AKP’nin giderek otoriter eğilimler gösterdiğini ve Türkiye’de yargı, medya ve ordunun saldırı altında olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet Gazetesi’nin haberi doğrusysa eğer, Edelman ilk defa Gülen cemaatini de açıkça hedef alan ağır ifadeler kullandı bu panelde.
Çağaptay ve Edelman’ın çıkışının zamanlamasına dikkat edecek olursak eğer, bunun tamamen Portekiz'in başkenti Lizbon'da 19-20 Kasım tarihinde yapılacak ve füze kalkanı sistemine ilişkin kararın verileceği NATO zirvesi öncesinde Türkiye’nin kararını etkilemeye yönelik olduğu anlaşılıyor.
Mesele aslında şu: Her ne kadar açıkça ifade edilmese de, söz konusu füze kalkanı projesi aslında en başta İsrail’in güvenliği için gerekli ve hedef elbette İran.
Türkiye Mavi Marmara olayı ile birlikte İsrail’i son derece zor bir duruma soktu.
İsrail de ABD’deki lobileri aracılığıyla ABD’ye baskı yaparak füze kalkanı projesini Türkiye’nin önüne sürdü.
AK Parti Hükümeti, ABD ve NATO’nun talebini kabul etmesi durumunda İsrail’e boyun eğmiş olacağının bilincinde.
Ama bir taraftan da, ABD ve NATO nezdinde ‘hayır’ diyen taraf olarak algılanmak istemediği için şartları zorlaştırıyor. Bakın Başbakan Erdoğan Bangladeş’te en son ne söyledi:
"NATO'nun bir üyesi olarak şüphesiz ki bu konuda atılacak bir adım ve bu işin komutasının kime verileceği konusu çok önemli. Özellikle bu konu topraklarımızın genelini teşkil ediyorsa komuta kesinlikle bize verilmelidir. Komutanın başka bir ülkenin kontrolünde olmasının kabulü söz konusu olamaz. Anlaşmada asla bir ülke adı verilemez. Yerleşim konusu çok önemli. Serpilme konusu da çok önemli. Serpilme nerede olacak? Hangi irtifada olacak? Bunlar önemli. Tüm bunlarla ilgili teknikerler çalışmaları yapıyor. Lizbon zirvesinde de görüşmeler yapılacak. Mutabakata varılırsa ne ala. Mutabakat olmazsa yapacak bir şey yok."
ABD ve NATO, Türkiye’nin bu talebini kabul eder mi? Sanmıyorum.
Ama kabul ederlerse, Türkiye aleyhine gelişen bir süreci lehine çevirmiş olur. Hem İran’a karşı bir denge oluşturur, hem İsrail’i güvenlik konusunda kendine bağımlı hale getirir, hem de Avrupa Birliğini!
Türkiye’ye bu gücü verirler mi?
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği şekilde verirlerse, elbette şaşırırım!
Çağaptay’ın ve Edelman’ın son çıkışına Türkiye ve İsrail arasında yaşanan bilek güreşi açısından bakılmalı .
Aydoğan Vatandaş - Haber 7aydogan29@yahoo.com