Erkek hayranları!

Erkek hayranları!

30 Ocak 2012 09:36 - 18 Yorum - 3,484 Okunma

Lütfen "Erkek olarak işsiz kalmamın sebebi çalışan kadınlardır" diye boşuna bahane uydurmayın! Kendinizi eğitin, Allah’ın size verdiği imkanları kullanın!



Yaklaşık 1,5 sene evvel Alman-TV’de Almanya’daki Türk-Kadınları gösteriliyor. Başörtülü Türk-Kadınları avluda oturmuşlar, sohbet ediyorlar. Alman-Gazeteci onlara yaklaşıyor, içlerinden bir tane Türk-Kadınına soruyor: Kaç çocuğunuz var?

 Türk-Kadını: Dört oğlum var.
(Türk-Kadınının söyledikleri ve gazetecinin sordukları birisi tarafından tercüme ediliyor, çünkü bu Türk-Kadını Almancayı en basit şekilde bile konuşamıyor ve anlamıyor!)

Alman-gazeteci:
Oğullarınız ne iş yapıyor?

Türk-Kadını: İşsizler.

Alman-gazeteci: Dört oğlunuzun hepsi de işsizler mi?

Türk-Kadını: Evet…

Bu Türk-Kadınının başı örtülüydü,  konuşurken „Kültürel-Türk-Müslümanlığı“ yaşar gibi bir hali vardı. Yaklaşık olarak 45 yaşındaydı, yani fazla yaşlı değildi! Kadın ve kocası sorumluluk sahibi ebeveyn olsalardı, oğullarının hiç olmazsa temizlik- işinde çalışmalarını desteklerlerdi. Çünkü Müslüman olan bir insan, çalışmadan duramamalı. Bir insan zeki ol(a)masa bile, fabrikada çalışır, temizlik-işine gider.
Bu Türk-Kadınının dört oğlunu da şımarttığından eminim. Hadi bir oğlun okumak-çalışmak istemedi, ya ikincisi, ya üçüncüsü, ya dördüncüsü?!

Anne-babalık görevlerini hakkıyla yapan ebeveyn olsalardı, oğulları mutlaka işe giderlerdi. Oğullarının namaz kıldıklarını zannetmiyorum. SAMİMİ bir şekilde, Allah korkusuyla, Allah’ı en derin-hassas duygularla severek namaz kılan bir insan, sorumluluk sahibi olur, bilinçli olur, asla tembel oturamaz.

BU TÜRDE „erkek“ büyüten Türk-Kadınları/ev-hanımları da bütün gün geziyorlar, sohbet ediyorlar, komşularıyla börek yapıyorlar, dizi izliyorlar, alış-verişe gidiyorlar! Eğer böyle olmasalardı, oğullarıyla samimi şekilde ilgilenselerdi, onları şımartmasalardı, oğulları işsiz dolaş(a)mazdı değil mi?
(Samimi şekilde emek sarfedenler, iş arayanlar,  bir dönem işsiz kalabilir, işsiz kalmış olabilir. Bunları tenzih ederim. Ben, hayat-felsefesi „rahatlık-hazırcılık“ olanlar hakkında böyle yazıyorum).
Çocuklar büyüdüğünde, ki bu 18 yaş değil, okula gitmeye başladıklarında, ev-hanımlarının çok vakitleri oluyor! Ev-hanımları da elbette ev-işi yapıyorlar. Bu da yorucu oluyor ve vakit alıyor. Ama saatlerce uğraşılan bir iş değil bu! Ben kendim de ev-işi yapıyorum. İşler birikmediğinde, büyük-temizlik yapılmadığında, acil bir durum olmadığında, ev-işi-yemek yapmak da hesaba katılarak günde en fazla iki saat sürer! Tabii her yere „tozu alınacak“ süsler dizilmediyse, evin içi eşya ile doldurulmadıysa! İki saat ev işinden sonra, kalan 14 saat ne yapıyor bu kadınlar? (Sekiz saat uykuyu hesaba katmadım).

Ev-hanımları bütün gün evde sıkılıyorlar! Kitap okumayı, faydalı TV-Programlarından bir şeyler öğrenmeyi, insanlara destek olmayı sevmeyen kadınlar asla faydalı işlerle uğraşmıyorlar. Sıkıldıklarından, huysuzlaşıyorlar, yani evdeki rahatlığın farkına bile varmıyorlar, en küçük meselelerde kavga çıkarıyorlar.

TOPLUMA ZARAR VEREN EV-HANIMI TÜRÜ
(Böyle olmayan ev-hanımlarını tenzih ederim)
Yukarıda bahsettiğim ev-hanımı türleri: Bunların büyük çoğunluğu dedikodu-gıybet ediyorlar. Yani toplumun huzurunu bozuyorlar, insanlara ZARAR veriyorlar. Ben erkek olsaydım, eşimin bütün gün evde boş oturmasını yasaklardım. Mutlaka kendisini sürekli eğitmesini, topluma faydalı işler yapmasını telkin ederdim. Tabi ona göre de böyle „evlenip-çocuk doğurmak“ haricinde hedefi olmayan bir kadınla evlenmezdim. „Evlendim-çocuk doğurdum“ diye övünen kadınların „övünecek“ bir şeyleri olmadığından, böyle cahilce sohbet ediyorlar.



ALLAH’IN VERDİĞİ  NİMET İLE ÖVÜNENLER!
Allah nasip etmeseydi, asla evlenemeyecekti. Allah onu „sempatik/güzel?“ yaratmasaydı, birisine onu sevdirmeseydi, kendisine „uygun“ birileriyle tanıştırmasaydı, etrafında ona uygun birileri olmasaydı-karşılaşamasaydı, hatta geri-zekalı olsaydı, hiç kimse onu beğenmeyecek, evlenemeyecekti. Allah’ın ona verdiği lütuf için mi övünüyor?! Allah onu kısır etseydi, asla anne olamayacaktı. Hangi hakla kalkıp da „Evlendim/evliyim-çocuk doğurdum“ diye övünüyor bu türdeki kadınlar, ben anlayamıyorum. Elbette anne olmak  çok kutsal bir vazife. Ama herkes „samimi şekilde“ annelik yapmıyor, yapamıyor, yukarıda yazdığım örneğe bakın!

Tanıştığınız kişinin ilk cümleleri „Ben üniversiteye gidiyorum, sen hangi bölümü okuyorsun“ diye olsa, siz ne düşünürsünüz? „Amma da dengesiz birisi, herkesin üniversiteye gitmesi gerektiğini düşünüyor, kendisini çok zeki göstermeye mi çalışıyor?“ tarzında düşünmez misiniz? Üniversiteye gidiyorsa, bunu her tanıştığı kişinin gözüne sokar gibi ilk fırsatta anlatmasına ne gerek var?  Okuyorsa, kendine! Allah ona zeka vermeseydi, hatta kaza geçirseydi, beyni zedelenseydi, ailesi ve imkanları olmasaydı, o da üniversiteye gidemezdi!  Aynı şey meslek sahibi kişiler için de geçerli. Allah’ın ona verdiği nimetler, yetenekler  ve  imkanlar sayesinde, Allah’ın yardımıyla üniversiteye gidebiliyor, meslek edinebiliyor!  Allah dilese, bir kaza geçirir, yataklara düşer, beyni zedelenir, eli-kolu sakatlanır, hiçbir şey yapamaz! Üniversite/meslek-diploması süs olarak duvarda kalabilir! 

Allah’ın nimetlerini, lütuflarını, yardımlarını gözardı edip, her şeyi tek başına başarmış gibi kibirlenen, her şeyi bir anda kaybedebilir! 

Yanlış anlaşılmasın: Sohbet arasında konu açılırsa, her şey anlatılabilinir. Ama, özel olmayan bir görüşmede, „arsızca“ birilerine özel hayatından her şeyi anlatma merakı içinde olmak,  karşısındaki yabancı  insanın özel hayatı hakkında bilgi toplamak, benim fikrime göre dengesizlik, hatta şımarıklık ve kibirdir. Birbirine sempatik gelen kişiler zaten çoğunlukla tekrar görüşmek üzere telefon numaralarını yazarlar…Zamanla herkes birbirini daha yakından tanıyabilir.

ERKEK-HAYRANLIĞI YAPANLAR VE EĞİTİMLİ KADINLA EVLEN(E)MEYEN ERKEKLER…
Erkek-Hayranlığı yaparak oğullarını şımartan kesimler aradan 50 sene geçse de asla iflah olamıyorlar. Hep aynı „kültürel-seviyede“  kalıyorlar. Almanya’daki Türklere bakarak BU TÜRDEKİ ailelerin düştükleri durumları görebilirsiniz: İşsiz kalıyorlar, yardım parasıyla geçiniyorlar, kitap okumayı sevmiyorlar, bir meslek-eğitimi dahi yapmak istemiyorlar. Halbuki meslek-eğitimi yapmak için çok zeki olmak ve çok ders çalışmak gerekmiyor. Mesela tamircilik, marangozluk gibi meslekleri herkes yapabilir.
Ben BU TÜRDEKİ cahil-tembel insanların „iyi bir Müslüman“ olduklarını da düşünmüyorum. Allah’ın verdiği akıl nimetini böyle nankörce BOŞA HARCAMAK, sağlığın-gençliğinin ve vaktinin kıymetini bilmemek ALLAH’A AÇIKCA NANKÖRLÜK ETMEKTİR!

Almanya gibi bir memlekette oku(ya)mamak, meslek edin(e)memek, işsiz gezinmek, üniversiteye gidememek büyük kayıptır! Almanya’da bu kadar RAHATLIK VE İMKANLAR varken, sadece eğlence-hayatı olan bir kısım Türk-Erkekleri var! Bu nasıl bir yaşam-türüdür, nasıl bir zihniyettir, ben anlayamıyorum!


Bu türdeki erkeklerin geleceği: Cahil Türk-Kızıyla evlen, cahil çocuklar büyüt (Dikkat ederseniz „yetiştir-eğit“ yazmıyorum, onlar çocuklarını sadece „büyütüyorlar“), onlar da cahil birisiyle evlensinler ve cahil çocuklar büyütsünler. İşsiz kalsınlar. Bu hep böyle devam edecek. Topluma ne gibi yararı var bu türdeki insanların? Yararları yok, bir de zararları var! Okuyan-çalışan, meslek edinen hacı-teyze-kızları maaşlarından bir kısmını sosyal-devlete sigorta ödeyerek, BİR KISIM TEMBEL-ŞIMARIK TÜRK-ERKEKLERİNİN VE AİLELERİNİN YARDIM PARASINI ÖDÜYORLAR! 

Onlar gezsinler-eğlensinler, okuyan kızlara „feminist-ahlaksız“ desinler, sonra o kızların sosyal-sigortaya ödedikleri paralarını yesinler!
Diyeceksiniz ki, bu cahil-işsiz Almanyalı-Türk-Erkekleri zaten işçi-sınıfından…Almanya’da üniversiteye giden, meslek edinen hacı teyze kızlarının da anne-babaları „işçi-sınıfından“, onlar nasıl başarıyorlar?!

ERKEK-HAYRANLARI: ERKEKLERİ KİM BÖYLE ŞIMARTIYOR, İYİ EĞİTMİYOR?
1-BİRÇOK ERKEK AKRABALAR (Hepsi değil!)
2-BİRÇOK ERKEK ARKADAŞLAR, ERKEKLER (Hepsi değil!)
3-ERKEK HAYRANI OLAN KIZLAR VE KADINLAR (Her kadın-kız değil!)


Kadını suçlamak için fırsat bekleyenler hemen bütün suçu „kadına“ yani „anneye“ atacaklardır. Yanlış! Erkek-çocukları daha küçücükken bile babasını örnek alır! Dayısını, amcasını, dedesini, komşu-amcayı, erkek kuzenleri örnek alır! Psikologlara ve eğitimcilere sorun! Erkeği, anne ve çoğunlukla ERKEK AKRABALAR şımartırlar! Yani ANNE oğlunu şımartmak istemese bile, OĞLU; erkek-akraba ve erkek-arkadaşlarından edindiği kültürel kodlarla şımarır!

Erkek-hayranlığı yapan kızlar ve kadınlar da toplumdaki erkeklerin şımarmalarını desteklerler. Yanlış anlaşılmasın: Erkeğe kötü davranılsın, saygısızlık edilsin demiyorum! Erkek şımartılmasın diyorum! Yani erkek disiplinli yetiştirilmeli, efendi olmalı, iyi ahlaklı olmalı, çalışkan olmalı. Aklını kullanmalı, vücudu sağlıklıyken düzenli bir şekilde çalışmalı. Yaşlandıkca gücü eksiliyor, hastalıklar olabiliyor, psikolojileri bozulabiliyor çünkü. Ama bir kısım erkeklere baktığımda, dehşet içinde gençliklerini SADE VE SADECE gezerek-eğlenerek, işsiz dolaşarak mahvettiklerini görüyorum!

YUKARIDA BAHSETTİĞİM İŞSİZ DOLAŞAN DÖRT GENÇ TÜRK-ERKEĞİNİN İŞ-YERLERİNİ ÜNİVERSİTEYE GİDEN, MESLEK EDİNEN HACI TEYZE KIZLARI MI KAPTILAR?  ALMANYADA’Kİ HACI TEYZE KIZLARI ÜNİVERSİTEDE OKUYORLAR DİYE Mİ BU ABLANIN OĞULLARI ÜNİVERSİTEYE GİDEMEDİLER?
Hayır! Yukarıda bahsettiğim işsiz dolaşan, meslek edinemeyen dört Almanyalı-Türk-Erkeği tembel ve şımarık olduklarından ders çalışmadılar, okumadılar, meslek edin(e)mediler! Okusalardı, onları engelleyen mi vardı? Herkes üniversiteye gidemez, kabul, ama meslek edinselerdi? Neden meslek okuluna gitmediler? Almanya’da okuyan ve meslek edinen bir insanın işsiz kalması çok olanaksız.  Meslekleri yoksa temizlik işine de gidebilirlerdi, neden gitmiyorlar? Her hafta gazete ilanlarında temizlikçi aranıyor. Yardım-parasıyla geçinmek ve rahat gezmek hoşlarına gidiyor tabii ki…

İşsiz dolaşan erkeklerin suçlarını dahi okuyan-çalışan Türk-Kadınlarının üzerine yüklemek isteyenler, yine de kadınları suçlayacaklardır! „Kadınlar işe gittikleri için erkeklerin iş-yerlerini kapıyorlar“ diye genelleme yapacaklardır.
Belki diyeceksiniz ki, Türk-Erkeğini işe almıyorlar. Ama Almanya’da çalışan binlerce Türk-Erkeği var! Onlar dürüst çalıştıklarından işe gidebiliyorlar, işten atılmıyorlar. İşe girdiği ilk aydan itibaran sürekli doktora gidip „Hasta raporu“ vererek, evde tembellik yapan Türk-Erkekleri, kısa sürede işten atılıyorlar, işsiz kalıyorlar tabii ki!

OKUYAN-ÇALIŞAN KADINLARI KÖTÜLEYENLER!
Boşuna okuyan-çalışan kadınları kötülemeyin. Hayatın binbir türlü hali var. Sahipsiz kalmış , EV-GEÇİNDİREN  çocuklu DUL KADINLAR, yetim kızlar var. Akrabaları fakir olan kadınlar var. Akrabaları zengin dahi olsalar dahi, kadına-kıza maddi destek vermeyenler var. Kocası çalış(a)mayan, kocası hasta olan evli-kadınlar var. „Evde kalmış“, ailesinin yük olarak gördüğü kızlar var. Kadınların bir de çoğunlukla başörtüsü „sorunları“ var. Fakir ailenin kızları var. Her kadın-kız, „yabancılara“ hele de erkeklere özel hayatını anlat(a)maz!

Kadınların, en yakın kız-arkadaşlarından dahi gizledikleri, utanç duydukları özel halleri olabilir! 

Birçok kadın-kız, utancından „Mutlu ve sıkıntısız bir aile“ modelinde yaşıyor gibi yapar! Siz insanların özel hayatını bilemezsiniz! Kadınları-kızları edindiğiniz birkaç bilgiyle yargılayamazsınız! Aç mı kalsınlar bunlar, dilencilik mi yapsınlar?! Ailenin erkeği iş bulamadığında, evin-kızı mecburen kumaş satan mağazada tezgahtarlık yapıyorsa, bunda kınanacak, kıza „erkeklerin işini elinden alıyor“ diyerek düşmanlık edecek hangi sebep var?

Türkiye’de birçok doktor ve hemşire açığı varmış. İşsiz erkekler hadi doktor olsunlar, veya hemşirelik yapsınlar! Tabii bazı erkekler öyle sıkı-eğitimden, sınavlardan geçmek istemezler. Sıkıntıya gelemezler. Geçen sene İç-Anadolu’da binlerce kişiye iş-imkanı sunan atölye açılmış, işçi bulunamadığından kapanmış.  Hani nerede bu işsiz erkekler, neden müracat etmediler oraya? Halbuki atölyede meslek eğitimi de verilecekmiş! Almanya’da iş için bin (1000)  kilometre uzağa taşınan insanlar var! 

Öğretmenler mi? Onların bir kısmı kadın, çünkü milyonlarca Türk-Kızı okula gidiyorlar! 38 milyon Türk-Erkeğinin hepsi çalışabilecek yaşta değiller, bir kısmı bebek, bir kısmı öğrenci, bir kısmı emekli, bir kısmı hasta-sakat, yani zaten çalışamıyorlar! 72 milyon (erkekler kendilerini de geçindiriyorlar) Türkiye-Nüfusunun hem eğitimiyle, hem sağlığıyla, hem her türlü ihtiyacıyla „Çalışabilen Türk-Erkeği-kesimi“ başedemez!

Hem bazı iş-yerlerinde kadınların çalışmaları lazım, mesela kadın-iç-çamaşırı satan mağazalarda, hastahanede, ebelikte vs.... Ayrıca zeki bir kadın neden oku(ya)masın, Allah’ın ona verdiği yetenekleri kullan(a)masın? Evlenince, anne olduğunda part-time da çalışabilir. 14 saat  boş gezeceğine, alış-veriş yapıp parayı israf edeceğine, çalışsın, fakir öğrencilere burs versin, hayr yollarına harcasın!  

O iş yeri zaten „fazla zeki ol(a)mayan-okumayan, okumak istemeyen veya tembel erkekler“ yüzünden „BOŞTA“ kalacaktı!

İstisna olarak erkek yerine kadını tercih eden iş-yerleri var, ama genelleme yapılamaz!

Hem bazı iş-verenler yüksek mali-durumlar yüzünden çalışanlara ev-geçindirecek kadar yüksek-maaş ödeyemiyorlar, mecburen daha az maaşa razı olan kadınları işe alıyorlar. Erkek o iş-yerinde çalışsa da, maaş düşük olduğundan ev geçindiremezdi zaten. Erkeğin iş-yerini „kapma“ gibi bir durum yok yani!


Şirketinin geleceğini düşünen bir patron, asla „güzel“ diye kadını erkeğe tercih etmez/edemez! Şirketi iflas ettiğinde, işsiz kaldığında hayatı mahvolur çünkü! „Güzel-kadın“ ihtiyacını „dışarıdan“ da görebilir! Patronun „asistanı“ olan kadınlar ise, „erkeklerin iş-yerlerini“ kapmazlar, orası zaten „bir kadın“ için ayrılmıştır. Hoş değil ama buna razı olan kadınlar var, böyle „iş-imkanı“ sağlayan patronlar da var.

Bir de kadınlar yabancı dil konuşmakta ve yazmakta erkeklerden çok daha başarılılar. Yabancı-dil bilmenin çok önemli olduğu bir şirketiniz olsa, siz yabancı-dili şakır-şakır konuşan bir kadını mı işe alırsınız, yoksa „Aaa, bu erkeğin 3 çocuğu var, ev geçindirmesi lazım“ diyerek, yabancı-dil bilmeyen bir erkeği mi işe alırsınız? Elbette kadını işe alırsınız! Şirketiniz iflas mı etsin?!

Bir de iş-beğenmeyen, ağır işte çalışmak istemeyen erkekler var ki, bu bambaşka bir konu.

Şunu da hiç unutmayın: Böyle aciz, işsiz, mesleksiz bir erkeğe kadın „saygı“ göstermez! Bu fıtrata aykırıdır!
Nasıl ki bakımsız, pis kokan, „çirkin“, çocuklarıyla ilgilenmeyen, „yaşlı“ kadınlara erkekler sevgi göstermekte zorlanıyorlar. Aynen bunun gibi ailesinin nafakasını temin etmeyen ACİZ erkeğe de kadınlar saygı göstermekte zorlanıyorlar. Bir erkeğe „Bakımsız olan bu  kadını seveceksin“ denilse, erkek zivek zivek kaçar!

Lütfen„ erkek olarak işsiz kalmamın sebebi çalışan kadınlardır“ diye boşuna bahane uydurmayın!
Kendinizi eğitin, Allah’ın size verdiği imkanları kullanın!

Zehra YAVUZ / Almanya / Haber 7

zyavuz@ymail.com 
  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 135 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 76 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 81 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 63 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 46 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • TÜM YORUMLARI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN!

KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER

  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 93.374 %0.07
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim