Lübnan’daki hayalet

  • Lübnan’daki hayalet
    Yasemin Çongar
    Taraf

14 Ocak 2011 10:28 - 4 Yorum - 2,944 Okunma

Lübnan’daki durumu anlamak, olasılıkları tartmak ve gidişatı öngörmek sıcak haberleri, açıklamaları, perde arkasındaki pazarlıklardan sızanları takip etmeyi gerektiriyor kuşkusuz.



Lübnan’ı hiç terk etmeyen o bildik hayalet, adını fısıldıyor yine; “iç savaş” kelimelerinin biteviye tekrarından müteşekkil bir beyaz gürültü yükseliyor Beyrut sokaklarından... Her yeni günün gölgesiyle birlikte doğmasına alışkın bir şehir, gölgenin böyle zamanlarda genişlediğini, koyulaştığını, her yeri kapladığını bilen korlu hafızasıyla sessiz ve kaygılı, bekliyor. Hizbullah’ın önceki akşam bakanlarını çekerek hükümeti düşürmesi, Lübnan’ı bir kez daha kaosun ve muhtemel şiddetin eşiğine getirdi. Amerika ve Avrupa Birliği, Hizbullah’ın tavrını eleştiren açıklamalarında her ne kadar o kelimelerden özenle uzak dursalar da, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, “Lübnan’ı iç savaştan kurtaracak tek şey ulusal bir anlaşmadır” diyerek, beyaz gürültüyü şeffaflaştırdı.

Lübnan’daki durumu anlamak, olasılıkları tartmak ve gidişatı öngörmek sıcak haberleri, açıklamaları, perde arkasındaki pazarlıklardan sızanları takip etmeyi gerektiriyor kuşkusuz. Ama dün sanal âlemdeki bu elektronik trafiğin içinde bir an durup arkama yaslanınca, haberlerin ince örtüsü altında okunmayı bekleyen bir tür “ahir zaman” destanının durduğu hissine kapıldım ben: Bir baba-oğul vardı bu destanın ortasında; babasının katillerini bulmak isteyen ama katilleri bulup cezalandırmaya kalkarsa, hem iktidarını kaybedebileceğini hem de ülkesini savaşa sürükleyebileceğini bilen bir oğul vardı. Vefayla iktidar, adaletle savaş arasında bir tercihe zorlanmak vardı... Ve her yeni günün gölgesiyle birlikte doğduğu ülkenin üzerini yeniden örtmeye başlayan karanlık, sadece ülke içindeki mezhepsel gerginliklerin değil, civar ülkeler arasındaki husumetin de siluetiydi aynı zamanda.

Hizbullah’ın, Saad Hariri’nin başbakanlığındaki hükümeti düşürmesi, bir yanıyla, babası Refik Hariri’nin 2005’te kimler tarafından öldürüldüğünün açığa çıkmasını önlemeye dönük bir manevra. Diğer yanıyla, yaşananları İran’ın Hizbullah üzerinden Suriye’ye ve dünyaya kafa tutması olarak okumak da mümkün.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, hükümetteki bakanlarını istifaya zorlayarak, Hariri’ye fazla seçeneği olmadığını gösterdi: “Ya Birleşmiş Milletler’in desteklediği uluslararası mahkemenin babanın öldürülmesiyle ilgili bulgularını, hemen peşinen reddedeceksin ya da iktidarı unutacak, bir şiddet sarmalına hazır olacaksın...”


Kanada Yayın Kuruluşu (CBC) ile Alman Der Spiegel dergisinin 2009 ve 2010’da yaptığı haberler, mahkemenin bulguları hakkında epey fikir veriyordu; beklenen rapor yayınlandığında, İran destekli Hizbullah’ın Hariri suikastının arkasındaki esas güç olduğunun anlaşılması ve bazı üst düzey Hizbullah liderlerinin eski Lübnan başbakanının öldürülmesinden birinci derecede sorumlu tutulması sürpriz olmayacak.


Her ne kadar Saad Hariri bir süre önce, mahkemenin bulgularına “mesafeli” yaklaşacağını açıklayıp, Hizbullah’ı sorumlu tutmayacağını ima ettiyse de, Nasrallah, ABD ve Fransa ile iyi ilişkiler içindeki ve en nihayetinde “babasının oğlu” olan genç başbakanın teminatına güvenmedi. Beyrut’un hükümetsiz kalması, Hizbullah’ı suçlayan uluslararası bir raporun gereğinin yapılamayacak olması anlamına geliyor; Nasrallah da, ülkeyi “geçici” bir hükümetin zayıf yönetimine terk edip, kendi iktidarını sokaktaki militanları üzerinden ve eğer uluslararası bir suçlama Hizbullah’a dayatılacak olursa, “her an bir kibrit çakıp Lübnan’ı yakabileceği” tehdidiyle sürdürmeyi yeğliyor.

Öte yandan, meşum bir kısaltmayla “SS” diye anılan, ABD ile Fransa’nın desteğindeki “Suudi Arabistan-Suriye” girişiminin de, mahkemenin bulgularının nasıl değerlendirileceği konusunda Hizbullah’ın razı olabileceği bir formül geliştirememesi de, bu noktaya gelinmesine hizmet etti. Hizbullah kolektif istifasıyla, Şam’daki Beşşar Esad yönetimine de hasmane bir mesaj gönderdi. Bu mesajın mealini, “Lübnan’da istikrarı sağlayabileceğini sanma. Böyle bir iddiayla, Washington’ı etkileyeceğini sanıyorsan çok yanılıyorsun. Lübnan’da gerçek iktidar biziz; bu ülkede Hizbullah’ın ve İran’ın istemediği hiçbir şey olmaz” diye okuyabiliriz. Esasen, Hizbullah’ı bir zamanlar çok yakın olduğu Suriye’ye karşı bu kadar öfkeli kılan gelişme, sadece Esad’ın “uluslararası topluluğa geri dönme” çabasıyla Washington’la diyalog başlatması değil, aynı zamanda BM destekli mahkemenin vereceği hükmü “somut delillere dayanması halinde” kabul edeceğini resmen bildirmesiydi. CBC’nin son yayını eğer doğruysa, mahkemenin elinde Refik Hariri’yi öldüren Hizbullah üyelerinin suikast ânında üstlerinde bulunan cep telefonlarının kayıtlarına varan deliller var ve bu da, Lübnan’daki nazik dengeler gözönüne alınarak açıklanması geciktirilen raporun, gerçekten de Hizbullah’ı “savaş” tercihine yöneltebilecek kadar kuvvetli olabileceğini düşündürüyor.


Hükümetinin düştüğünü, önceki gün Washington’da Obama’yla görüşürken öğrenen Hariri’nin, ABD Başkanı Obama’dan sonra Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yle de danışmalarda bulunması; dün gece de apar topar Türkiye’ye gelip, Erdoğan hükümetinin desteğini istemesi, “yeniden hükümet kurma” hevesinden ziyade, öncelikle o bildik, o korkunç hayaletin hortlamasını önleme amacı taşıyor.
1975’ten 1990’a kadar ölümüne kanayan Lübnan, o yıllardan bugüne sadece 250 bin canını yitirmiş ve artık hep biraz eksik kalacağını hisseden sakat bir ülke olarak değil, aynı zamanda, yarasının iyileşmediğini ve yeniden kanamaya başlamasının an meselesi olduğunu da bilen hasta bir ülke olarak da geldi. Şimdi “acil yardım” isteyen Hariri’ye ve Lübnan’a el uzatabilmek, ancak hastalığa doğru teşhis koyarak mümkün. O teşhiste İran’ın adı var ve bunu Ankara da biliyor.

Yasemin Çongar - Taraf
ycongar@mac.com
  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 133 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 75 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 79 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 62 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 45 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen

Yasemin Çongar Diğer Yazıları

  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 92.699 %-0.65
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim