31 Ocak 2012 09:09
- 2,376 Okunma
Avrupa Birliğinin sonu hiç iç açıcı değil. Krizden kurtulma çabalarının ciddi ve kalıcı sonuçlar getireceğine inanan kimse yok.
İspanya, Portekiz, İrlanda derken şimdi de Yunanistan ekonomisinin çöküşü, İtalya’nın sıraya girmesi tüm Avrupa ülkelerini derinden telaşlandırmakta. Sorun bunlarla bitmiyor. Sırada sabırsızlıkla SOS vermeyi bekleyenler ülkeler var.
AB’nin liderliğini götüren Almanya, Fransa ve İngiltere ne zamana kadar bu kriz üreten ülkelerin yaralarını saracak, borçlarını ödeyecekler, onları sırtlarında taşıyacaklar?
İngiltere Başbakanı Davit Cameron ‘’Euro’ya başarılar diliyorum’’ diyerek bu krizde yapacakları bir şey olmadığını ima ederek kenara çekilip havlu attı.
Ortada Almanya ve Fransa bu krize çare aramaya çalışıyor. Ama ne zamana ve nereye kadar sorusunun cevabı yok.
Akdeniz sahillerinde ense yapan ve boğazlarına kadar borca saplanan devletleri herhalde kimse hayrına kurtarmayacak. Kurtarıcılar her zaman olduğu gibi bir verip üç alacaklar. Kredi alan devletlere yük üstüne yük bindirilecek. Ve sonunda sorun o devletlerin bağımsızlık ve egemenlik haklarına müdahaleye dayanacak. Ve sorun son kerteye gelince, borç batağına batan ülkeler kurtarıcılardan kurtulmaya çalışacak.
Almanya büyük finans kuruluşlarına Euro Bölgesi için satış yasağı koymasından sonra zaten sıkıntılı olan Avrupa piyasalarını iyice daralttı.
Dolar karşısında eriyen Euro bu karardan sonra daha da geriledi. Bu durumun yatırımcıları Euro bölgesinden kaçıracağı endişesi gittikçe haklılık kazanıyor. Korku endeksi % 25 artış gösterdi. Avrupa borsaları kan kaybetmeye devam ediyor.
Avrupa ülkeleri 2. Dünya savaşından sonra en derin ekonomik krizin anaforunda boğuşuyor. Ama doğru dürüst bir çıkış yolu buldukları da söylenemez. Belirsizlik ve kaygılı bir bekleyiş sessizliği sürüyor.
Bu günlerde batık ülke kurtarma çabaları yarın batık ülkeleri birlikten ihraç etme operasyonuna dönüşebilir. AB’nin şimdiden çatırdadığını söylemek felaket tellallığı olmaz.
AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun, devlet ve hükümet başkanlarına’’Kimse kendini kandırmasın, durum çok ciddi ve çözüm gerektiriyor. Aksi takdirde bunun olumsuz sonuçları Avrupa'nın her köşesinde ve daha da geniş bir alanda hissedilecek’’ demesi gelecekte kopacak gürültünün habercisi.
Çin’in her konuda dünya piyasalarını altüst ettiğini bilmeyen yok. Yakında ABD jandarmalığı, dolar hegemonyası gerileyerek ortaya yeni, zinde aktörler çıkacağını, dünyadaki güç dengelerinin de yer değişeceğine de şahit olacağız.
Avrupa Birliğinin sonu hiç iç açıcı değil. Krizden kurtulma çabalarının ciddi ve kalıcı sonuçlar getireceğine inanan kimse yok.
Bu gidişle bir gün, bıçak kemiğe dayanıp borç ödeyen devletler bir karar aşamasına gelecek. Ya bu krizi her ne pahasına olursa olsun atlatmayı göze alacaklar. Veya bazı AB ülkelerini sırtlarından atacaklar. Her devlet ödemeleri gereken bedeli ödeyecek. Her halükarda önlerinde bir yol ayrımı görünüyor.
Almanların liderliğinde Batı ve Kuzeybatı Avrupa’nın zengin ülkeleri bir blok, Doğu ve orta Avrupa ayrı bir blok, krizin en fazla olduğu Akdeniz ülkeleri de ayrı bir blok olarak üçe bölünerek ortaya üç basamaklı bir Avrupa Birliği çıkabilir. Ayakta duranlar, durmaya çalışanlar ve sürünenler olarak…
Bundan sonra hala denizaşırı ülkelerde sömürgeleri olan İngiltere ve Fransa da kendi başlarının çaresine bakarak arka bahçelerine yönelecek.
Fransa’nın başını çektiği Türkiye’nin Avrupa Birliğine eşit şartlarda tam üye olarak alınmak istenmemesi, Ermeni tehciri kararı meselesi gerilen Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkileri Fransa’nın başını çektiği ‘’ Akdeniz Ülkeleri Ekonomik Birliği’’ fikrini de boşa çıkarabilir. Böylece Fransa’nın B planı da suya düşmüş olur.
Hiçbir ülke başka bir devletin yükünü menfaati olmadığı sürece ilelebet çekmez. Hele hele 1. Ve 2. Dünya savaşında birbirlerini çiğ çiğ yiyen Avrupalıların hiç de hoşlarına gitmeyen ve alışık olmadıkları bu durum onlara ne tür bir kararlar aldıracağını kimse kestiremez.
Ortaklıklar ortak çıkarlar üzerine kurulur, bu menfaatler ortadan kalkınca Avrupa Birliğinin ne anlamı kalacak?
Genlerinde sömürgecilik olan, damarlarında işgalcilik kanı taşıyan Avrupalı aç kurtlar aç koyunları ne zamana ve nereye kadar sırtlarında taşıyacaklar?
Arif Altunbaş - Haber 7
arifaltunbas@hotmail.com