06 Ocak 2012 09:12
- 9 Yorum
- 18,954 Okunma
Hakan Fidan’ın açıklamalarından sonra ben de şöyle bir duygu oluştu. Hem çok bilgi almıştık hem de çok az bilgi.
“İstihbarat, geleceği doğru öngörmektir.”
“En iyi strateji, rakibinin seni çözdüğünü sandığı stratejidir.”
“Maharet, on hamle sonrasını görüp, ona göre taşları oynatmaktır.”
Dün Ankara Yenimahalle’deki MİT yerleşkesine giden gazetecilere bir sine-vizyon gösterimiyle hatırlatılan istihbarat dünyasının temel ilkeleri bunlar.
Milli İstihbarat Teşkilatı, gazetecilere nadiren (hatta ender de diyebiliriz) davetiye gönderdiği için, davete icabet eden bütün gazetecilerde büyük bir merak duygusu vardı.
Müsteşar Hakan Fidan’ın ifadesiyle ‘kuyruklu yıldızların gelişini beklemek gibi’ 5 yılda bir Teşkilatın kuruluş yıldönümüyle ilgili programlar yapılıyor. Ki bu 5 yılda bir yapılan programların hepsine de gazeteciler davet edilmiyor.
Dış kapıdan girdiğimiz andan itibaren MİT görevlileri, gelen herkesi kibarlıktan taviz vermeden ama disiplinli bir tavır ve dikkatli bakışlarla Fidan’ın sunum yapacağı salona aldılar.
Bütün gazeteciler ilkin, doğal bir refleks göstererek küçük bir ‘istihbarat müzesini’ andıran salonda dolaşıp, daha çok 60 lı, 70 li ve 80 li yıllarda yani soğuk savaş döneminde kullanılan teknik takip yöntemleri hakkında fikir veren, ama artık tedavülden kalktığı anlaşılan kimi cihazları görme imkanı elde ettiler. Duvarlara, baskül içine, taşların arasına yerleştirilmiş telli-telsiz dinleme cihazları, görüntülü-görüntüsüz kayıt cihazları yarı şaşkınlık yarı komedi duygusuyla gezildi.
En fazla hayret uyandıran şeyse, Soğuk Savaş dönemindeki istihbarat alışkanlıklarının bir parçası olarak (günümüzde de bu alışkanlık devam ediyor olmalı tabi) yabancı ülkelerdeki Türk Elçilikleri’ne ait binalara gizlice yerleştirilen ve MİT görevlileri tarafından saklandığı yerde bulunup çıkartılan dinleme cihazlarının o küçük istihbarat müzesinde sergilenmesi oldu.
HAKAN FİDAN’NIN ETKİLEYİCİ SUNUMUNDAN NOTLAR
Milli İstihbarat Teşkilatı, bize orada gösterilen sine-vizyon filminde de anlatıldığı üzere birkaç dönemde önemli dönüşümlerden geçti.
Bunların sonuncusu, 1984’te Özal’ın başbakan olmasından kısa süre sonra yaşanmıştı.
Teşkilatın belki de tarihindeki en büyük dönüşümünü sağlama ve ‘yeni Türkiye’nin hedeflerine uyumlu hale getirme’ misyonu ise, henüz bu görevinde çok yeni sayılan Hakan Fidan’ın üzerine düşmüş gibi.
İstihbarat teşkilatının içerisinden gelmese de, 1,5 saatlik sunumunda da gördük kü, müthiş bir vukufiyetle işini yapıyor Hakan Fidan.
Hemen herkesin teslim ettiği bir gerçek olarak; Hedeflerini belirlemiş, ne yaptığını, ne yapmak istediğini bilen, ufku son derece geniş, entelektüel dünyaya hakim bir MİT Müsteşarı bulduk karşımızda.
Peki yeni dönemde nasıl bir MİT göreceğiz.?
Fidan konuşurken almaya çalıştığım notlardan yola çıkarak bunu birkaç başlıkta toplayabilirim.
-Dış politikanın arkasını istihbaratla doldurmak:
Bu ifade Hakan Fidan’a ait. Anlıyoruz ki, yeni dönemde MİT, dış politikada son 9 yılda aktif bir rol üstlenen ve sadece bölgesel değil, küresel bir aktör olarak sahneye çıkma iddiası taşıyan Türkiye’nin istihbarat ihtiyacını aynı doğrultuda tamamlama hedefini taşıyor. Bu doğrultuda teşkilatlanma yapısını, istihdam politikasını, teknoloji imkanlarını hızlı ve iddialı bir biçimde dönüştürüyor.
“Global ölçekte oyun kurmaya çabalıyoruz” diyen Fidan, günümüzde demokratik ülkelerde istihbarat teşkilatlarından beklentilere yeni unsurların eklendiğini anlattı.
“İstihbarat teşkilatları Dış politikada artık sadece bilgi toplayan birimler olmaktan çıkıyor. Bunun dışında yeri geldi mi arabuluculuk misyonunu da üstlenebiliyorlar. Burada gizli bir dünya var ve pek çok yönetici sorunları kamuoyu ile paylaşmadan istihbarat mekanizması içerisinde halletme yolunu seçiyor.”
-İstihbarat birimleri arasında MİT’e yeni görev:
Yeni dönemde MİT, istihbarat teşkilatları arasında bir tür üst birim misyonu üstlenecek anlaşılan.
Fidan, doğrudan Müsteşara bağlı olarak çalışacak Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu Genel Sekreterliği adıyla yeni bir birim kurulduğunu açıkladı. Bu sekreterlik ne yapacak? Diye sorulunca Fidan, bu birimin istihbarat birimleri arasında yaşanan sorunları giderme misyonu üstleneceğini anlattı. (Ankara’da, sık sık gündeme gelen istihbarat birimleri arasındaki koordinasyonsuzluklar, yer yer çatışmaya dönüşen kıskançlıklar, bilgi paylaşımında yaşanan sorunları bu sekretaryanın çözmesi hedefleniyor.)
MİT’in bu yeni vizyonuna uyan yeni başka önemli gelişmelerde var elbet.
Türkiye’nin en büyük dinleme üssü olarak bilinen ve 1 Ocak’a kadar askerlerin kontrolünde olan GES’in personeliyle birlikte MİT’e devredilmesi, büyük önem taşıyor.
Bunu “asker-sivil ilişkileri bakımından bir devrim” olarak nitelendiriyor Hakan Fidan. MİT bünyesindeki Elektronik ve Teknik İstihbarat Başkanlığı (ETİ) ile GES’in birleşmesiyle MİT, bu coğrafyanın en büyük dinleme-izleme kapasitesine ulaşmış olacak.
KRİTİK SORULARA CEVAP YOK
Hakan Fidan’ın açıklamalarından sonra ben de şöyle bir duygu oluştu.
Hem çok bilgi almıştık hem de çok az bilgi.
Şunu demeye çalışıyorum.
MİT’in yeni vizyonuyla ilgili kapsamlı bir sunum dinlesek de, merak ettiğimiz diğer konulara yaptıkları işin gizliliği nedeniyle cevap vermedi Fidan.
Göreve gelir gelmez İsrail’in kendisini açıktan hedef alan açıklamalar yapması, Mossad’la ilişkiler, Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümü gibi konulardaki soruları bütünüyle yanıtsız bıraktı.
MİT-PKK görüşmeleriyle ilgili ses kayıtlarının ortaya çıkması konusunda da konuşamayacağını söyledi.
Ama “bu konuda konuşsaydık konunun gerçekliğinin bu halinden farklı olduğu görülecekti” gibi bir cümle kullandı.
MİT Müsteşarı’na bu yeni görevinde hayatının nasıl değiştiği de soruldu.
Haliyle bütün hayatı değişmiş Fidan’ın.
Günde 16,17 saat Cumartesi Pazar olmadan çalışıyormuş.
“Yeni hayatı” anlatırken sunum sırasında olduğu gibi espriler de yaptı.
“Arkadaşlarımız sabah ‘mevcutlu olarak’ kampüse getiriyorlar. Akşam olunca da yine ‘mevcutlu olarak’ götürüyorlar” dedi.
Son cümlesi de şöyle oldu.
“Bütün bunlar, 75 milyonun rahat etmesi için”
Mehmet Acet
acetmehmet@hotmail.com