13 Ekim 2011 15:20
- 6 Yorum
- 2,626 Okunma
Demek ki neymiş? Hem Hakk’ın, hem de halkın rızası için (isteyince) herşey yapılabilirmiş.
Geçen hafta ilk kez bir erkek hocanın dersine katıldım. Tabi burası Arabistan. Lokantalarda erkeklerin ve ailelerin masaları birbirinden ayrıyken… Alışveriş merkezlerinde bayanlar için özel bayan elemanlı kasalar varken… Bir takım mağazalara sadece hanımların girmesine izin verilmişken… Şehrin en büyük çocuk parkları sadece hanımların rahatı ve özgürlüğü için ayrılmışken… Kuaförlerin, kız çocuklarının okul kapılarının önlerine giriş ve çıkışlarda olası bir kazaya mahal vermemek için uzunca paravanlar yapılmışken…
“Erkek hocanın dersine katıldım” söylemim ile alıştığımız gibi kızlı-erkekli bir ortamı kasdettiğimi düşünmemişsinizdir heralde.
Evet Arabistan’da her çeşit ortam var. Kimi sitelerde insanlar alıştıkları avrupai hayatı devam ettirebiliyorlar. Bazı otellerde veya özel sektörlerde de karışık havuz bulunduğunu duyuyoruz. Fakat kendi idarelerinde olan hiçbir kuruluş için bunların düşüncesi dahi söz konusu olamaz.
Sizlere anlatmak istediğim durum da buna en güzel örnek olacaktır;
Okulumuzun bayan kısmının yan tarafı da erkek bölümü olarak düzenlenmiş. Giriş kapıları da birbirinden ayrı hatta birbirini görmüyor bile…Genelde hocalarımız bayan, bazı derslerin hocaları hariç. Bu gibi derslerde ise yan binadan çekilen ses düzeni ile erkek hoca bizim sınıfımıza misafir olabiliyor. Karşımızdaki projektörü de diğer binadan kumanda edebiliyor. Bizler ise kafamıza takılan yerleri önümüzdeki mikrofon aracılığı ile iletebiliyoruz. “Öyleyse dersten kaytarmak da çok kolay olur.” diye aklınıza gelirse yanılıyorsunuz. Zira başımıza bir gözetmen de koymayı ihmal etmemişler. Zaten hocanın önünde öğrenci listesi de olacak ki, hepimizin adını soruyor ve listeden kontrol ediyor.
Vaziyet böyle… Demek ki neymiş? Hem Hakk’ın, hem de halkın rızası için (isteyince) herşey yapılabilirmiş.
Bana göre şahane bir organize! Çünkü benim aradığım; üniversitelere muhafazakar kızların da gidip eğitim almaları için tek gereken şey başörtüsünün serbest bırakılması değil! Ortam da en az başörtüsü kadar ve hatta daha ziyade ehemmiyetli. Zaten kişilere başrötülü veya başörtüsüz diye peşin hükümlü olmak son derece yanlış. Nice arkadaşlarım var bir tek örtüleri eksik olan, nice arkadaşlarım var bir tek örtüleri olan... Bir de sokakta gördüklerim var; gidip başörtülerini çekip çıkarmamak için kendimi zor tuttuğum…
Türkiye’de tesettürlü bayan sayısı artıyormuş(!) Doğru… Maşaallah ciddi bir artış var. Ama gel görelim diğer bir çok bayandan hiçbir farkları olmadığı gibi eksikleri daha fazla. Artışa paralel olarak ciddi bir bozulma da söz konusu.
Kimilerine şahit oluyoruz ki; daha güzel gözüktüğü için kapanan… Durumun vehametini görmek isteyenler için bu ne açık bir delil.
İşte bu şuursuz kapanmanın en büyük etkeni; iki yaşam tarzının arasındaki farkı bilmemekten geçiyor. Kişi şöyle demeli;
“Ben Rabbimin rızası için başımı kapattıysam O’nun rızası için her halime çeki düzen vermeliyim.” Aksi halde “başımı kapattım ya, vazifemi yapıyorum işte..” anlayışına aldanmış olur.
Bu gibi gençlerin ellerine yeri geliyor evlatlarımızı eğitsin diye bırakıyoruz. Geçen yaz kızımın yaz okulundaki öğretmenini görünce şok olmuştum. Tabi hemen soluğu idare de aldım ve gereği yapıldı. Ben kızımı “açık desen açık değil, kapalı desen kapalı değil” resmine başlık olan kimselerin eğitmesine nasıl razı olayım?
Bu gibi problemlerin ardı arkası şimdilik kesilmez. Tüm bunların menşei üniversitelerden geçiyor. Bir kişinin kendini muhafaza edebilmesi için karşı cinsle aynı ortama girmemesi gerekiyor. Hüküm kesin. Kur’an-ı Kerim rehberimiz olsun!
Üniversitelerimizi islam ahlakına göre yeniden yapılandırabilsek, herkes fıtratını bozmadan eğitimini bitirebilir. Kendini muhafaza edebilmek adına eğitimini feda edenler de buna mecbur bırakılmaz ve o pırlanta gibi gençlikten bizler de faydalanabiliriz. Bozulmuş fıtratları adeta birer canavar gibi ortalıkta da görmeyiz belki.
İslamiyet insana güzel ahlakı öğretir. Aslolan güzel ahlaktır. Güzel ahlak ise ancak edeple mümkündür. Edep için ise; sünnet-i seniyye rehberimiz olmalıdır. Şüphesiz Efendimizin ahlakı Kur’an ahlakıdır.
Gelecek nesilleri Efendimizin edebiyle edeplendirmeye çalışmalıyız. Bunun için ise
“karma eğitime hayır!” desem de, demokrat olmak adına alternatifini yapmayı teklif ediyorum. Karma eğitimi tercih ederek nefsini baş tacı yapmak isteyenler de buyursun…Ayrı eğitim ile akıl, mantık ve vicdanını nefsine feda etmeden eğitimini tamamlamak isteyenler de buyursun.
İsterseniz ilk mezunlarımızın önceki ve sonraki hallerini fotoğraflayalım. Aradaki yedi farkı buluruz.
Ayşenur KAHVECİ / Suudi Arabistan / Haber 7
aysenurkahveci@live.com
http://twitter.com/aysenurkahveci