27 Ocak 2012 09:51
- 6 Yorum
- 1,736 Okunma
Hrant Dink gibileri ve faili meçhule kurban giden yüzlerce insanın hakkını savunmak için Ermeni olmak, Hrant olmak gerekmiyor.
Önce şunu belirtmeliyim. Kim olursa olsun mazlumun dini, milleti, mezhebi, meşrebi, mektebi ve rengi sorulmaz bizim dünyamızda. Kim olursa olsun mazlumun kimsesi biziz ve kendimiz gibi onu sahipleniriz.
Nereden gelirse gelsin mazluma uzanan el kendimize uzanmış demektir. Kendimizi savunduğumuz ve korumaya çalıştığımız kadar en az onu da korumak, kollamak insani ve İslami bir görevdir her Müslüman için.
Türkiye’de işlenen birçok faili meçhul cinayetlerde parmak izi olan derin devlet ve onun uzantısı olan Ergenekon Terör Örgütü üyeleri mezar soyguncuları gibi öldürdükleri insanların cesetleri üzerinden yıllarca siyasi rant elde etmeye çalışmışlardır.
Bu gün ‘’Hepimiz Hrantız’’ diye sokaklarda cam, çerçeve indiren, masum halkın otomobillerini yakan, güvenlik güçleriyle çatışmak için adeta kaşınan bir avuç Komünist, Kemalist figüran yıllar önce de Uğur Mumcu cinayetinden sonra Ankara sokaklarına dökülüp ‘’Kahrolsun Şeriat’’ diye yırtınmışlar, yürüyüşleri sırasında okunan ikindi ezanını da yuhlamışlardı.
Bu Ergenekon mezar soyguncuları o zaman da uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun ve benzerleri üzerinden rant devşiriyorlardı. Bu günlerde de aynı taktik ile sözüm ona bir avuç solcu parazit sokaklarda kaos çıkarıp kar elde etmenin peşindeler.
Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç gibi birçok faili meçhullerin failinin derin devlet olduğu artık ortaya çıktı/çıkarılmakta.Ama kimsenin ‘’Biz yanıldık, yanlış yaptık’’ dediği ve yüzlerinin kızardığı da yok.Sanki hiçbir şey olmamış gibi hepsi sus pus..
Bu günlerde Diyarbakır kalesinden, yurdun dört bir köşesinden toprağı sıksan faili meçhul kişilerin kemikleri fışkırıyor. Karga tulumba gömülen cesetlerden anlaşıldığı üzere burası bir mezarlıkta değil. Bunlar sadece Cumhuriyet döneminde işlenen faili meçhul cinayetler Aysberginin görünen tarafı.
Türkiye artık, Faili meçhullerin, yargısız infazların, sahipsiz mezarların ülkesi olmaktan ağır aksakta olsa çok şükür kurtuluyor. Her karanlık nokta yavaşta olsa aydınlanıyor ve gün yüzüne çıkarılıyor..
Hrant Dink gibileri ve faili meçhule kurban giden yüzlerce insanın hakkını savunmak için Ermeni olmak, Hrant olmak gerekmiyor.
İkinci meclis kurulduktan bu yana bu ülkede kim vurduya giden binlerce faili meçhul var, adları unutulmuş, izleri kaybedilmiş, mezarları bile belli değil. Nedense mezar soyguncuları bunlardan hiç bahsetmiyor.
Derin devletin katlettiği Eşref Bitlis, Muhsin Yazıcıoğlu, Hüseyin Velioğlu, Fidan Güngör, Ali Şükrü, İskilipli Atıf, Said Nursi’den bu mezar soyguncuları neden bahsetmezler? Onlar insan değiller miydi?
Tabii Eşref Bitlis olmak dürüstlük ister, Muhsin Yazıcıoğlu olmak yürek ister, İskilipli Atıf olmak inanç ister, Said Nursi olmak iman ister. Ayrıca, iki yüzlü bu sokak çığırtkanlarının bu mazlumlar üzerinden koparabilecekleri hiçbir rant yok.Bir avuç şirazeden çıkmışlar zaten isteseler de bu insanlar olamazlar. Çünkü bunlar ne Hrant, ne de Ermeni.
İsteyen Ermeni, isteyen Mecusi olsun kimsenin elini, dilini tutacak halimiz yok. Ancak, bütün dünya mazlumlarını savunmak için Müslüman bir yürek sahibi olmak yeter.
Türkiyeli Müslümanları olarak; faili meçhul bezirganlarından, yandan çarklı ideoloji tüccarlarından ve iki yüzlü münafıklardan alacak bir dersimiz yok.
Onların varlığı bize ibret ve ders olarak yetiyor. Herkes kendi soy, sop ve dini adına konuşsun yeter !
Hepimiz ne Hrantız, ne de Ermeniyiz. Müslüman olmak, Müslüman kalmak bize insan olmamız için yetiyor.
Arif Altunbaş - Haber 7
arifaltunbas@hotmail.com