03 Aralık 2010 17:37
- 1 Yorum
- 2,197 Okunma
Bir süredir Haber 7’nin Güney Kore köşesinde sizlerle beraber olamadık. Bu haftadan itibaren yoğun gündemlerimizi sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.
Dünya halkları bir taraftan sanal bombardımanla bilgi kirliliğine tutulurken , bazı bölgelerde ise reel ve üzücü hadiseler yaşanmakta.
Geçtiğimiz 23 Kasım günü başkent Seul’ün batısındaki Sarı Deniz’de, Güney Kore’ye ait bir adaya Kuzey Kore tarafından atılan provokatif bombalama saldırısı yüreğimizi ağzımıza getirdi.
Yeonpyeong Adası’na (Kuzey ve Güney Kore’nin Sarı Denizde bulunan sınırında, Güney topraklarına dahildir.) yapılan bu saldırıda, Güney Koreli 2 müfreze ve 2 sivil hayatını kaybetti. Halkın bir kısmı yaralandı , evler moloz yığınına dönüştü,kullanılamaz hale geldi. Ada sakinleri öncelikle sığınaklara alı ndı , sonra ada tahliye edildi.
Kuzey, Güney Kore’nin kendi deniz sahasını işgal ettiğini ve ihlal etmemesi noktasında önceden Güney’i ihtar ettiğini savunurken, Güney Kore bu sınırları kesinlikle ihlal etmediğini , kendi sahası olan 12 mil içinde yillik mutad tatbikatını yapmakta olduğunu belirtti.
Daha Mart ayında Cheonan gemisinin Kuzey kore tarafından ikiye bölünmesi ve 46 denizcinin hayatını kaybetmesini sıcaklığını korurken, üstüne gelen bu saldırı herşeyin üstüne tuz biber oldu. (
http://www.haber7.com/haber/20100528/Kuzey-ve-Guney-Kore-arasinda-savas-cikacak-mi.php)
2010 senesi içinde 2 büyük saldırı , daha oncesinde ise 2002 dünya kupası sı- rasında yine sarı denizde benzer bir çatışma yaşanmıştı.
Tam da G20 zirvesinde oldukça başarılı bir ev sahipliği yapmışken, birçok uluslararası anlaşmaya imza atmışken, ya da 2002’de birçok ülkeden insanin dünya kupası maçlarını izlemek üzere bulunduğu Güney Kore’de birden bir çatışmanın patlak vermesi pek de tesadüf gibi durmuyor açıkçası .
Benzer durumlari bizim de yaşadığımızı söylemek, hatta bir çok gelişmekte olan ülkelerde bu tarz olaylar sıklıkla yaşanmakta diyebiliriz.
Baktığımda ne kadar da tanıdık geliyor hadiseler.. Bir taraftan iki ülkenin birleşmesi düşünülüyor ve bir çok ekonomik yardım , yatırım yapılıyor, ticaret geliştiriliyor, öteki taraftan tam herşey yoluna girecek gibi sanılırken bu tür provakatif olaylar bize ‘
dejavu’ yaşatıyor.
Peki Kuzey Kore’nin bu tür saldırılardaki amacı ne olabilir?
Koreli uzmanların bu konudaki yaklaşımları şu şekilde genelde;
-
Kuzey Kore diktatörü Kim Jong İl’in oğlu ve mirasçısının pozisyonunu güçlendirme, dünya üzerinde yeni liderin yaşından dolayı güçsüz düşeceği imajını yıkma kaygısı . Böylesi bir saldırı geçiş sürecindeki belirsizlikleri ve kuzey halkının onun etrafında toplanmasına vesile olacaktı .
-
Kominizmin , halen kapitalist ülkelere karşı gücünü kendi halkına ispat çabası
-
Pyongyang ekonomik olarak oldukça zor durumda, Seul yardımını kesti. 2010 içinde tüketici fiyatlarının defalarca zamlandığı soyleniyor. Bazı ürünlerde fiyatların 10-20 katına çıktığı da iddia ediliyor. Gaesong Sanayi Bölgesi (Kuzey Kore’de, askerden tecrit edilmiş bölgede, Güney Kore’ lilerin yatırım yaptıkları , işgücü olarak Kuzey’ lileri kullandıkları bölge) Cheonan gemisi olayından sonra pasif durumda. Tabir-i caizse aba altın dan Güney’e sopa gösteriyorlar ki Güney Kore hükümetini, bu konularda aşırı hassaslaşan Güney halkı karşısında mahçup duruma düşürüp, ‘ benim paraya ve yardıma ihtiyacim var’ mesajini almaya zorlamak.
-
6’lı ülke (amerika, çin, g.kore, k.kore, japonya, rusya) görüşmelerinin tekrardan başlamasına zorlamak.
Güney Kore bu olaya nasil cevap verdi, ve ne planlıyor, halk ne düşünüyor’a gelirsek ;
Işte bu kısmı çok sıkıntılı , Kuzey konuşma nedir bilmeyen vucut dilini kullanan, agresif, elinde tehlikeli oyuncakları bulunan, ve varlığının garantisini bu tehlikeli oyuncağında gören bir çocuk gibi, Güney ise diyalogla meseleyi çözmeye çalişiyor. Kuzeyin anlayacağı cevap kuzeyin anlayacagi dilden olmalı diyen de var, ama O’na da konuşmayi öğretmeliyiz, eğitmeliyiz , ikna etmeliyiz diyen daha çok var.
Yaşanan bu durumu okulun terbiyeli, zengin öğrencisinin bir serseri tarafından mutemadiyen tartaklanmasina ve kimseyi arayıp söyleyememesine ,serserinin sikistikca onu zorla para vermeye ikna etmesine benzetiyor bazı kalemler.
Güneyin halki ve yonetimi ‘herhangi bir savaş halinde bizim daha çok kaybedeceğimiz var’ şeklinde düşünüyor , ama bu yaklasimlarinin Kuzey tarafindan istismar edilmesi vicdanlari yaraliyor.
Bu baglamda Güney öncelikle olayın olduğu bölgede Amerika ile birlikte büyük bir ortak tatbikat kararı aldı . Her ne kadar Kuzeyin tehditleri altında da yapı lsa sağsalim tamamlandı . Tabikatın amacı olayların daha fazla büyümesini kontrol altında tutmaktı . Amerika Güney Koreye yanlız olmadığını gösterdi, ve ben burdayım mesajı vermiş oldu.
Çözüm için 6’lı görüşmelerin tekrar başlayabilmesi de şu anki şartlarda pek kolay gözükmüyor. Eğer bu diyalog sağlanabilse ve sınırın her iki ucu için nükleer silahsızlanma yapilabilse, K.Kore bu tür fevri çıkışları yapamasa ve denetime girse, sorunların çözümünde önemli yol alınması muhtemeldir.
1950-53 yilları arasındaki savaşta her iki taraftan ölü ve yaralı sayısı 1’er milyon civarı idi ki toplam korenin nüfusu zaten 30 milyondu. Buna ‘man-made disaster’ - insan yapımı felaket – de denebilir sanırım. Kendi elimizle boğazı mıza halatı geçirmek gibi bişey bu.
Herşeye rağmen sağduyulu Güney Kore, gecmisinden cikardigi derslerle, Batı Denizi’nde herhangi bir çatışmanın önüne geçmek için uluslararası , askeri ve barışcıl çözümler arıyor, iki Kore halkının arasındaki güvenin tesis edilmesi için farklı yöntemler pesinde kosuyor.
Koreli aydinlar halkin sakin olmasi gerektiğini , ve bu süreçte hükümete destek çikilmasi gerektiğinde hemfikirler. Zaten gördüğüm kadariyla da adalar haricindeki yerlerde normal hayat devam ediyor ve büyük bir tedirginlik hissedilmiyor.
Beni çok etkileyen sahnelerden biri de. Başkan’in halkin önüne geçip bütün içtenliğiyle ozür dilemesi, ve mahçup olduğunu, bir daha böyle olaylarin yaşanmamasi için daha fazla gayret sarfedeceklerini söylemesi oldu. Ülkemde seneler boyunca teröre kurban gidenlerimizin ardindan bir devlet görevlisinden halka, ‘
hata yaptik özür dileriz’i duyduğumu hatirlamiyorum.
Savaş sonrasi 50 küsür senedir gece gündüz demeden, çalişmiş çabalamiş Dünyanin en gelişmiş 15. ekonomisi ve demokrasisi olan Güney Kore, -sirtinda yumurta küfesi taşimak bu olsa gerek-, istikrarsizliktan kaçiyor, kazanimlarini bir kalemde silmemek için azami gayret gösteriyor.
Tüm Türklerin Koredeki bir temsilcisi olarak , kardeş ülke Güney Kore halkı na başsağlığı diliyor ve tekrarının yaşanmamasını temenni ediyorum.
Hamdi DELIPOYRAZ / Güney Kore / Haber 7
hamdi78@gmail.comwww.turkohotfix.com