GS Real'in yıldızına imza attırmak üzere
Akdoğan: Bugünkü sistem Erdoğan’sız kriz üretir
Diyarbakırspor, Bulgar Süper Ligi'nde!
Süper Lig'de yeni sezon kuralları
Yaza bir hafta kala lapa lapa kar yağdı 04 Mart 2011 10:41 - 4 Yorum - 2,685 Okunma
Onların basın özgürlüğü benim de özgürlüğümdür. Onların basın özgürlüğüne kasteden, benimkine de eder.
Nedim Şener ve Ahmet Şık,
gazeteciliklerine defalarca "kefil" olabildiğim iki meslektaşım.
Gazetecilik sınırlarının muğlaklaştığı, "sınır ötesi harekâtların sıklaştığı bir dönemde, hangi sınırları veya sinirleri zorladılar, tam bilemem ama...
Bildiğim şu: İkisi de, "araştırmacı gazetecilik" ve hakikatler adına "ciddi işler" yapmış, bedellerle yüz yüze gelmiş iki "iyi muhabir".
Ahmet, sadece siyaset ve yargı önünde bedelle karşılaşmamış, "yasal hakları"nı talep ettiği gazetesinden, "radikal" biçimde, önce tehditlere de maruz bırakılarak atılmıştı.
Şimdi Ahmet'e sahip çıkar görünenler arasında; onu kovanlar, kovduranlar, kovulmasına seyirci kalanlar ile Nokta Dergisi'nde "patlattığı" haberlerde "komploculuk"la suçlayanlar da var.
Tam tersine; şimdi taşıyabilenlerin bir kısmı da, o "patlamalar"la kendinden geçenlerdi.
"Sınır ötesi"nden kastım şu:
İyi ve derin gazetecilik faaliyeti sırasında, bazen "derin" kaynaklarla ilişkinin türü, bazen gazetecilik amacının, yani izleyicilik, yorumculuk, didikleyicilik ve eleştirinin dışında, senaristlik, aktörlük de "cazip" gelebiliyor...
Ya da birileri sizi buna çekip sürüklüyor veya o kankalık süsünü veriyor.
Ama bunlar da tek başına "suç" değil; eğer bir "suç" hedefi etrafında "organize" değilse.
Gazetecilere baskın ve aramada, sadece savcılık değil, iktidarda bu "tarama"nın manasını açıklayabilmeli; sorumluluğunu üstlenmeli.
Yoksa bir "zanlı" da odur!
Her telefon konuşmasını, savcı ya da polise her eleştiriyi, büyük davalara dair her kuşkuyu, iktidarla ilgili her araştırmayı "zanlı" sayıp evleri, bilgisayarları, araştırmaları, haberleri, kitapları, geçmişleri tarumar edecekseniz...
Aha işte, ben de "kendimi" ihbar ediyorum:
Diğer arkadaşları çok bilmem ama...
Ahmet Şık ile Nedim Şener'e defalarca destek veren yazılar yazdım...
Onlarla bazen telefonda bu konuları konuştum... Her ikisinin üstüne gittiği olaylarla ilgili açık yorumlar yaptım; o konularda sert eleştiriler sıraladım.
Onların basın özgürlüğü benim de özgürlüğümdür. Onların basın özgürlüğüne kasteden, benimkine de eder. Sanmam ya; onlar benimkine kastetmiş veya kastedenlerle dans etmiş olsa dahi! "Press(e)"in hem "baskı" hem "basın" manasına gelmesi haybeye değil!
***
Hücreler, hücrelerimiz
Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan'ı tutuklu bulundukları yerde birbirlerinden ayırıp söylenenlere göre "hücre"ye almışlar.
Özkan ve avukatlar bunu beyan etti.
"Hücre ve tecrit", hele henüz "masumiyet"in sürdüğü tutuklulukta, esasta en temel haklara aykırı.
Çünkü sadece "uzun tutukluluk" bir cezaya dönüşmekle kalmıyor; o ceza, bir de hücre ve tecritle ağırlaştırılıyor.
Fakat...
Ah hep bir fakatımız var, değil mi?
Var, çünkü, "hücre ve tecrit" yüzünden bu cezaevlerinde Devlet; sivil hükümet ve askeri yetkililer marifetiyle, 30 kadar insanı resmen katletti.
Öldürdü, yaktı, dumana ve gaza boğdu.
Cesetler bile yeniden kurşunlandı.
Sadece o değil.
"Hücre ve tecrit" protestosundaki açlık grevi ve ölüm oruçlarında, 100'den fazla insan öldü; ölüme terk edildi, ölümü seyredildi.
Onca mahkûm ve tutuklu, evet sadece tutuklu, öldürülmenin ve ölmenin dışında, kronik hastalığa, sakatlığa, bedensel yetersizliğe ve iki manada da ağırlaştırılmış ölüme mahkûm oldu.
Böyle işte!
Hücre ve tecrit, genellikle insanlık dışıdır!
Tek sorun; kimimizin bunu ancak bazen fark etmesi; bazen bu ilkenin üstüne basıp geçmesi.
Ve en kötüsü, bir zamanlar, onca insan katledilirken, kim bilir neler yazıp onları öldüren hükümet ve askeri yetkililere arka çıkması!
Açalım bakalım defterlerimizi; neler yazmışız, "hücre ve tecrit"e dair!
Bakın bakalım, neler kazınmış hücrelerimize, insanlık dışı olana dair.
Umur Talu - Habertürk
utalu@htgazete.com.tr
ETİKETLER
Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 133 kişi beğendi.
Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..
+ Bu Yorumu Beğen09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 75 kişi beğendi.
yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.
+ Bu Yorumu BeğenNeden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 79 kişi beğendi.
Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 62 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 45 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen
GAZETE MANŞETLERİ
| İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |