Anlık İngilizleşme mi, ömürlük İngilizce mi?

  • Anlık İngilizleşme mi, ömürlük İngilizce mi?
    Mustafa Özay
    Dil ve İnsan

05 Şubat 2012 09:24 - 14 Yorum - 2,726 Okunma

Dünyada hiçbir Japon, hiçbir Afrikalı, hiçbir Meksikalı, hiçbir yamyam kabilesi üyesi İngiliz gibi telaffuz etmek için kendini kasmaz sadece konuşur.



Şimdiye kadar hiç dikkatinizi çekti mi acaba ülkemizdeki İngilizce kurslarında verilen İngilizce; ancak üç beş dakika İngilizce konuşmak ve ilk üç beş dakikada konuşulana cevap vermek üzerine kuruludur. ,,

Dikkatimi çeken şey, insanların bazı kurslara haftada 5 gün ve günde 3 saat  gittikleri halde ve aradan 6 ay geçtikten sonra bile hala 'domatesin kaç para olduğu' veya 'üç sokak ötedeki bilmem nereye nasıl gidilir' veya 'ben öğrenciyim senin mesleğin nedir' gibi saçmalıklarla oyalanmasıdır. Bizim de çalışma yaptığımız bir şehirde aynı binada olduğumuz bir kursun öğrencilerinin hala ve aradan altı ay geçmesine rağmen 'how much does it cost' gibi saçmalıklarla vakit geçirdiklerine şahit oluyorum.

Peki bunca harcanan zamana ve paraya rağmen aradan aylar ve hatta yıllar geçmesine rağmen hala üç sokak ötedeki bilmem nereye nasıl gidilir gibi yol tarifleri veya domatesin kilosu kaç par gibi veya Ahmet’in kazağı ne renktir gibi aptallıklarla neden zaman kaybettirilmektedir. Ülkemizdeki İngilizce kurslarını bitiren kaç kişi beş dakika tanışma faslı bittikten sonra bir yabancıyla spesifik veya belli bir konuda sohbete girebilir. İnsanlar neden kendilerine şunu sormazlar. Ben neden hala mot-a-mot kalıp bir takım cümleler kurmak ve kurulmuş olanlara cevap vermek dışında bir şey yapamıyorum? Benim hayatım tanışmakla mı geçecek? Karşıma çıkan bir yabancıyla tanışıp onun ihtiyacı olan bilgiyi ona verdikten sonra daha fazla cümle kuramayacak mıyım? Neden bir insan tüm sebze meyve isimlerini bilmek zorunda ki? Ben sebze yemiyorsam neden sebzelerin isimlerini öğrenmek zorundayım ki? Bir insan kendi dilinde tüm sebze isimlerini neden öğrensin ki eğer sevmiyor veya yemiyorsa? Bir insan neden tüm renkleri bilsin ki? Kendi anadilinde kaç kişi kaç rengi bilebilir ki? veya bilmek zorunda ki? Bir insan ana renkleri bilir belki 'yavru ağzı''bordo' 'fil dişi' 'füme' 'parlement mavisi' vs. gibi sıfat veya betimlemeli renkleri bilirsiniz. Veya soruyu şöyle soralım; Ben  neden üste para vererek tüm renkleri, yemek isimlerini, akraba isimlerini, yol tariflerini ve benzeri saçmalıkları görmek isteyeyim ki?

İçinizden hanginiz size bir yabancı bir soru sorduktan sonra veya sizinle zoraki bir yerde tanıştıktan sonra bulunduğunuz ortamda kendisiyle şöyle 20 dakika farklı konularda sohbet edebildiniz? Kaçınız merak ettiğiniz bir konuda ama onun ihtiyacı olandan başka sizin ihtiyacınız olan veya kendisinden en azından yabancı biri olarak öğrenmek istedikleriniz hakkında sohbet edebildiniz?

Ben cevap vereyim hiçbiriniz. Çünkü o donanıma sahip değilsiniz.

Çünkü gördüğünüz güya İngilizce ancak karşıdakinden bir soru gelirse onu anlayıp ona cevap verecek kadardır.

Peki bunun neden böyle olduğunu hiç düşündünüz mü? En az 3 yıl kursa gidip, en az 1000 saat kurs görüp, içinde bir çok yabancı da çalışan kurslara gidip ve onlarla zoraki hazır diyaloglara da girip ama kurs bittikten sonra Oscar'lık bir filmi izleyip sinemadan çıkınca aklınızda bir şey kalmaması gibi bir şey hatırlayamadığınızı kafanızda oluşan bir fikri İngilizceye neden dökemediğinizi hiç düşündünüz mü? Sonra da çıkıp İngilizce düşünmeden İngilizce öğrenemezsiniz? İşte Türkçe düşündüğünüz için konuşamıyorsunuz. Oysa İngilizce düşünseniz hemen konuşursunuz gibi 'köle oluşturma'jargonunun beyin yoksunu savunucuları oluyorum diye kaç kişi düşünmüştür.

Düşünün bakalım adınızı söylerken, size söylenirken, saati söylerken size söylenirken, nereli olduğunuzu söylerken, size söylenirken, domatesin fiyatını sorarken ve size söylenirken vs vs güya İngilizce düşünüyorsunuz, güya anlıyor ve konuşuyorsunuz da aradan 5 dakika geçip size ezberletilen mot-a- mot sohbetler bitince mi İngilizce düşünemiyorsunuz veya anlıyor ama konuşamıyorsunuz?

Bu kadar mı aptal yerine konulduğumuzu anlayamıyoruz. Oysa eğer ben dili biliyorsam soru sormayı, soru cümlesi kurmayı biliyorsam; yol da sorarım, saat de sorarım, fiyat da sorarım her şeyi sorarım. Neden domatesi sormak için 3 ay, patatesi sormak için 6 ay, kırmızıyı öğrenmek için 8 ay, maviyi öğrenmek için 12 ay kursa gideyim diye kimse kendine sormuyor mu? Sonra da çıkıp günlük dil yok iş İngilizcesi yok tıp İngilizcesi diye iyice sizinle kafa bulmalarına izin veriyorsunuz.

Hangi ülkede bir doktor tıp dili için kursa gitmiştir? Hangi ülkede bir kimyager kimya dili için  kursa gitmiştir? Hangi ülkede bir avukat hukuk dili öğrenmek için kursa gitmiştir? Ülkemizde hanginizin tanıdığı bir doktor tıp Türkçesi için hangi avukat hukuk Türkçesi için hangi diş hekimi diş hekimliği Türkçesi için hangi işletmeci işletme Türkçesi için kursa gitmiştir? Dünyanın her ülkesinde lise sona kadar ve bizim ülkemizde de lise sona kadar herkes aynı dil potasından herkes aynı Türkçe potasından çıkmıyor mu?

Peki sonra ne oluyor kişi tıpa giriyor, hukuka giriyor, mühendisliğe  giriyor vs vs ye giriyor ve gerekli süre sonunda o branşla ilgili kelime ve terim birikimine sahip olmuyor mu? 

Hala mı göremiyorsunuz ne yaptıklarını? Bir yabancı ülkemize gelsin ve size gerekli soruları aynı kendi vatandaşına sorar gibi sorup anında cevabını alsın ve 5 dakika sonra yanınızdan 'toz olsun' siz sadece 5 dakika size yıllarca ezberletildiği gibi güya hızlı konuşun güya İngilizce düşünün güya anlayın ve konuşun ama adamlar yanınızda kazara 5 dakika fazla kalsalar diliniz tutulsun, İngilizce düşünemeyin, anlayın ama konuşamayın. Şimdi anlıyor musunuz aslında ne olup bittiğini?

 Kişi geliyor en az 1000  saat, 2000 veya 3000 saat iki yıl, beş yıl, altı yıl bilmem kaç yıl ve saat kurs almış kendine yapıştırılan yaftayla yok 'upper' bilmem ne imiş, kendisinden sıfırdan başlayan müfredatınızın ilk 7 saatinde geçen ifadeleri hem de kelimeleri hazır verip kelime bile sormadan kurmalarını istiyorsunuz kırk dereden su getiriyorlar. İlk 7 saati kuramayan idiot, 30'uncu 50'nci 60'ıncı saaatin cümlelerini kurabilir mi? Tam 50nci saat yani müfredatın ortası soru yapılarıdır. Gelen haşlama  size 'upper' bilmem neyim diyor ve tamam soru sormayı biliyor musun diyorum evet diyor kur şu soru cümlelerini deyince bunlar günlük dil değil diyor. BAKARMISINIZ YAA... BAŞBAKAN BUGÜN HANGİ ÜLKEYİ ZİYARET EDİYOR? SORU CÜMLESİ GÜNLÜK DİL DEĞİLMİŞ! VEYA HANGİ ÜLKEDE OTOMOBİL FİYATLARI ARTTI CÜMLESİ, GÜNLÜK DİL DEĞİLMİŞ! İLLA Kİ DOMATES KAÇA?, NERELİSİN? GİBİ PAVLOVUN KUÇULARI MİSALİ CÜMLELERİ KURACAKLAR. Oysa 'WHERE ARE YOU FROM ' İLE 'FOR WHAT PURPOSE IS THIS MACHINE' AYNI CÜMLE KALIBI DEĞİL MİDİR? 'how much does it cost' ile 'in what countries has there been an increase in inflatin figures?' aynı cümle yapısında değil midir?

Şimdi anlıyor musunuz 5 dakikalık İNGİLİZLEŞMEK ile ömürlük İNGİLİZCE bilmenin farkını?

Ben yurt dışına çıksam elimde Türkçeden İngilizceye küçük bir sözlük de varsa, eğer cümle kurmayı biliyorsam dünyanın her yerinde rahatlıkla İngilizce dilinde anlaşarak gezer dolaşır ve herkesle her konuda sohbet ederim.

Dil kurslarına tavsiyem; bırakın artık dünyada 30 yıldır kullanılmadığı halde isimlerinin başlarına 'new' ibaresi konularak sırf 'serf' yetiştirme amaçlı güya İngilizce öğretme kitaplarını ve halkınıza İngilizcede cümle kurmayı öğretin, öğretin ki karşılarına gelen yabancıyla tanışmanın ötesine gidip farklı konularda da konuşabilsinler. Bırakın 5 dakikalık köleler yetiştirme programlarının öznesi olmayı ve insanlara havadan yiyecek atmaktan vazgeçip balık tutmayı tarlayı sürmeyi öğretin.

İngilizce düşün diye diye yol sormayı, tanışmayı, renkleri öğretmek, sebze, meyve, akraba isimlerini öğretmek kimseye dil öğrenmek anlamında fayda getirmez. İngilizce hızlı konuşmak için önce cümle kurmayı bilmek, bol bol literatür taramak, aklınıza gelen her şeyi kelime, kelime gurubu ve cümle düzeyinde İngilizce dilinde kurmakla başarabilirsiniz.

Ben hayatımda asla yurtdışına çıkmadım, İngilizce düşünemem Türkçe düşünürüm, bol bol literatür tararım, bir seminere veya konferansa gitsem Türkçe de olsa İngilizce de olsa çok rahat İngilizce not tutarım, bu işin 'IQ' veya 'EQ' veya  'ku ku' ile de ilgisi yok, dil sistem işidir.

İngilizceyi öğrenecekseniz ÖMÜRLÜK öğrenin beş dakika İNGİLİZLEŞMEK için 3 sene kursa gidip beş dakika sonra ayyy İngilizce düşünemiyorum, beş dakika sonra ayyy anlıyorum ama konuşamıyorum vs. saflıklarını yapmaktan vazgeçin. O ilk beş dakika aslında ne yapıp ne yapmadığınızı düşünün. Ağız burun yamultma odaklı, şan dersi verme algısıyla yapılan saçmalıkların sonu yoktur.

Dünyada hiçbir Japon, hiçbir Afrikalı, hiçbir Meksikalı, hiçbir yamyam kabilesi üyesi İngiliz gibi telaffuz etmek için kendini kasmaz sadece konuşur. Çünkü karşınıza gelen yabancı eğer niyeti 5 dakika İngilizleşmeniz değilse sizin nasıl ağız burun yamultup şekilden şekile girdiğinize değil cümle kurup kurmadığınıza bakar. Dil demek cümle kurmak demektir.

NOT: İngilizce düşündüğünü canlı yayında ispat edecek olan Türk vatandaşlarına moda gereği UMRE ZİYARETİ hediye edilecektir. EEE o kadar otomobil veriyoruz, kuruvaziyer seyahati veriyoruz, tanıdıkları 50 kişiye bedava ingilizce kursu veriyoruz dedik kimse gelmedi en azından şu mübarek aylarda UMRE ZİYARETİ hediye edelim dedik. Tabiri caizse 'haydi kızlar ve oğlanlar İngilizce düşünmeye' diyelim bakalım bu sefer gelen olacak mı?

Mustafa Özay - Haber 7
www.ingilizcebitmistir.com

Mustafa Özay Diğer Yazıları

Bir İngilizce öğretmeni olarak benim utanarak ifade edeceğim aşağıdaki konuların bazı meslektaşlarımız tarafından alay edilerek ifade edilmesi beni...

  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 93.374 %0.07
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim