21 Nisan 2011 18:11
- 1 Yorum
- 2,617 Okunma
Sadece görmek bile bizleri rahatsız ederken bizzat kendileri neler hissediyorlardır acaba?
Obezite ile mücadele edenlerden bahsediyorum. Onları görünce benim nefesim kesilirken onlar nasıl nefes alabiliyorlardır ki?
Zorla attıkları birkaç adımı görünce gidip ellerinden tutarak yardımcı olmak geliyor insanın içinden. Zorla yürümek deyince ihtiyarlardan bahsettiğimi düşünmeyin, onlardan da var gerçi ama benim daha sıklıkla gözüme batan çocuklar ve gençler. Hususen çocuklar; henüz gelişimlerini de tamamlamadıkları için minicik boylarının kaç misli olmuş enleri. Tam manasıyla top gibi yuvarlanarak hayatlarını idame ettiren minicikler…ve en ilginci ise obez insanları genellikle fast-food lokantalarına girip çıkarken görmek. Kim bilir, belki de onların kilosu beni onlardan daha çok rahatsız ediyordur.
Onlarca kilo ağırlığında ki yağlarla bir ömür…
Peygamber Efendimiz göbekli birisini görünce parmağıyla o kişinin göbeğine işaret ederek
“Bu böyle olmamalı!” buyurmuş. Sadece şişmiş bir göbek bile Efendimiz tarafından ikaz edilirken şimdiki Müslümanların haline ne kadar kızıyordur kim bilir? Müslüman insana göbekli olmak bile yakışmazken yusyuvarlak bir vücut hiç yakışmaz elbette.
Obeziteye yakalanmamanın en kolay yolu ise Peygamberimizin sünnetindeki gibi yiyip içmek. Lakin midenin üçte birini yemekle doldurarak sofradan kalkan birisi var mıdır acaba? Varsa da yoksulluktandır muhtemelen.
Ülkemizde yeni yeni yüz gösteren obezitenin buradaki korkunç gidişatını görünce istatistikleri merak ettim ve araştırdım. Bakın Suudi Arabistan’da neler oluyormuş;
Öncelikle Suudi gazetelerinde ülkedeki obezite hastalığının artışındaki en büyük etken tahmin edeceğiniz gibi fast-food lokantalarıymış.
Suudi Diyabet Topluluğuna göre Suudi halkının % 70’i obez sınıfında sıralarına oturmuşlar. Yakınlarda yapılan bir araştırmanın neticesine göre orta yaşlılarda erkeklerin %34’ü bayanların % 45’i obezitenin ellerine düşmüş. Hanımların beylere fark atmalarının sebebi de sanırım evde
“kanepe patatesi” olmak suretiyle daha çok vakit geçirmeleridir. Öyle hanımlar biliyorum ki, kahvaltı için çayı dışardan sipariş veren...
Aslında obezite sadece Suudi Arabistan’a mahsus bir hastalık değil. Tüm dünyada yüz gösteren bu hastalık için Suudi Arabistan’ı ikinci sıraya koyabiliriz. Zira başka bir araştırma sonucu “Amerika’dan sonra obeziteye ikinci kurban!” başlığı altında bu ülkenin adını görebilirsiniz.
Dünya Sağlık Örgütüne göre 1 milyardan fazla insan aşırı kilolu ve en az 300 bin kişi hastalık seviyesine kilolarıyla beraber varmış durumda.
Suudi Arabistan’da ise obeziteye bağlı olarak yılda 20.000 kişi hayatını kaybediyor.
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan’da obeziteye bağlı tedaviler için yıllık 5 milyar dolardan fazla para harcanıyor. Bu miktarın büyük kısmı ise minicik çocuklar için harcanıyordur heralda çünkü araştırmalar sonucu 3 milyondan fazla çocuğun Suudi Arabistan’da obez olduğu söyleniyor.
En korkutucu sonuçlardan birisi ise; obezite ortalama ömrü 20 yıl kısaltıyormuş.
Tüm bunların sebebi olarak öne sürülen neden ise;
Modern yaşam tarzındaki değişiklikler. Zengin ülkedeki insanların bakkala bile özel arabalarıyla gitmeleri, ev yemeklerinin tercih edilmemesi, sosyal yaşam adına hiçbir faaliyetin olmaması gibi bilinen durumlar.
Duydum ki Amerika’da “slow-food” dönemi başlamış. Öyleyse Suudilerinde kilolarından kurtulmaları yakındır. İnşaallah en kısa zamanda bu durumlarına “dur bakalım” diyebilirler. Gerçekten acınası bir hal. Hastalıklara davetiye çıkaran bu illetten bir an evvel kurtulmalarını dilerim.
Allah bizleri, çocuklarımızı korusun.
Bol bol sulu köfte, yeşil fasulye, türlü vs…pişirmek lazım. Hatta et, kurban bayramından kurban bayramına pişirilsin…
Küçüklüğümden beri severdim zaten Temel Reis’i. Zamane çocukları sırf “ıspanak baskısından” Temel Reis’i düşman biliyorlar. Ne garip bir nesil!
Ayşenur KAHVECİ / Suudi Arabistan / Haber 7
aysenurkahveci@live.com
http://twitter.com/aysenurkahveci