Geçen hafta Kafkas gezisi sırasında Türkiye'ye ders vermeye kalkışan Sarkozy'ye kendi cümleleriyle soruyorum: "Bellek çalışması yapmak, geçmişi hatırlamak için 50 yıl yeterli bir süre değil mi?"
Bu yazının yarın yayınlanması daha doğru olurdu. Ancak köşemi pazartesileri "SABAH'tan Mektup"a ayırdığım için, mecburen bir gün öne çektim.
***
Bundan 50 yıl önce, 17 Ekim 1961 Pazar günü, Paris'te bir katliam yaşandı. Yarım yüzyıl sonra bile tam bilançosu çıkarılamayan bu katliamda, tarihçilerin 50 ile 300 arasında tahmin ettikleri Cezayir kökenli Fransız yurttaşı polis kurşunlarıyla can verdi.
O sıralar Cezayir'in bağımsızlık mücadelesinin en yoğun dönemi yaşanıyordu. Bağımsızlık savaşına öncülük eden "Ulusal Kurtuluş Cephesi", mücadelesine destek için Fransa'daki Cezayirliler'i Paris'te gösteri yapmaya çağırdı.
Çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek 30 bin kadar Cezayirli çağrıya uyarak 17 Ekim 1961 Pazar günü öğleden sonra, "Cezayir Cezayirlilerindir" ve "Bin Bella'yı bırakın" sloganlarıyla Paris'in merkezine doğru yürümeye başladılar. Pankartların dışında hiçbir şey yok ellerinde ve üstlerinde.
(Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz)Erdal Şafak / Sabah