AB neden dağılmaya mahkûm?

  • AB neden dağılmaya mahkûm?
    Prof. B.Gültekin Çetiner
    Haber 7

19 Ocak 2012 08:58 - 4 Yorum - 4,509 Okunma

Böyle giderse AB, BDPS ile borç oranı çok yüksek olup yüksek faizle borçlanan ülkelerden başlayarak teker teker diğer üyelerini dışlayacaktır.



Avrupa Birliği’ne mensup 27 ülkenin ortalama borçlanma yüzdesi %80’leri aşmakta. Bildiğimiz gibi borç yüzdesi mevcut borcun gayri safi milli hasılaya (GSMH) olan oranı olarak belirleniyor.    

AB’de bazı ülkelerin yaklaşık borç ortalaması şöyle: Yunanistan (%142), İtalya (%120), Belçika (%97), İrlanda (%96), Portekiz (%93), Almanya (%83), Fransa (%82), Macaristan (%80) ve İngiltere (%80).

Bunlardan borcu milli geliri aşan Yunanistan ve İtalya’da bankacılar hali hazırda ülke yönetimini devralmış ve özellikle İtalya’da bankacılardan oluşan kabine kurulmuş durumda. Bizdeki 2001 krizini, Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye kurtarıcı olarak getirilen Kemal Derviş’in kendi adıyla anılan 15 günde çıkarılan 15 yasasını hatırlayacaksınız.

Bu yasalar neticesinde faturanın vatandaşlara çıkarılması anlamına gelen banka kurtarma operasyonları, Türk Telekom gibi kâr eden dev kuruluşların satışlarını getiren süreçlerin temelleri atılmıştı.

Yunanistan ve İtalya’daki bankacı yönetimler sayesinde iç ve dış borçlar nedeniyle daha kötüsünün bu ülke halklarına yaşatılacağından emin olabilirsiniz.

Gelelim AB’nin neden dağılmaya mahkûm olduğu meselesine…

Borca Dayalı Para Sistemini (BDPS) anlayan okurlarımız şunu iyi bileceklerdir. Bu sistemde her üretilen para borç olarak üretilmektedir. Bu üretilen paranın ortalama %90’ı hayali olarak bankalar tarafından kredi diye verildiğinde havadan “yaratılmakta” ve ana para geri ödendiğinde “yok edilmekte” ancak faiz/kar payı üretilmediğinden o miktar para mütemadiyen bankalara aktarılmaktadır. Bu aktarma ile para piyasadan bankalara doğru sürekli şekilde emildiği için zamanla fiziksel paranın ekonomiden tümüyle çekilmesi anlamına gelmektedir.

İşte bu noktada devlet işin içine sokularak yeni fiziksel paralar basması sağlanmaktadır. Ancak paranın “yaratılması” sürecinde anlattığımız gibi bu fiziksel para devletlerin bankalara faizli borçlanmasıyla elde edilmektedir.

AB ülkeleri bildiğimiz gibi ortak ürün olarak Avro kullanmaktalar. Kullanılan ürün ortak olmasına rağmen bu ürünü elde etmek için farklı AB ülkeleri farklı faizlerle borçlanmaktadırlar.

Aynı Avro’yu kullanan bu ülkelerden Almanya parayı üretirken bankalara %2’nin altında faizle borçlanmakta. Yunanistan gibi borcu %100’ü aşmış ülkeler 2 yıllık borçlanma ihalelerinde %100 civarı faiz ödemektedirler. Borçlanma faizi oranı İtalya için % 6-7, İspanya’da %5.5, Macaristan’da %7.9 seviyelerinde…

Şimdi aralarında serbest dolaşımın olduğu adeta tek memleket konumundaki AB ülkelerini ele alalım. Tümü aynı ürünü yani Avro’yu kullanmasına rağmen bunların maliyetleri borçlanmadaki faiz oranlarına göre farklılaşmakta. Kabaca söylenirse 1 Avro değerindeki parayı Almanya 1.02, Yunanistan 2, İtalya 1.07, İspanya 1.06, Macaristan ise 1.08 Avro’ya mal etmekte (bileşik faizli olduğunu unutmayalım).

Şimdi böyle bir birlikte aynı parayı daha ucuza elde eden Almanya gibi ülkeler lehine haksız bir rekabet ortamı oluşmaktadır. Bu, zulme dayalı para sistemiyle birliğin kalması mümkün değildir. Zayıf olan, yüksek faizle borçlanan ülkelerin belli süre sonunda iflası demektir.

Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar güçlüdür. Böyle giderse AB, BDPS ile borç oranı çok yüksek olup yüksek faizle borçlanan ülkelerden başlayarak teker teker diğer üyelerini dışlayacaktır. Bu, borçlanmalarda %85 rakamlarını aşan hele %100’ün üzerinde borç düzeyine ulaşan ülke ekonomilerinin sırasıyla iflası demek.

Kimse emin değil. Bugün kendinden emin görünen Sarkozy, Belçika-Fransa ortaklığındaki Dexia gibi büyük bankaları batarsa ekonomiye yüklenen ilave borçlarla bakalım ne yapabilecek?

Tıpkı fıkralardaki motoru düşen uçaktan yolcuların en zayıftan başlayarak atılmaları gibi…

Ancak sorun şu: Uçak düşüyor. Bu sistemde güçlü görülen Almanya ve Fransa gibi ülkelerin borç oranlarının da %83 ve %82 olduğunu unutmamak lazım. Onlar da paralarını üretirken bankalara faizli borçlanarak üretmektedirler. Şu anda güçlü görünmelerinin nedeni henüz büyümeye devam etmeleri.

Bildiğiniz gibi bir ülkenin büyümesinin önemli parametrelerinden ikisi nüfusun nispeten genç olması ve alt/üst yapı başta olmak üzere gelişimlerini tamamlayamamaları.

Nitekim bunlardan Almanya bile kasım ayındaki bir borçlanma ihalesinde sıkıntı çekmişti.

Bunun Sarkozy ile Merkel bir araya gelip uçaktan kimlerin atılacağına dair kriterleri görüşmeleri sırasında ortaya çıkması da ironiydi.

Macaristan’da AB’den çıkalım sesleri

Son günlerde Macaristan hakkında medyada ortaya çıkan olayların insanları yanlış yönde etkilemekte olduğunu daha önce belirtmiştik.

Macaristan’ın Merkez Bankasını bankacıların elinden kurtarabilme ihtimali nedeniyle IMF başta olmak üzere AB’nin çeşitli kurumları Macaristan için baskı yapmaya devam etmekte.

Öyle ki sonunda Macaristan, Merkez Bankası yasası nedeniyle AB tarafından mahkemeye verilmekle tehdit edildi.

Bu arada Macaristan’da binlerce kişinin sokaklara dökülerek AB bayraklarını yakması ve AB’den çıkılmasını istemeleri çok anlamlı.

Velhasıl. Borca Dayalı Para Sistemi paradigması altında AB’nin devam etmesi kesinlikle mümkün gözükmemektedir.

Pekiyi. Dağılmaya mahkûm bir birliğin kapısı önünde üyelik dilenmenin anlamı var mıdır? Batmakta olan gemiye binmeye çalışmak akıl kârı mıdır? Hele para üretme yolunda devlet borçlanma ihaleleri %9’larda gezen ülkemiz için AB’ye girmek intihar değil midir?

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner / Haber 7
http://www.drcetiner.org
twitter.com/drcetiner
  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 135 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 76 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 80 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 63 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 46 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen

Prof. B.Gültekin Çetiner Diğer Yazıları

  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 93.374 %0.07
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim