25 Kasım 2010 00:02
- 2 Yorum
- 4,013 Okunma
Öncelikle, Öğretmenler Günü’n kutlu ola, meslektaşım. Ardından, Pulitzer ödüllü yazarımız Frank McCourt’un Teacher Man adlı kitabinin izinden Öğretmenler Günü’ne giden yola revan olalım.
Angela’nin Külleri’nin de yazarı olan McCourt, malum, liriktir, melankoliktir; bir dürüstlük abidesidir. Kara mizah bir komediyle öğretmenlik hatıralarını anlattığı kitabını hem hüzünlenerek hem de kahkahalarla okudum. Hararetle tavsiye olunur.
30 yıl Newyork’un kenar semtlerinde edebiyat öğretmenliği yapmış yazarın bu kitabı aslında bir öğretmenin ayakta kalma serüveni. Tipik bir öğretmen hayati: iyimser, çocukça, vaiz, umutsuz vaka, derdi-i maişet, evlad u eyal…
McCout’un kitaplarını çekici kılan yönlerden biri de onun şiirsel üslubu. Bu yönüyle, oldukça zengin ve ilham verici deneyimleriyle harmanladığı kitabına bir muallimin poetikası gözüyle de bakılabilir.
McCourt, yeri geldiğinde kendisiyle alay edebilen, her daim öğrencilerinin, Newyork’un o arka mahallerinde yasayan kayıp çocukların, saflarında yer tutan, onlardan biri olarak yasayan mütevazı bir öğretmen. Kitabın ruhuna da sinen bu haslet, aslında “iyi bir öğretmenin” de en mümeyyiz vasfı değil midir?
Teacher Man, Türkçeye çevrildi mi bilemiyorum ama keşke o kalın kalın ders kitaplarının, o ruhsuz Eğitim Bilimleri (Hele hele Türkçe çevirileri!) kitaplarının yanında böylesi daha içten kitapları da okutsalar Eğitim Fakültelerimizde. Bu kitaplarda, gerçek hayat var; sınıflar, öğretmen odaları, koridorlar, oyun bahçeleri birer birer dile geliyor.
Teacher Man’de benim altını çizebileceğim birkaç husus var ki, bir muallim ömrünün muhassalası mesabesinde. İrlanda asilli, Amerikalı yazar bir öğretmenden, Türkiyeli öğretmenlere, ilhamlar babında değerlendirilebilir:
•
Hayatta “ güzel”i arayın, araştırın. Çünkü her şeyin yüzünde güzelden ve güzellikten bir iz, bir nakış vardır. Görene… Öğretmenlik görme ve gösterme işidir.
•
Duçar olduğunuz zorluklara, sorunlara fazla kafa yormayın; çünkü hayatınıza renk katacak, hayatinizi ve öğretmenliğinizi zenginleştirecek ana espriyi kaçırabilirsiniz.
•
Hayatinizin kontrolünü elinize alın. Öğretmenlik onurlu bir meslektir ve kazanılmış bir hak’tır. İdarecilerin sana sundukları yöneticilik görevlerini istediklerinde ya da onların rızasına uygun davranmadığında elinden alabilirler, ama öğretmenliğini, mesleğini elinden alamazlar. Sen yine bir sınıf ve öğrenci bulursun kendine…
• Maneviyatınızı
muhafaza edin. Güçlü ideallerin varsa, uygulamaya çalış. Manen güçlü olan maddeten de güçlüdür.
BİR SINIFLA DÜNYAYI DEĞİŞTİR
Öğretmen deyince aklıma iki tip gelir: Tanpınar ve Mehmet Kaplan. Biri “zoraki” muallimdir, ama artistik ve sanatkâr… Öbürü bilim adamı ve zanaatkâr. İyi bir öğretmenin bu ikisinin arasında bir yerlerde olabileceğine inanmakla birlikte, şahsen kendimi Tanpınar’ın sanatkâr muallimliğine daha yakin bulurum.
Tanpınar, zuhurata tabidir, kendisini tedailerin heyecan verici ve şaşırtıcı akıntısına bırakmanın tarifsiz hazzını ve keyfini yasara, yaşatır. Asla sıkmayan, bilakis ilham verici, ayakları yerden kesen, zihni ve dimağı köpürten, libere edici bir tarzdır.
Mehmet Kaplan ise daha disiplinli, hazırlıklı, kitabi, planlı programlı ve programlayıcı…
Henüz 20 yaşındayken Adapazarı Işık Koleji’nde lise bir sınıfına attığım o mütereddit ilk adımın üstünden 20 yıl geçmiş. Şükür ki “Allah’ım bana öğrenme ve öğretmeden başka bir şey düşündürtme” duamın çok uzağında değilim bugün.
Ama çok kez, öğretmenliğin rutinlerinden, bezdirici kâğıt islerinden vs. bu mesleğin benim meşrebime uygun olmadığını düşünmüşüdür. Öğretmen iken kendimi küçük bir akvaryumdaki balık gibi görüyordum. Mahdut ve malihulya bir adam; fakat iflah olmaz bir idealist…
Şimdilerde zaman zaman takılıp kaldığım “büyük düşünce” ise şu: Meğer bir sınıfa girebilmek, Allah’ın lütfü olan öğrencilerle saatlerce, günlerce, aylarca konuşabilmek konuşabilmek ne kadar güçlü bir şeymiş!
Kaderin birbirine mahkûm ettiği iki kişi: öğretmen ve öğrenci. Bu kaderin kazası dünyayı sarsabilir!
“
Mabede girer gibi” sınıfa giren Nurettin Topçu’nun ya da talebeleriyle, gerek hapishanede gerek evinde birebir ilgilenen Bediüzzaman’ın dünya çapında meydana değişimi görüyoruz.
Sanırım bugün öğretmenlerimizin çoğu, konumlarına, mesleklerine eksik paha biçiyorlar. Tesahup ettikleri muallimliğin kıymetini, dışarıdan gelecek iltifat ve ulufelerde arıyorlar. Hâlbuki öğretmenliğin vereceği tatmin kaç meslekte var!
Devlet, öğretmene sandıkta bir hazine sunuyor; bir sınıf dolusu, farklı karakterde, tıynette, potansiyelde genç insan! Evet, bir öğretmen isterse, sadece bir sınıfla dünyayı değiştirebilir!
NERDE O EHL-I KALEM MUALLİMLERBatıda, öğretmen menşeli yazarlar çoktur. Yazarlıkta rüştlerini sabitleyince de, öğretmenlik hayatlarını anlatan kitaplar yazarlar; bir ömurluk eğitimcilik hayatlarını iki kapak arasında genç öğretmenlere sunarlar.
Evet, öğretmenler yazmalı. Bizim öğretmenlerimiz de yazmalı, paylaşmalı… Hele ki bir edebiyat öğretmeni yazıp çizmezse başka ne is yapar!
İyi Bir Öğretmen Nasıl Olunur yollu kitaplardan söz etmiyorum. Yukarıda anmaya çalıştığım Teacher Man türü, edebi nitelikli hatıralar, romanlar, oyunlar, şiirler ve hikâyeler… Konu sıkıntısı çekeceklerini sanmıyorum.
Mesela Tanpınar’ın Kaplan’ın, Banarlı’nın, İz kardeşlerin, Topçu’nun… öğretmenlik hatıralarını okumak ne büyük zevk ve miras olurdu!
Sonra, okulların tarihçeleri de yazılmalı! Okullar iste o zaman ekol olur.
Gerçi biz henüz dört başı mamur bir eğitim tarihimizi bile yazamamışız diyeceksiniz ama!
BENİM ÖĞRETMENLERİMBilvesile, bende emeği olan, öğretmenlerime bir bir şükranlarımı arz ediyorum. Özellikle de,
İlkokul öğretmenim Mustafa Kocabıyık,
Ortaokul öğretmenim Refia Çağlar,
Liseden Nureddin Turan,
Üniversiteden Ramazan Kaplan ve İsmail Ünver…
Ve illa ki Orhan Okay Hoca’ma selam ediyorum, minnet duyuyorum.
Ve sen… Güzel Türkiye’min kim bilir hangi kasabasında , bir aksam üstü odasına çekilmiş yarinki dersine hazırlanan hocam, biliyorum güzel bir Türkiye hayalinle yüreğin kıpır kıpır.. Senin de elini öpüyor ve “ Hocam Öğretmenler Günü’n kutlu olsun” diyorum.
Engin SEZEN / Kanada / Haber 7
engin.sezen@ocdsb.ca