07 Şubat 2012 07:53
- 1 Yorum
- 2,246 Okunma
Ergenekon davasının üzerine giden medyanın üslubunda da ciddi problem olduğunu söyleyebilirim. Hâkim ve savcının önünde görünen bir söylem hiç hoş değil.
Şu an başarı ile yürütülen bir psikolojik harekât var.
Harekâtın vermek istediği mesaj; Türkiye’de AKP ve Gülen Hareketi üzerinden sivil dikta kuruluyor fikri.
Bu harekâtın planlayıcıları, uygulayıcıları, inananları ve bu iddiaya prim verenleri var. Kim bunlar tek tek ele alalım.
Planlayıcıları
Bu harekâtın planlayıcıları hala diri olan ve operasyonel gücünden pek bir şey kaybetmemiş olan Ergenekon yapılanması. Her taşın altından Ergenekon’un çıktığı net olarak tebeyyün edince hedef saptırmaya girdiler.
Devleti AKP ve Gülen Cemaati ele geçirdi ve sivil dikta kuruldu söylemi üzerinde çalışıyorlar. Her taşın altında cemaat var propagandasını özellikle yayıyorlar.
Ele geçen 1991 tarihli ıslak imzalı ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nda hedefin AKP ve Gülen Hareketini bitirmeyi planlandığı düşünüldüğünde bu mevcut psikolojik harekâtın bu planın güncel versiyonu olduğu söyleyebiliriz.
Akıllıca bir hedef saptırma, planlayıcılarını tebrik etmek lazım.
Uygulayıcıları
Bu planın uygulayıcıları Ergenekon’un medyadaki uzantıları ve onların etkisi altında kalan AKP karşıtları. Bu karşıtlar içinde solcusundan, demokratına kadar uzun bir çizgi mevcut.
Bu planın medyadaki bilerek veya bilmeyerek uygulayıcıları yargının AKP ve Cemaat tarafından ele geçirildiğini sık sık dile getiriyorlar. Hâlbuki bu davalara bakan yargı mensuplarının eski HSYK döneminde hâkim ve savcı olarak atandıklarını ve kariyerlerini o dönemde yaptıklarını unutuveriyorlar.
Psikolojik harekâtçıların çok iyi çalıştıklarını burada itiraf etmek gerekir. Bu propagandadan etkilenen safların varlığı bu başarının en büyük göstergesidir.
Psikolojik harekâttan sorumlu medya uzantıları nasıl gülünç duruma düştüklerinin farkında bile değiller. Şu an tutuklu bulunan eski Genel Kurmay Başkanı Başbuğ’un bu kâğıt parçası dediğinde hepsi hep bir ağızdan arkadan koro tutmuşlardı. Vokal yapmışlardı. O imzanın sahte olduğuna kamuoyunu ikna etmek için kaç takla atmışlardı hatırlayın. Böyle bir planın olmadığından çok emin halleri vardı. Onlara göre bütün bunlar AKP ve Cemaatin oyunları ve karalamaları idi.
İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın gerçek bir belge olduğunu Genel Kurmay bile kabul edince yapmaları gereken şey şuydu; ‘tüh nasıl da bu adamlara aldanmışız, boşuna güvenmişiz, rezil ettiler bizi’ değip Ergenekon savunuculuğundan vazgeçmeleri. Normali buydu. Ama planın bir parçası iseniz bu kadar rezilliğe rağmen Ergenekon’u savunmaya, sulandırmaya devam edersiniz. Hatırlayın Ümraniye’de bir evin çatısından silahlar çıkınca ‘bu üç beş silah ile darbe mi yapılırmış canım’ gibi itiraz etmişlerdi. Yer altından silahlar, planlar fışkırınca ‘tüh meğerse gerçekmiş aldatıldık’ gene demediler.
Psikolojik harekâtın kadroluları görevlerini yapıyorlar, rezil olmak pahasına mücadele ediyorlar. Bir tebrik de onlara.
Psikolojik harekâta bilmeden prim verenler
İyi de niye birileri etki altında kalabiliyor? Yeni bir dikta kurulduğuna, devletin her yerinin AKP ve Cemaat ele geçirdi iddiasına nasıl inanabiliyorlar?
Bunun sebeplerinden biri hükümetin psikolojik harekâta malzeme verecek hatalarının varlığıdır.
Hükümet, medya ilişkilerinden, Hırant Dink cinayetinin 5 yıldır aydınlatılamamasına kadar pek çok konuda hatalar yapıyor. Yok eğer hükümet hata yapmadığına inanıyorsa o zaman bunu topluma iyi anlatamadıkları anlamına gelir.
Ergenekon davasının üzerine giden medyanın üslubunda da ciddi problem olduğunu söyleyebilirim. Hâkim ve savcının önünde görünen bir söylem hiç hoş değil. Bunun en ciddi örneğini Büşra Ersanlı’nın KCK’dan tutuklanmasında gördük. Ekranda bombalama görüntüleri ile haberler verildi. Sanki tutuklanan bir akademisyen değil teröristti. Suçluluğuna delil olarak da eskiden komünist olması gibi, eski eşinin Türkiye Yahudisinin olması gibi, konferansta kendisine sorulan sorular hakkında tuttuğu notlar gibi, kız kardeşinin Perinçek’in eski eşi olması gibi akla ziyan iddialara yer verildi.
Ayrıca tutuklandığı ana kadar pek çok kişinin adını bile bilmediği, belki de zurnanın son deliği denilebilecek bir muhabirin tutuklanma haberini yaparkenki ölçüsüzlük birilerinin eline iyi malzeme oldu.
İş böyle olunca da psikolojik harekât uygulayıcılarının eline eşsiz kozlar geçmiş oluyor. İkna potansiyelleri artıyor.
Manzarayı umumiye bundan ibarettir.
Erkam Tufan Aytav - Haber 7
erkamaytav@hotmail.com
twitter.com/erkamtufan