19 Aralık 2011 12:17
- 7 Yorum
- 2,780 Okunma
"Cahil, inatçı ve huysuz insanlarla yaşamak zor… İnatçı ve bencil olduklarından, çözüme ulaşabilmek imkansız."
Almanya’da yaşayan Türk-Aileleri içinde öyle cahil kadınlar var ki…Bazen „Bu kadın nasıl evlenebilmiş“ diye düşünüyorum. Kocası „cahil“ de olsa, bu kadar anlayışsız, inatçı, huysuz, tembel, vurdum-duymaz, bencil, israfkar kadına bunca yıldır nasıl tahammül edebilmiş diye hayret ediyorum. Ben erkek olsaydım, kesin o kadından boşanmıştım.
Hadi erkek olarak „gençlik heyecanıyla evlendin“ de, bu kadını tanıdıktan sonra neden onunla bu kadar çok çocuk sahibi oldun diye soruyorum vicdanıma. „Adama“ soramam tabii ki. Cevapları zaten „Allah verdi de oldu“ olacaktır. Diğer çocukları da „Allah verdi“, siz „yapmadınız“. Burada „korunma yollarını“ hatırlatmayacağım, cahil ve aynı zamanda inatçı insanlara harcadığım vakte yanarım. Sadece cahil olsalardı neyse, bir şeyler öğrenirlerdi. Ama cahil-bilinçsiz kalmakta ısrar eden inatçı insanlara bir şey anlatabilmek zor…
Cahil kadınlar… Anlatsan anlamazlar… Anlasalar yine de inat ederler… Zararlı dersin, yanlışta ısrar ederler… Yasakları gizlice yaparlar… Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, isterseniz yerlere yatarak yalvarın, BU TÜRDEKİ KADINLAR kendi nefislerinin isteklerinden ve rahatlıklarından asla vazgeçmezler. Herkesin ilgi odağı olsunlar, övülsünler, sevilsinler, poh-pohlansınlar... Yok bu yetmez, yüceltilsinler isterler…
Bu türdeki kadınlar hele bir de „çocuk doğurmuş“ olsunlar, kendilerine neredeyse „tapılmasını“ isterler. „Anne olduklarını“ her yerde ve zamanda tekrarlarlar. Sanki „çocuk yaratmak“ kendilerinin marifetiymiş gibi övünürler. Sadece kendi çocuklarından saygı bekleseler neyse, herkesten hayranlık ve üstün-saygınlık beklerler. Annelik görevlerini yaptıkları bile meçhuldür. Tamam, doğum yaparken çok sancılar çektiler de, bunu sürekli tekrarlamanın bir alemi var mı? Bebek sahibi olmamışları kızları „korkutmaya“ ne gerek var?
TEYZE, ASLA KAPIYA GELEN BİRİSİNDEN ALIŞ-VERİŞ YAPMA!
HİÇBİR YERE İMZANI ATMA!
Tanıdığım „cahil“ teyzelerden birisi her türlü sahtekarın tuzağına düşüyor! Sonra huzursuzluk yaşıyor, parasız kalıyor. Kaç kere tenbihledim. „Kapıya gelen birisinden alış-veriş yapma teyze“ diye. Almanya’da kapıdan birşeyler satmak isteyenlere pek güvenilmez. Kalitesiz eşyaları yüksek fiyata satarlar. Garantisi ve servisi de olmaz. Teyze, bu sefer kapıya gelen birisinden telekominikasyon-telefon-aboneliği için imza atmış! Fakat başka bir telekominikasyon-şirketine daha abonelermiş! Hat arızalıymış. Cevap gelmemiş de falan da filan da. Şimdi ise her ay iki telekominikasyon şirketine abone ücreti ödenecek! Çünkü imza atıldıktan sonra 14 gün geçmiş, sözleşmeyi feshedemez. Avukatın uğraşması lazım. Teyzenin kocası var ama kızamıyor galiba. Ya da sözünü dinletemiyor!
TEYZEYE ÇÖZÜM ÖNERDİM!
„Teyze sana söylemiştim, hiçbir yere imzanı atma, eşyanın kalitelisini mağazadan görerek, deneyerek al, hiçbir yerden bir şey sipariş etme diye. Neden halen bu huylarında devam ediyorsun?“ diye sormuştum. Teyze: „Kızım sen bana söyledin, ama ben senin o sözünü unuttum“. Bu sefer kağıda yazıp verdim. „Şunlara mutlaka dikkat et, tuzaklara düşme„ diye…Başka bir gün baktım yine tuzağa düşmüş. Bahanesi de hazır: „Kızım sen bana o kağıdı yazdın ama ben o yazdığını okumayı unuttum! Belki okudum da okuduğumu unuttum!“
Allah’a havale ediyorum artık. Bıktım.
Sen neden uğraşıyorsun, kendisi uğraşsın diyeceksiniz ama acıyorum işte. Görüşmeler olduğunda yardımcı oluyorum elimden geldiğince.
Şirketler böyle cahil insanların olduklarını bildiklerinden, tuzaklar üzerinden geçiniyorlar zaten.
ALMANYALI TEYZE CANAVAR GİBİ BİR SÜPÜRGE ALMIŞ!
Geçmiş yıllardan bir anı: Bu türdeki bilinçsiz, inatçı ve cahil kadınlardan başka bir teyze tanıyorum. Almancası kıt. Ama Reklam-TV‘den bilimum eşyaları, kremleri, işe yaramayan kalitesiz abur-cuburu ısmarlıyor. Eve paket geldiğinde „ürünün kalitesizliğini“ fark ediyor, tabi eğer fark edebilirse.
Teyzemiz, kalitesiz eşyaları överek değerinden çok yüksek fiyata satan Reklam-Kanalı-TV’den elektrikli süpürge ısmarlamış… Süpürgeyi görseniz canavar gibi! Hantal, büyük, ağır, kullanışsız ve bir o kadar da „süpürmeyen-temizlemeyen“ zayıf motorlu. Kalitesiz bir süpürgeye yaklaşık olarak 650 Euro para ödemiş! Güya bu süpürge en ince tozları da içine çekiyormuş! Ayrıca halı yıkıyormuş, buharıyla pencere-kapı-kalorifer temizliyormuş! „Bu süpürge yemek de yapabiliyor“ diyecek neredeyse. Kaliteli bir eşya olsa hadi neyse, ama kalitesiz ve iş-görmeyen bir süpürge!
Teyzemiz süpürgeden memnun değilmiş! Teyzenin araç kullanmak için ehliyeti de olmadığından, kocası canavar gibi büyük süpürgeyi tekrar paketleyip, postaneye taşısın. Kargo ile geri yollasın. Kimsenin işi-gücü yok ya, evde oturup canı sıkılan „ev-hanımlarının“ alış-veriş memnuniyetsizliklerini de gidersinler. Para ödesinler, taşısınlar, kargo kuyruklarında vakit kaybetsinler…
Böyle „ev-hanımı“ olacağına, part-time çalışıp, öğrencilere ders veren, hastahanede hastalarla ilgilenen kadın olsun, daha yararlı! Hiç olmazsa zarar vermeye vakit bulamaz!
EVLİYİM, ÜÇ ÇOCUĞUM VAR… SENİN NEYİN VAR?
Her gittikleri yerde „Evliyim, üç çocuğum var, oğlum çok zeki, kızım çok güzel, kocam şurada çalışıyor, yeni koltuk takımı aldık“ muhabbetinden ileri gidemeyen „kişiliklerdir“ bunlar. Bu türdeki cahil kadınlar, fesatlıklarından ötürü, okuyan ve çalışan kadınlara „feminist“ diyebilirler. Kendilerinin ne kadar „değerli ve vazgeçilmez“ olduklarını ev-halkına hissettirebilmek için, evdeki tüm işleri üstlenirler. Özellikle kocalarının ve oğullarının her işini görürler, asalak gibi yaparlar. 15 yaşına gelmiş oğullarının ağzına kaşıkla yemek veren türleri bile vardır. Hayatları gezmekten, süslenmekten, düğüne gitmekten, dizi izlemekten, gıybet etmekten ibarettir. Ufacık sorunlarda cinnet getirecek gibi bunalım geçirirler. Sabırlı değildirler, çözüm bulamazlar. Oğullarını şımartırlar. Topluma zarar veren çocuklar büyütürler.
Cahil, inatçı ve huysuz insanlarla yaşamak zor… İnatçı ve bencil olduklarından, çözüme ulaşabilmek imkansız.
Sadece „cahil“ olan insanlar düzelebilirler. Hem cahil, hem inatçı insanlar asla düzelmezler…
ÇOK PARA HARCAYAN KADINA EN ETKİLİ TERAPİ!
Hanımınız çok para mı harcıyor? Bu terapiden daha iyi bir yöntem olamaz! Hanımınızı evden çok uzak bir yerde işe gönderin. En az bir ay çalışsın. Sabah karanlığında, gecenin karanlık-korkulu derinliğinde, soğukta-yağmurda sıkı giyinip, yollara düşsün.
Toplu taşıma araçlarında sıkışarak ayakta 1-1,5 saat işe gitsin ve akşamleyin aynı şekilde geri dönsün. Bedeni-ruhu çok yoran bir iş-yerinde en az sekiz saat çalışsın. Orada her türlü sorunlu insanlarla muhatap olsun.
Bu ayın sonunda kadının ne kadar değişmiş olacağını göreceksiniz!
Eve gelir-gelmez sizin elinizi-ayağınızı öpebilir…
Getirdiğiniz bir ekmek için on kere teşekkür edebilir.
Harcayacağı her Lira için üç kere düşünebilir…
İnanın bana…
Eğer yapmıyorsa, bir ay daha çalışsın…
Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7
zyavuz@ymail.com