03 Şubat 2012 09:08
- 12 Yorum
- 2,903 Okunma
Ermenistan, İran, Maliki Hükümeti, Suriye, PKK ( belki de bir gün Kuzey Irak Kürt Yönetimi ) tarafından doğu ve güneyden Türkiye acaba neden kıskaca alınmak isteniyor dersiniz?
Ayaklanma 10 aydır aralıksız sürüyor. Esad, özgürlük için sokağa dökülen halkı teröristler, ülkede olup biteni Uluslar arası komplo olarak suçlamaya, işgal ettiği koltuktan kendi rızasıyla çekilmemeye kararlı.
Demir yumrukla ezilmek istenen bir halk için yapılan/yaptırılan/sipariş verilen bir Anayasa Mart ayında Referanduma sunulmak isteniyor. Terörist ve isyancı olarak nitelenen bir halka kim, nasıl olacakta onların istediği hakları verecek?
Suriye halkının onaylamadığı bir Anayasayla Suriye’ye özgürlük, huzur ve barış getirebileceğine acaba Esat ve Baas Partisi dahil kimler inanıyor?
Türkiye, Arap Birliği ve BM’nin önerdiği tavsiye kararlarını dikkate almayan Esat’ı Rusya, Çin, İran politika üçgeninin Ortadoğu’daki uzantısı olarak ülkeyi geri dönülmez bir iç savaşa sürükledi. Yolun sonu görünen Esat’ı ve BAAS Partisini Iraktaki Maliki, Lübnan’daki Hizbullah ve PKK da dâhil kimse kurtaramayacak.
Ermenistan, İran, Maliki Hükümeti, Suriye, PKK ( belki de bir gün Kuzey Irak Kürt Yönetimi ) tarafından doğu ve güneyden Türkiye acaba neden kıskaca alınmak isteniyor dersiniz?
Öte tarafta Katar, Suudi Arabistan, Amerika ve müttefiklerinin oluşturduğu koalisyon da Amerikan ve AB çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu şekillendirmeye çalışırken Türkiye NATO üyesi olarak her iki gücün arasında kendi çizgisini ve geleceğini belirlemek zorunda.
Emperyalist güçlerin işgal ettikleri ülkelerden çekilirken geride ırk, mezhep, kabile ve sınır anlaşmazlıkları bırakarak ülkeyi bir iç savaşa terk ederek çekildikleri malum. ABD’nin Irakta bıraktığı müstemleke valisi Malikinin, Mezhep çatışmalarını körükleyen tehlikeli girişimleri anlaşılır cinsten fakat, İran- Maliki dayanışması ve dostluğunun ise mezhebi bir yakınlaşmaktan başka izah edilecek bir yanı yok.
Büyük gürültüler ve tantanalarla yapılan ‘’Velayet 90’’ askeri tatbikatı sırasında ABD gemilerini, Körfez ülkelerini ve Türkiye’yi açıkça tehdit eden, Hürmüz Boğazını kapatabileceğini söyleyen İran’ın bu tehdit sonrasında Körfezi hınca hınç dolduran ABD gemileri ve askeri gücü karşısında sessiz kalması da ilginç.
Yıllardır Lübnan Hizbullah’ına her türlü desteği veren İran her ne pahasına olursa olsun Suriye’nin arkasında durması, bu konuda Rusya ve Çin ile ortak strateji izlemesi Arap Baharını gerçekleştiren ülkelerin yönetimlerini ve Diktatörlere karşı ayaklanan Müslüman Arap muhalefetinin de hedefi haline geldi.Arap baharında ABD ve İsrail’den sonra en çok kaybeden taraflardan biri de İran oldu.
Suriye muhalefeti tüm Arap ülkelerindeki diktatörlere/diktatörlüğe karşı Müslüman halkları yanlarına almayı başardılar. Esad’ın yanında Şii İran-Rusya- Çin Bloku, Suriye muhalefetinin yanında Sünni İslam dünyası ve NATO Bloku var. Saflar her gün gittikçe netleşip/keskinleşiyor.
Ortadoğu tehlikeli bir mezhep çatışmasına doğru ilerliyor. Bu çatışmanın arkasında Diktatörlere karşı direnen halkların yanında yer almayan, mezhep kaygısıyla diktatörleri destekleyen sözüm ona Müslüman devletler var.
NATO’nun Sünnilik diye, Rusya ve Çin’in de Şiilik diye bir derdi yok. Onlar soğuk savaştaki konumlarını korumak ve dünyadaki güç dengelerini nasıl olur da kendi lehlerine çevirebilmenin hesabındalar.
Diktatörler arkalarında yakılmış, yıkılmış, dumanlar tüten, ağıtlar yükselen bir ülke bırakarak kaçarken Şah Rıza Pehlevi gibi kendilerine mezar bulabilecekleri acaba kaç Mısır ve Enver Sedat bulabilecekleri cevapsız bir soru.
Esat ister gönüllü ister zorla ülkesini terk etsin bunca katliamdan sonra canını kurtarıp kurtaramayacağını kimse kendisine garanti edemez. Kertenkele deliğine girse bile Suriye halkının öfkesi onu gizlendiği yerde bulup ve cezasını keseceğe benziyor.
ABD’den, İsrail’den ve onların müttefiklerinden Ortadoğu’da yar olmaz. Kim olursa olsun, mazlumun ahını alan abat olmaz.
Arif Altunbaş - Haber 7
arifaltunbas@hotmail.com