02 Şubat 2012 10:16
- 1 Yorum
- 1,672 Okunma
Sarkozy “asla yenilmeyeceğim, ayaktayım, yasa iptal edilse de inadım inat yeni yasa teklifi sunacağım” tarzında laflar etmiş.
Hiç kimsenin beklemediği bir anda hem de 2 tane Anayasa Konseyine başvuru yapıldı. Biri 77 Milletvekili tarafından diğeri de 65 senatör tarafından.
İşin en ilginç yanı gerek milletvekili gerek senatörlerin çoğunluğu Sarkozy’nin partisinden.
Bir düşünün ki Türkiye’de bir genel başkanın önem verdiği bir yasa çoğu milletvekilleri tarafından kabul görmüyor. Bunun hayalini bile yapamayız. Ama Fransa’da Milletvekili ve Senatörler Sarkozy’e kafa tutuyorlar.
Bunun elbet bir çok nedeni var. Bunların en başında Sarkozy’nin hiç olmadığı kadar zayıf olması. Tüm anketlerde kaybedeceği görülüyor.
2007’de Sarkozy’nin desteğini almak için sıraya girenler bugün artık onunla görünmekten utanıyor.
Bugüne kadar verdiği hiçbir sözü tutmayan hatta Fransa’yı daha da batıran bir Cumhurbaşkanı olarak anılacak. Fransa tarihinde ilk defa bir Cumhurbaşkanı 2. Dönem seçimlerine anketlerde önde girmiyor.
Bu da yetmezmiş gibi seçimlere 90 gün kalmasına rağmen hala adaylığını resmen açıklamış değil. Bu durum karşısında sosyalistler bile ne yapacağını şaşırmış durumda. Karşılarında aday Sarkozy yok ama Cumhurbaşkanı Sarkozy var. Nasıl davranmaları, nasıl strateji geliştirmeleri gerektiğini bilemiyorlar. Bu durumda da kimse batan gemide kalmak istemiyor.
Son Ermeni Soykırım İnkar yasasında da durum ilginç.
İlk oylamada sadece 7 milletvekili karşı çıkarken nasıl oluyor da 77’si Anayasa Konseyine başvurabiliyor?
Daha önceki yazılarımda özellikle üzerine durduğum Türkiye’nin kullandığı üslup çok önemliydi. Tehditle, çok sert üslupla bir yere varılamayacağını ısrarla belirttim. Hatta bu nedenle hayır oyu kullanmayı düşünenlerin sırf bu yüzden oy kullanmaya gelmediğini söyledim.
Daha sonra aynı üslup senato oylamasında da devam etti. Senatodaki oturumda bir çok senatör bu duruma dikkat çekip Türkiye’nin tehditlerine boyun eğmeyin çağrıları yaptılar. Sonuçta oylama kabul edilince Türkiye derin bir sessizliğe büründü.
Açıkçası ben başta olmak üzere, Fransız medyası ve siyasiler dahil yanıldı. Bugün görüyoruz ki aslında bir strateji değişikliğine gidilmiş. Tehditlerin yerine tatlı dil gelmiş. Fransız medyası ilişkiler düzeliyor, Türkler o kadar da kindar değilmiş, 2001’de ki gibi bağırıp çağırdılar yarın unuturlar havasına girdiler. Bu durum milletvekilleri ve senatörleri rahatlattı. Oy kullanmayanlar bile imzasını verdi. Eski Strazburg belediye başkanı UMP’li Fabienne Keller bile imzasını verdi.
Tabii Türkiye’nin sessizliği yeterli değildi elbet. Yine daha önce söylediğim gibi burada ki STK’lara güvenilmeliydi. Başta COJEP ve UNEFT gibi dernekler olmak üzere bir çok STK bölgelerinde ki seçilmişleri kıskaca aldılar. Birebir görüşmeler, mektuplar, mailler susmadı. Ermeni siteleri bu mektupları yayınladı. Ama seçilmişler sonuçta bizden yana tavır koydu. Fransa’nın ünlü dergilerinden L’Express bile “Sarkozy nasıl Türk Lobisini yarattı” diye başlık bile attı!
Demek ki ilk başta böyle davranılsa belki de parlamentodan hiç geçmeyecekti.
Türkiye’nin bir uçtan bir uca geçmesi hiç doğru değil, güven vermiyor. Şu anda ise teşekkür açıklamaları yapılıyor. Karşı çıkanlar ise bu açıklamaları kullanarak işte baskıya boyun eğenler diye propaganda yapmaya çalışıyor.
Anayasa Konseyi sağcıların elinde. Eski Cumhurbaşkanları bu konseye otomatik olarak atanıyor. Şu anda 2 tanesi bu konseyde (bu kadar yaşayacakları hiç düşünülmüyordu, büyük ihtimal Sarkozy ile 3. Eski Cumhurbaşkanı da olacak). Sokakta bile peçe hakkını yasaklayan bir konsey böyle bir yasayı iptal etmesine ihtimal vermek zor.
Ancak yeterince imza toplandığı açıklandığında kendi milletvekilleri ile yılbaşı kutlamalarında olan Sarkozy çok sinirlenmiş. Bu yaptığınız bana hizmet etmiyor diye çıkışan Sarkozy yine ukalalığını yaparak “Anayasa Konseyi bu yasayı iptal ederse, kimileri de Yahudi soykırım inkarını konseye taşıyabileceğini” dile getirdikten
sonra “asla yenilmeyeceğim, ayaktayım, yasa iptal edilse de inadım inat yeni yasa teklifi sunacağım” tarzında laflar etmiş. Tüm medya bugün bunu yazdı. Ermeni siteleri ise duygu sömürüsü yaparak konseyi yönlendirmeye çalışıyor.
Yani vaziyet odur ki bu sefer iptal edilse bile bu sorun bitmeyecek. Sarkozy gitse bile Sosyalistler asla daha ılımlı davranmayacak. Türkiye bir şekilde bu sorunu temelli çözmek zorunda. Her yıl, her seçimlerde enerjimiz bu kadar tüketilemez. Yapacağımız çok daha farklı çalışmalar var. Her zaman çatışma halinde olmamız beklenemez.
Türkiye bu kadar kendine güveniyorsa Uluslar arası bir mahkemeye başvurabilir ve nihai bir sonuç alabilir. Yoksa sırada kavga bekleyen bir sürü ülke var!
Fatih Karakaya – Haber 7 Fransa
karakaya.fatih@gmail.com
http://www.twitter.com/fkarakaya