Bir kova su istemeyi akleden yok mu?

  • Bir kova su istemeyi akleden yok mu?
    Yaşar İliksiz
    Haber 7

12 Ağustos 2011 14:11 - 2 Yorum - 9,243 Okunma

Bir kova su dökülerek halledilecek pisliğe, pislik ekleyerek insani duygularımızı boğacak sele dönüşmesine izin verilmemeli



"İnanmayanların inananlara sataşmasında muhakkak bir parça da kıskançlık vardır" demişti Cemil Meriç...

Üstattan ilham alarak "inananların inanmayanları aşağılayıp, ezmeye çalışmasında muhakkak kıskançlık vardır" diye düşünüyorum.

Her iki çıkarımın ardında uçurum olduğunu idrak etmek gerekiyor.

İnançsızlıklarından doğan acıma hissi ve kendilerinin "doğruyu gören" olduğuna inanmalarından kaynaklanan "aydınlanma makamları"ndan dolayı inanmayanlar; kıskançlık olmasa dahi zaten konum gereği sataşmaya mecbur kalmaktadırlar...  

İnananlar ise; inançlarından dolayı inanmayanları "helak olmuş" gördükleri için acıma hissi duydukları ve kendilerinin "kurtulmuş" olduğunu "bildikleri" için "şükür makamı"nda olduklarından dolayı sataşma eylemini "normal şartlar altında" sıfatlarından uzak tutmak zorundadırlar...

Öte yandan, "mümin olduğunu beyan edenler"in, karşılarında "inanmadığına inandıkları" (normal şartlarda inanmayan kelimesini kullanmam gerekiyor ama Türkiye şartlarında kimin ne kadar inandığı tartışma götürdüğü için bu tanımı kullanmaya mecburum) şahıslar gördüğünde onların hakkıyla yapılmış tebliğ sonucu "potansiyel Müslümanlar" olabileceği ihtimalini, kendisini inançsız zannedenler"in ise karşılarında esaslı aydınlatma yöntemleriyle "potansiyel ateistler" olabilme olasılığını düşünmeleri gerekir.

Bu durumda yapılacak iş, akıl ve mantık yoluyla ya karşı tarafın inancının yanlış olduğunu ispatlamaya çalışmak ya da kendi inancının doğruluğuna karşı tarafı ikna etmek olmalıdır.  

Fakat öyle olmuyor!

Herkes karşı tarafa kendi inancını dayatıyor ve bunu başarmak için elinden geleni ardına koymamayı "ibadet" sayıyor!

Böyle olunca da "kendilerini mümin olarak tanımlayanlar" ile "kendilerini aydınlanmış kabullenenler", ya birbirlerine dikleniyor, ya da hakaretleşiyor... Birbirlerine diş geçiremeyeceklerini fark edenler ise karşılıklı "laf sokuşturma" ile dalga geçmeyi kâr sayıyor...

Tarafların her biri diğerini kendisini "boğacak tehlike" ve "yalancı" hatta "iftiracı" olarak görüyor...

Böylece biri "şöyle oldu" dediğinde, diğeri hemen "hayır böyle oldu" deme refleksini doğuruyor..

Türkiye'de sistematik olarak her kesimin ezilip bir şekilde 'boğularak' mağdur edildiğini göremeyen ve sadece kendi inancında veya sınıfındakilerin ezilip mağdur edildiğine inanan kitleler;  kendilerine, inançlarına, sınıflarına, sıfatlarına "zarar vereceğini" düşündükleri "meydana gelen" veya "meydana geldiği iddia edilen" vakalarda ellerini vicdanlarına götürmek ve adalet mekanizmasını çalıştırmak yerine hemen "olayın olmadığı" ya da en azından "aslında öyle olmadığına" dair bulgular "yaratmaya" mecbur hissediyorlar...  Üstelik bunu görev sayıyorlar...

Vicdanı ve aklı devre dışı bırakan "bu refleksin", ashabı mescide işeyen bedeviyi dövmeye yeltendiğinde onları durdurup, "oraya bir kova su dökün, su pisliği götürür, orası da temizlenmiş olur" diyen Peygamberin ümmeti olduğunu iddia edenlerce sergilenmesi ne tuhaf!

Adalet mekanizmaları çıkmaza girmiş, meslek erbaplarının birbirini korumak pahasına hukuk dahil tüm değerleri ayaklar altına alınabilir görebildiği ülkemizde hiç değilse insanlar birbirini insan olarak görebilecek kadar masum kalamazlar mı?

"Önce insan" diyen ataların torunlarının tamamının "benim çıkarlarım söz konusu ise insan da kim?" diyecek kadar şuurunu kaybetmiş olması imkansız. O zaman ya korkuyorlar ya da bir şey onları boğarak öyle davranmaya mecbur ediyor.

Sevgili Cemal Demir, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı "Bir insan gerçekte nasıl boğulur?" başlıklı muhteşem yazısını "Televizyon ve sinemanın (ve de medyanın (bu ek bana ait)) yarattığı sahte gerçekliğe ne derece boğulduğumuzu fark edebildik mi ki suda nasıl boğulduğumuzu fark edebilelim..." cümlesiyle bitiriyordu.

Bizi, gerçekte, neyin, nasıl boğduğunu fark etmek zorundayız. Bir kova su dökülerek halledilecek pisliğe, kova kova pislik ekleyerek insani duygularımızı boğacak sele dönüşmesine izin verilmemeli. Vicdanlar pisliğin kokusunu aldığı anda devreye girmeli ve merhameti çağırmalı.

"Merhametin ukelası olmanın merhametsiz olmaktan beter" olduğunu unutmaksızın, Necip Fazıl'ın Reis Beyine kulak verin: "Can taşıyan, yüreği atan her yaratığa acıyın! Ağzından kemiğini çaldıran köpeğe, her parçası ayrı ayrı kıvranan solucana, tabanı yanan çakala...Hepsinin üstünde insana; buruş buruş beyni, alnı ve çenesiyle gözyaşı döken insana acıyın!"

İster müslim, ister gayrımüslim olsun, bu toprağın insanları bir arada yaşamak istiyorlarsa, ideolojik ve siyasi kan davalarını bitirmekten de öncelikli olarak birbirlerine karşı adil olmayı, vicdanlı davranmayı, insan olarak değer vermeyi öğrenmek zorundalar. 

"Biz 'yaratılanı Yaratandan dolayı sevmeyi' zaten biliyorduk, sen kendi işine bak" diyen kerameti kendinden menkul 'alim'lere "ey iman edenler iman ediniz" ayetinin hikmetini araştırmayı "iman ödevi" olarak veriyor, sizleri vicdanlarınızla başbaşa bırakıyorum...

Yaşar İliksiz - Haber 7
yasar.iliksiz@haber7.com
  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 135 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 76 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 80 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 63 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 46 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen

Yaşar İliksiz Diğer Yazıları

  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 93.364 %0.06
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim