02 Ocak 2012 10:02
- 10 Yorum
- 18,332 Okunma
2014'te başta Cumhurbaşkanlığı seçimi olmak üzere yerel ve genel seçimlerin 3'ünün 1 arada yapılması tartışılıyor. Böyle bir seçenek AK Parti'ye ne getirir, ne götürür?
Gündem oluşturmakta zorlanan muhalefet, ‘Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldır’ fantezisiyle bir çeşit siyasi mastürbasyon yapıyor.
Kendilerince oyalanıp duruyorlar.
Muhalefetin iddia ettiği gibi mevcut Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl olsa, önümüzdeki ağustos ayında Çankaya için seçim var demektir.
Çankaya herhangi bir nedenle boşalmadığı sürece şu saatten sonra 2012 yılı içinde Çankaya için seçim yapılması SIFIR ihtimaldir.
Bir de rakamla yazalım, ‘0’ ihtimal...
Bu saatten sonra bu konuyu hala tartışmak abesle iştigaldir.
Muhalefet yaptığı tartışmanın ciddiyetinin farkında bile değil.
Su İşleri Genel Müdürünün görev süresinden değil, devlet başkanının görev süresinden bahsediyoruz.
Muhalefet dediğin, bu kadar ciddi bir konuda tartışma başlatıp, ardından Meclis’teki sayısal çoğunluğumuz yetmedi mazereti ile su koyuverip kenara çekilemez.
Herhangi bir ülkede muhalefet partilerinin cumhurbaşkanının görev süresi doldurmuştur dediği bir ortamda, devlet başkanlığı sarayında oturmak kolay mı sanıyorsunuz...
Çok ciddi meseleler bunlar...
Muhalefet iddiasında ciddi ise, sistem öyle bir kilitlenir ki, Meclis’ten çıkan kanunlar kendilerinin tanımadığı cumhurbaşkanının onayına gitmesin diye, Meclis çalışmalarını boykot etmeleri durumunda ülkede siyasi kaos çıkar.
Yukarıdaki satırları okuyup, “Durduk yerde şeytanın kulağına bunları neden fısıldıyorsun ki” diyenler çıkabilir.
Telaş etmeyin...
Böyle bir muhalefet yok ülkede.
Ülkemizde muhalefet, öyle umutsuz bir tablo sergiliyor ki, böyle bir işe yeltenmeleri durumunda, ülkede kaos çıkardıkları için mevcut itibarlarını da yerle bir etmeleri söz konusu...
Sırf bu gerekçe ile meydanlara inemezler. Halktan destek bulamazlar.
Alternatif bir çekim merkezi oluşturmadan mevcut olanı bozmaya ve siyasi istikrarı sarsmaya çalışmak, dünyanın her yerinde toplumdan tepki görür.
Hiç kuşkunuz olmasın, böyle bir tartışma ortamı siyaset kurdu Demirel’in muhalefet yıllarında gündeme gelseydi, ortalığın tozunu attırır, bu şartlarda Çankaya’da oturmak imkansız hale gelirdi.
Kurt yaşlandığı için, olan biteni sessiz ve çaresizce kenardan izlemede şimdi...
AK Parti’nin en büyük şansı da buradan kaynaklanıyor.
İktidara geldikleri günden bu yana ciddi bir siyasi bir alternatifle karşılaşmadılar.
AK Parti’nin bugüne kadar en etkili muhalifi ordu ve yargı oldu.
Onlar AK Parti’ye yüklendikçe, siyaset alanında AK Parti daha da büyüdü.
Ordu ve yargı iktidarın en ciddi muhalefeti olma vasfını kaybedince, çarpık sistemle mücadele ediyor görüntüsü giderek kaybolan AK Parti, giderek eski çekiciliğini yitirmiş gibi algılanmaya başlandı. Gittiğim her yerde bu tür eleştirilere tanıklık ediyorum.
Anti-tezler varlığını yitirdikçe, AK Parti alternatif tezler ortaya koymakta zorlanıyor izlenimi doğdu.
Gelelim yazıya başlık olan mevzuya...
Bu sene Çankaya için seçim olmayacağına göre, Sayın Abdullah Gül’ün görev süresinin biteceği 2014 yılı Ağustos ayında cumhurbaşkanı seçimi için sandık başına gideceğiz demektir.
2014 yılı Mart ayında da yerel seçimler var.
Yani aynı yıl içinde iki defa sandığa gideceğiz.
Hazır sandık konulmuşken az masraf olsun diye 2015 yılı içinde yapılması gereken genel seçimleri de 1 yıl öne alıp, 3 seçim bir arada yapılsın görüşünü seslendirenler var.
Hemen onu da söyleyelim. Böyle bir seçenek de sıfır ihtimal...
Bir an için böyle bir durumun gerçekleşeceğini varsayalım.
Halkın önüne Çankaya, yerel ve genel seçimler için 3 sandığın birden konulması durumunda böyle bir seçim AK Parti için intihar olur.
İnsan tabiatı hepimizin malumu...
Olağanüstü şartlar aksi bir durum ortaya koymadıkça, özgür olmak, özgür takılmaktan hoşlanır. Demokraside seçmen kendisini muktedir görmek, bunu hissetmek, hissettirmek ister.
Seçmen 3’ü 1 arada böyle bir seçimde sandık başına gittiğinde bir parti ne kadar başarılı olursa olsun oyların tamamını aynı istikamette kullanmak istemez. Kendi içinde güçleri dengeli dağıtmak ister.
Tıpkı ABD’li seçmenlerin başkan demokrat partiden ise kongre seçimlerinde cumhuriyetçilere, başkan cumhuriyetçi partiden ise kongre seçimlerinde demokratlara oy verip sistemi kendi içinde dengelemesi gibi.
İnsanoğlunun yaradılışı böyledir. Güçten çekinir. İmkanı varsa paylaştırarak aralarında kendince emniyetli ve hareket serbestisi olan bir alan açmak ister.
Hatta şöyle söyleyeyim, 3’ü 1 arada yapılacak bir seçimde AK Parti İstanbul Belediye başkanlığını da büyük olasılıkla kaybeder.
Seçmen “Al bu da yine sana” demez, “hepsi sana mı” der...
Hepsini bir partiye vermez. Birini verir, birini alır.
O kadar ki, AK Parti’nin seçime gidilen (Çankaya, yerel, genel seçim gibi) 3 farklı başlıkta da rakiplerine göre artıları fazla olarak seçime girse bile, seçmen bunu dengelemek ister. Üstelik seçmen, kendi oyunu çantada keklik gören partilerden de hoşlanmaz. Oylarına ipotek konuluyor algısı seçmeni rahatsız eder.
Başbakan Erdoğan’ın da farklı düşündüğünü sanmıyorum. İşi şansa bırakmayacaktır. Bu konudaki seçmen psikolojisini ciddi etüd ettireceğini düşünüyorum.
AK Parti yerel seçimlerde hasar görürse toparlayabilir. Genel seçimlerde hasar gören bir AK Parti, hükümet olsa bile muktedir iktidar olma vasfı büyük ölçüde kaybeder.
3’ü 1 arada formülünün AK Parti cephesinde karşılık bulacağını sanmıyorum.
Gereksiz tartışmalar bunlar...
Kaldı ki genel seçimlerin 1 yıl öne alınmasını hangi milletvekili ister ki?
Üstelik milletvekili emekli maaşlarının artırılmasına kamuoyunda bu kadar tepki oluşmuşken... Bu şartlarda süreyi sonuna kadar kullanmak isteyeceklerdir...
Hiç kuşkusuz muhalefet de...
Prof. Dr. Osman Özsoy – Haber 7
www.osmanozsoy.com.tr
www.twitter.com/ozsoyyazilar