Duygularımızın katili kim?

  • Duygularımızın katili kim?

06 Şubat 2012 09:20 - 33 Yorum - 4,250 Okunma

Farkında mısınız kaç yıldır yeni bir TSM eseri gündeme gelmedi!



Bir insanın musiki kültürü onun eğitim seviyesini ve ruh haletini de ortaya koyar. Osmanlıda akıl hastanelerinde musiki ile tedavi yapıldığı ortada iken hiç kimse kalkıp da musikinin lüzumsuz olduğunu savunmasın.

Duygularımızın katili musikisizlik!

Uzun zamandır müzik dinlemediğimi fark ettim geçen akşam.

Aslında toplum olarak artık gündemimizde musiki yok! Duygu yok, his yok, incelik yok, yürek sızıları yok. Gerçek şu ki kaliteli eser de yok, yapılmıyor, yapılamıyor!

Toplumun geneli artık ne TSM ne de THM gibi kadim ve geleneksel sanatlarımızı bir kenara itmiş kendini dizilerle, televizyondaki siyaset ve spor haberleriyle avutuyor.  Bundan beş on sene evvel her hafta yepyeni bir Türk musikisi eseri gündeme düşer en azından genel anlamda bir musiki kültüründe uzlaşırdık. 

Özellikle özel televizyon ve radyolarda neredeyse unutulan ve bütünüyle dedikodu ve tartışma programlarıyla dizilere yer verilen şu son yıllarda musikimizin ve sanatçılarımızın içine düştüğü darboğazı tahmin etmek zor olmasa gerek. Daha birkaç yıl önce nitelikli birkaç yarışma programıyla halkın dikkati müziğe çekilirken, bir anda bu tür programlara yüz çevrildi nedense!

Ne çok bestekârımız vardı şarkılarıyla gündem olan.

Erol Sayan, Yusuf Nalkesen, Necdet Tokatlıoğlu, Ziya Taşkent, Yıldırım Gürses, Dıramalı Hasan, Avni Anıl gibi yıldızlaşan bestekârlar gündeme duygulu ve içli şarkılarıyla damgasını vurur ve aylarca o şarkılar dilden dile dolaşırdı.

Sonra bir şey oldu.

İçli şarkıların sesi soluğu kesiliverdi ansızın.

Bestekârlar sustu, güfteciler küstü ve sanatçılar pustular!

Bir de hayata usulca veda edip de yıllar sonra haberimiz olanlar oldu. Dün akşam böyle bir ismin aslında tam dört yıl önce aramızdan ayrıldığını öğrendiğimde derin bir üzüntü duydu yüreğim. Meğer Necdet Tokatlıoğlu da gitmiş!

Birbirinden güzel ve içli şarkıların bestekârı ve Türk Musikisinin duygulu sesi Necdet Tokatlıoğlu çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın şarkılarını en çok sevdiğim bestekârıydı. Yaptığı sayısız besteyle Türk Musikisi tarihine ismini altın harflerle yazdıran Necdet Tokatlıoğlu’nun birbirinden güzel şarkıları birbiri ardına aklıma geldi. Onlar ne güzel şarkılardı, ne içli bestelerdi!

Günümüzün maddeleşen aşkları bestelerde kendini “Allah senin belanı versin” sözleriyle kendini ifade ederken, Necdet Tokatlıoğlu’nun şu “dua” adlı şarkısıyla itiraz edip geldiğimiz noktanın da güzel bir izahını yapar gibidir:

“Gitmesin gözlerinde pırıl pırıl arzular
Eksilmesin yüzünde o tebessüm o bahar
Tanrı seni korusun kem gözlerden saklasın
Ağartmasın saçını o geçen zalim yıllar”


Ümitsiz bir aşkı bile sitem dolu şu şarkıda üslubunca yermek büyük maharet ister sanırım:

“Şu dünyada neler gelir yaratılan kul başına
Mevla kerim sabır verir, al aşkını çal başına
Bize bizi bilen gerek, bizi candan seven gerek
Çağırmadan gelen gerek, al aşkını çal başına!


Artık kaset ve CD yapılmıyor ne yazık ki!

Gerek internetin acımasız rekabeti, gerekse geniş halk kitlelerinin müziğe olan ilgisini kaybetmesi müzik dünyasını olumsuz etkilemiş ve piyasayı durma noktasına getirmiştir.

Eskiden genç yaşlı, orta yaşlı demeden her yaş gurubuna hitap eden müzikler yapılıyordu. Şimdi sadece liseliler için oldukça niteliksiz ve gürültülü müzik yapılıyor desek abartmış olmayız herhalde.

Farkında mısınız kaç yıldır yeni bir TSM eseri gündeme gelmedi!

Sanatçılar sadece bir avuç kalmış müziksevere eski plaklarıyla ulaşmaya çalışıyorlar. Bin tane CD bile satamayan sanatçılar artık yeni çalışma içerisine girmiyor. Görünüşte sanatçılar ve plakçılar kaybetmiş gibi görünse de aslında toplum olarak biz kaybediyoruz, kültürümüz kaybediyor, yarınlarımız kaybediyor! Müzik piyasası tam anlamıyla tükeniş devrini yaşıyor.

Öte yandan bu gündelik ilişkilerimize, aşklarımıza, evliliklerimize ve dostluklarımıza da yansıyor bir şekilde. Affetmeyi bilmeyen, acımayan, sevgiyi özlemeyi unutan, vefayı kaldırıp atan, bağlanmayı ve katlanmayı aptallık sayan, ağlamayan, ağlamayı unutmuş veya ayıp sayan, romantizmi ve romantik olmayı aşağılayan taş-katı kimselere dönüştük!

Halbuki duygularımızı incelten bir şeyler olmalıydı hayatımızda.

Bir insanın musiki kültürü onun eğitim seviyesini ve ruh haletini de ortaya koyar. Osmanlı devletinde akıl hastanelerinde musiki ile tedavi yapıldığı ortada iken hiç kimseler kalkıp da musikinin lüzumsuz olduğunu savunmasın.

Müzik sadece zevklenmek için dinlenmez bana göre. Bazen tefekkür etmek için, bazen hislenmek için, bazen ağlamak için, bazen hatırlamak için, bazen âşık olduğunuz zaman dinlerseniz.

Artık keskin arabesk sevdalıları bile kalmadı. Ne Müslüm Baba, ne Orhan Baba, ne Ferdi Baba kaldı. Onlar da nasibini aldı bu katı seküler dünyanın nimetlerinden. Santimantal bir duyarlılığı olan arabeskçiler bile kenara çekildi bu son demde.

Hâsılı kelam topluca müzik dinlemeyi unuttuk!

Musikiyle ve muhabbetle kalınız.



Meryem Aybike Sinan - Haber7
meryemaybike@gmail.com
  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 135 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 76 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 80 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 63 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 46 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • TÜM YORUMLARI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN!
  • IMKB100: 54.810 %-0.19
  • ALTIN: 93.374 %0.07
  • DOLAR: 1.8435 %-0.06
  • EURO: 2.3075 %-0.64
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim