04 Şubat 2012 00:15
- 2,415 Okunma
''Balyoz Planı'' davasının tutuksuz sanıklarından emekli Albay Aşkın Öztürk, ''Bana verildiği iddia edilen tabanca ile benim Kuzey Deniz Saha Komutanını tevkif edebilme olasılığım var mıdır?'' dedi.
''Balyoz Planı'' davasının tutuksuz sanıklarından emekli Albay Aşkın Öztürk, ''Bana verildiği iddia edilen tabancadan çok daha yüksek ateş gücüne sahip tüfekler ile korunurken, benim Kuzey Deniz Saha Komutanını tevkif edebilme olasılığım var mıdır?'' dedi.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde savunmasını yapan tutuksuz sanıklardan emekli Albay Ali Tarık Akça, darbe teşebbüsü suçlamasının yapıldığı 2002-2003 tarihinde ABD'nin Irak operasyonunun gündemde olduğunu belirterek, o dönemde Türkiye'nin savaşın kıyısına kadar geldiğini savundu.
Eylül 2002'den Haziran 2003'e kadar olan dönemde TSK'nın bütün unsurlarıyla ve özellikle karargahlarıyla, komuta kademesiyle Irak krizine angaje olduğunu ifade eden Akça, meslek hayatında yaşadığı en yoğun dönem olduğunu söyledi.
Akça, ''Benim, komuta kademesinin birlikte harbe girmekte olduğu hükümete karşı darbe hazırlığı içinde olmam mümkün müdür?'' dedi.
Tutuksuz sanık emekli Albay Aşkın Öztürk ise, ''Ek.tefrik.doc'' adlı sanal veriye dayanılarak ''kendisine MP-5 makineli tabanca teslim edildiği ve darbeye tepki gösterebilecek dönemin Kuzey Deniz Saha Komutanı Altaç Atılan'ı tevkif etmekle görevlendirildiği'' suçlamasının yapıldığına dikkati çekti.
Öztürk, Atılan'ı tutuklayacağı iddiasına ilişkin, ''Görev yerime yaklaşık 35 kilometre uzakta bulunan Kuzey Deniz Saha Komutanının tevkif ile görevlendirilmem, bir de elimde sözde MP-5 tabanca olacağı düşünüldüğünde, ne kadar uygun bir hal tarzıdır? En az 30 personel tarafından, üstelik bana verildiği iddia edilen tabancadan çok daha yüksek ateş gücüne sahip tüfekler ile korunurken, benim Kuzey Deniz Saha Komutanını tevkif edebilme olasılığım var mıdır?'' ifadelerini kullandı.
-Avukat Güleşen: ''Berlin'de hakimler, Gölcük'te savcılar var''-
Öztürk'ün avukatı Nevzat Güleşen de, kendisinin rızası dışında bazı sanal kayıtlarda isminin yazılı olması nedeniyle müvekkilinin suçlandığını belirterek, ''Müvekkilim bu iddialarda pasif süjedir'' dedi.
İnternette ''google'' adlı arama motoruna Mahkeme Başkanı Ömer Diken ve üye hakim Ali Efendi Peksak'ın adı yazıldığında milyonlarca yazı çıktığını, hatta fotoğraflarının internette yer aldığını ifade eden Güleşen, ''Yani siz de pasif süjesiniz. Bu yazılar nedeniyle suçlanabilir misiniz?'' dedi.
Nevzat Güleşen, yasa ve yönetmeliklere göre kamu görevlileri hakkında isimsiz, açık adları ve adresleri yazılı olmayan ihbarların değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Başkan Ömer Diken ise Cumhuriyet savcısının her ihbarı değerlendirmek zorunda olduğunu belirterek, ''Hatta çarşıda pazarda gezerken duyduğu bir konuyu dahi araştırmak zorundadır. 'İhbarcının ismi yok' diye ihbarı bir kenara atmaz. Sizin söylediğiniz şahıslara yönelik suçlamalarla ilgilidir. Kamu adına açılan davalarda değil'' şeklinde konuştu.
Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığının ihbar mektuplarıyla ilgili ''takipsizlik'' kararı verdiğini belirten Güleşen, 18. yüzyılda Almanya'da bir köylünün, Prusya Kralına söylediği ''Berlin'de hakimler var'' sözüne atıfta bulunarak, ''Berlin'de hakimler, Gölcük'te savcılar var'' diye konuştu.
Başkan Ömer Diken ise ''Türkiye'nin her yerinde hakim ve savcılar var. 'Beşiktaş'taki adliyede hakim ve savcılar yok' mu demek istiyorsunuz?'' diye sordu.
''Öyle demek istemiyorum'' diyen Güleşen, ''Ama biz kıblemizi Gölcük'te askeri savcıya döndük'' diye konuştu.
Duruşma, 6 Şubat Pazartesi gününe ertelendi.
AA
Kaynak: AA