10 Mart 2011 10:57
- 15 Yorum
- 4,755 Okunma
Son günlerde ülkemizde kadına şiddetin zirve yaptığına şahit oluyoruz. Gün geçmiyor ki şiddete uğramış bir kadın profilini daha izlemeyelim ekranlarda.
Türk erkeklerinin en sevimsiz, en çirkin, en seviyesiz ahlakı “kadına şiddet.”
“Ne gibi durumlarda gözleri dönüyor da bu adamlar çoluk çocuğunun annesini sokak ortasında, kendi çocuğunun gözleri önünde, onun çığlıklarına aldırmaksızın hunharca öldürebiliyorlar acaba?” diye düşününce;
Ya terk edilmeyi hazmedememiş…
Ya boşanmış olmasına rağmen eşini kıskanmış…
Ya çocuklarını istemiş ama alamamış vs…
Hemen hemen her Türk erkeğinin içinde bir Ali Kaptan yatıyor galiba.
Erkeklerin Ali Kaptanlıklarına rağmen hanımlar sadakat gösterileri ile aslında eşlerinin düştükleri zavallı pozisyonun altını çiziyorlar.
Karnındaki bebeğini kocasından yediği dayak sebebiyle düşüren kadın hastanede “kocamdır döver” diyorsa bu kadının önce sadakati takdir edilmeli, sonrasında ise bilinçlendirilmeli ve bu kıymetli kadını, kocasının taşlaşmış yüreğinden sudur eden demir yumruklarından korumak amaçlı bir şeyler yapılmalı ve elbette o kocanın layığını bulmasına yardımcı olmalı.
Erkeklerin evliliklerini yıpratmamak konusunda hanımlar gibi özen göstermedikleri tartışılmaz.
“Hiç kimse boşanmak için evlenmez” kaidesi daha çok hanımlar için geçerli galiba. Zira Türk erkekleri
“ben erkeğim” zihniyetinde doğuyor, büyüyor ve ölüyor. Hal böyle olunca da evlilikleri yürütmek işi genelde hanımlara kalıyor. Tek kolonla koca bir bina nasıl dengede durabilirse tek taraflı yürütülmeye çalışan evliliklerde o kadar dengede kalabiliyor. Yıkıcı darbelerse genelde erkekten geliyor. Daha fazla binanın ağırlığını kaldıramayan kadın da artık pes edip sığınabileceği en sağlam kalesine, annesine, babasına sığınıyor. Nihayetinde ise pes ettiği için yine kadın dayak yiyor, çocuğundan mahrum bırakılmak isteniyor,öldürülüyor vs…
Belki bu noktada hatalı davrananlar hanımlar. Her erkek çocuğunu da nihayetinde bir kadın büyütüyor.
Arabistan’da ise işler daha kolay ilerlemekte. Bizdeki gibi eşler arasında şiddet olmuyor. Burada evlenmek kadar normal karşılanan bir durumdur boşanmak.
Ülkemizdeki gibi boşanan hanımlara hiç kimse
dul kadın nazarıyla yaklaşmadığı için nahoş durumlar veya dışlamalar da yaşanmıyor.
Bahsettiğim şartlarda değil de gayet normal, olması gibi, medeni şekliyle yeni boşanmış bir kadın ülkemizde ikinci evliliğini yapmak istese bile bunu birileriyle paylaşması yıllar alabiliyor.
Arabistan’da ise alıştığımızın aksine kendisinin de isteğiyle hemen yeni bir evliliğe teşvik edilir boşanan hanımlar ve kısa sürede evlendirilirler. Sonrası cehennem azabı olmadığı için de
boşanmak deveye hendek atlatmaya dönmez veya boşanan kadın eli yüreğinde hangi köşe başından eli bıçaklı ex kocam çıkacak karşıma diye ateş üstünde yaşamaz.
Bu normalliğin
Allah korkusundan başka bir etkin sebebi de şu olabilir belki;
Genel bir fikir vardır: “Arap beyleri hanımlarının kıymetini iyi bilirler” diye. Nasıl bilmesin garipler. O kızı alana kadar kız tarafından bir kamyon sipariş listesi tutuşturuluyor ellerine
“Evini tam takır düzene kadar da düğünü unut oğlum” notuyla…
Şartlar olgunlaştı ve evlendiler diyelim. Evlilikten beklentileri de bizdeki gibi değil.
Hanımlarından tencere tencere yemek pişirmesini beklemezler. Ev işleri için bir yardımcı tutmak ise kadın tarafından mevzu bahis olmadan erkek cephesinden halledilmiştir bile. Çocuklar için de yardımcı bakıcılar olacaktır mutlaka. Kadına hediyeler almak için ise özel bir gün olmasını beklemezler. Velhasılı evlendikten sonra da hanımın canını sıkmak çok kolay değil. Zira onca zorlukla kurduğu yuvası erkeğin bir dişe dokunur hatası sebebiyle yıkılabilir kadın tarafından. Yeni bir evlilik ise hanım için çok kolayken erkek için aynı masrafı bir daha yapmak oluyor. Bu durumda
“Araplar çok evlilik yapıyorlar” inancı da itibarını kaybediyor olmalı.
Tabi bu durum bir de şöyle bir gerçeği göz önüne seriyor ki; Türk hanımlarındaki sabır ve fedakarlık Arap kadınlarında yok hatta belki de başka bir millette yok.
Arabistan’da yaşayan Türk erkekleri ise Arap hemcinslerinden taklit etmeleri gereken böyle centilmenlikleri varken gidip azınlıkta kalan birkaç çok eşli beyi dillerine dolamayı ve hatta taklit etmeyi yeğliyorlar.
Netice itibariyle; Arap hanımları erkeklerin sıkıntılarını çekmezler, çekemezler. Gelemezler sıkıntılı erkeğe. Boşanmak da kolay olduğu için cehenneme dönen bir hayatı devam ettirmek zorunda kalan bir kadın pek olmaz buralarda.
Şahsi fikrim ise; boşanmak ne kolaylaştırılmalı ne de zorlaştırılmalı. Kadın her akşam bir tencere kaynatmalı. Erkek ise “eline sağlık” demeyi bilmeli. Temeller sallanıyorsa var güçle onarılmalı. Sendeliyorsa kaldırılmalı. Dizleri kırılmış, yığılıp kalmışsa Allaha emanet etmeli.
Tercih etmek gerekirse tabi ki ülkemdeki problemli boşanma ve tekrar evlenme süreçlerinin yerine Arabistan’daki kolaylık derim.
Esas problem nerede patlak veriyor biliyor musunuz?
Türk erkeklerinin Allah’tan korkusu çok zayıflamış maalesef.
Kork Allah’tan korkmayandan demişler.
Bu beylere Allah korkusu aşısı yapılmalı.
Hem kendileri, hem eşleri, hem çocukları, hem de Türk halkı için bu aşı şart!
Ayşenur KAHVECİ / Suudi Arabistan / Haber 7
aysenurkahveci@live.com
http://twitter.com/aysenurkahveci