Polis Gazetecinin diploması neyi örter?

  • Polis Gazetecinin diploması neyi örter?
    Mehmet Acet
    Haber 7

31 Aralık 2011 10:48 - 13,716 Okunma

‘Polis gazeteci’ tanımı iyi bir terziden çıkmış yeni bir elbisenin, elbise sahibinin üzerine cukkadanak oturması gibi Emre Uslu’nun üzerine oturdu...



GAZETECİLERLE GAZETECİ KILIKLI POLİSLER ARASINDAKİ 5 FARK

Tam da beklediğim gibi bir cevap geldi ‘polis gazeteciden.’

Gerçeklerle yüzleşince ezberi bozulan, kimyası dağılan kişi ne yapar?

Çirkinleşir, saldırganlaşır, ağzını bozup hakaret eder.

‘Polis gazeteci’ tanımı iyi bir terziden çıkmış yeni bir elbisenin, elbise sahibinin üzerine cukkadanak oturması gibi Emre Uslu’nun üzerine oturdu. (Yapıştı mı demeliydim yoksa)

Bunun hırçınlığıyla saldırıyor.

Beşir Atalay’la ilgili ‘takıntısının’ sebebini okuyucularıyla dürüstçe paylaşması çağrısında bulunduğum halde O, buna dürüstçe yanıt vermek yerine beni yalancılıkla, terbiyesizlikle Atalay’ın müridi olmakla suçluyor.

Ben de buradan O’na daha güçlü sözcükler seçerek hakaret edebilirim.

Ama bunu yapmayacağım.

Onun yerine kendisinin panik katsayısını artıracak bir şey yapacağım.

Okuyucuların önünde ne menem bir gazetecilik yaptığını teşhir etmeye devam edeceğim.

DİPLOMALAR NEYİ ÖRTER?



Uslu, ben kendisine ‘sen bir polis gazeticisin’ deyince, diplomalarını saçmış ortalığa. Eline almış onları gösteriyor bana doğru.

Halbuki ben polis gazeteci derken O’nun polislik eğitimi almış olmasından çok, dünyasını polislere teslim etmiş olmasını kast ettim.

Her türk erkeğinin askerdeyken yaşadığı ‘ben asker doğmuşum’ duygusunu Emre Uslu’nun ‘ben bir polis doğmuşum’ duygusuyla bütün ömrüne taşıdığını anlattım. 

Ve devamında bütün meselelere güvenlik boyutuyla bakmanın ‘okur sağlığına’ zarar vereceğini söyledim.

Şimdi bunun nedenlerini biraz daha anlatayım.

POLİS GAZETECİ NE YAPAR-GAZETECİ NE YAPAR



> Polis gazeteciler haber kaynaklarına sorgusuz sualsiz teslim olurlar. Gazetecilerse kulaklarına fısıldanan her şeyi mutlak doğruymuş gibi kabul etmek yerine, o söylenenleri süzgeçten geçirirler öyle haberleştirirler.

> Polis gazeteciler için şüphe duymak ile kanaat sahibi olmak arasında ince bir çizgi yoktur. Her şüpheli konuya onlar doğrudan kanaat sahibi olarak bakarlar. Halbuki, gazeteciler şüphelenirler ama bu şüphe teyit edilmeden hemen kanaate dönüşmez.

> Polis gazeteciler her insana potansiyel ‘tutuklanacak kişi’ gözüyle bakarlar. Halbuki bir gazeteci hangi dava olursa olsun tutuklanan bir kişinin neden tutuklandığını sorgular, doğru işleri desteklerken, yürüyen yanlış işler varsa o işlerin hesabını sorar.

> Polis gazeteciler itibarsızlaştırma kampanyası yapmaya pek meraklıdırlar. Akıllarını seyircinin göremediği yerde duran suflörlere teslim ettikleri için, onlardan gelen işaretle hemen harekete geçerler, uzun soluklu yıpratma kampanyaları yürütürler. Bu öyle bir teslimiyettir ki, bazen bir çift öküzün önündeki toprak izini huşu içerisinde takip etmesi gibi kendilerine verilen görevi harfiyen yerine getirmeye çabalarlar.

(“Benim yaptığım eleştiri” dediğine bakmayın siz, Emre Uslu’nun Beşir Atalay’la ilgili yaptığı da sistematik bir karalama kampanyasından ibarettir.)

> Gazeteciler yanlış gördüklerini eleştirmekten geri durmazlar. Polis gazeteciler ise ‘takıntılıdır.’ Emre Uslu’nun Beşir Atalay’ı Ergenekoncuları serbest bırakmaya çalışmakla suçlamasının mantıkla izah edilemeyeceği ortadaysa eğer, bu, bunu söyleyen kişinin takıntılı olduğunu gösterir.

Emre Uslu diyor ki: “Belli ki Mehmet Acet’i ayakta tutan omuriliğine dokunmuşum. Düşünce sistemi ve sinirleri darmadağın olmuş bir şekilde bana saldırmış Acet”

Kimin, kimin omuriliğine dokunduğu, kimin düşünce sistematiğinin darmadağın olduğu belli.

Yukarıda saymayı unuttum ama polis gazetecilerin bir özelliği daha vardır. Etraflarında gördükleri herkesi kendileri gibi zannederler.  Kendileri yüzde yüz angajman ilişkileriyle gazetecilik yaptıkları için, diğer gazetecilerin de öyle olduğunu düşünürler.

Halbuki, ben Emre Uslu’yu, Beşir Atalay’ı eleştirdiği için değil, eleştiri adı altında sistemli bir karalama çabası içerisinde olduğunu gördüğüm için ve kendisi bunun arka planında neler olduğunu itiraf etmekten özenle sakındığı için eleştirdim.

Atalay’ı Ergenekoncuları salıverme çabası içerisinde olmakla suçlamanın mantıklı bir eleştiri olamayacağını, bunun ancak sistemli ve istemli bir karalama ve itibarsızlaştırma kampanyasının uzantısı olabileceğini anlattım o yazıda.

Ve gelen tepkilerin büyük bölümü de Uslu’nun değil, benim yazdıklarımın doğru olduğunu ortaya koydu.

BEŞİR ATALAY BENİM NEYİM OLUR





Emre Uslu bir de Beşir Atalay’la aramızda bir hoca öğrenci ilişkisi (bir de şeyh mürit safsatası uydurmuş) olduğu için benim böyle bir yazı yazdığımı savunmuş.

Söyleyeyim; Benim için büyük bir talihsizlik ama, Beşir Bey’le aramızda bir hoca talebe ilişkisi hiçbir zaman olmadı. Eğer böyle bir ilişki biçimi olsaydı, bugünkü öğrencileri gibi ben de kendimi şanslı addederdim.

Atalay’ı Ankara’ya geldikten sonra tanıdım. Doğrudur, Ankara’da benim en fazla değer verdiğim insanlar arasındadır Beşir bey. Ama bu, Emre Uslu’nun suflörleriyle arasındaki ilişki biçimine benzemez. Bildiğim kadarıyla Beşir bey benim gazeteciliğime güvenir ve ben de O’nun insani vasıflarına, bilgeliğine, böyle insanların sayısı çok azaldığı için değer veririm. Ben kendi bildiğim ölçüler doğrultusunda gazeteciliğimi yaparım. O da hükümetin başbakan yardımcısı olarak kendi işini.

Yaptığımız programlarda Atalay’a içimden gelen her soruyu özgürce sorarım ve her seferinde de ertesi günkü gazetelerde bol bol bizim programda konuşulanların haberi çıkar.

Ben polis gazeteciler gibi suflörden gelen sesleri tekrarlayarak yazı yazmam. Ama O’nun bu yazıyı kendi kendime yazmaya karar verdiğimi akıl edeceğini de hiç sanmam.

Dünyası böyle şeylere çok uzak çünkü.

Mehmet Acet / Haber 7
acetmehmet@hotmail.com
  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 93.374 %0.07
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim