Erdoğan, Hocasını omuzunda taşıdı

Erdoğan, bir dönemler öğrencisi olduğu İstanbul'un eski vaizlerinden İbrahim Subaşı hocayı son yolculuğuna uğurladı. Başbakan hocasının tabutun hiç bırakmadan omuzladı

Erdoğan, Hocasını omuzunda taşıdı
Erdoğan, Hocasını omuzunda taşıdı
GİRİŞ 08.02.2012 05:15 GÜNCELLEME 08.02.2012 05:15

Başbakan Erdoğan'ın omuz verdiği Subaşı'nın naaşı Fatih Camii haziresine defnedildi.

Fatih Camii'nde ikindi vakti kılınan cenaze namazına Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın katıldı.

İbrahim Subaşı'nın oğlu Hüsrev Subaşı cenaze namazı öncesi taziyeleri kabul etti. Namazda Başbakan Erdoğan ve beraberindekiler en önde saf tuttu. Subaşı'nın tabutunun üzerine Kâbe'den getirilen örtü serildi. Cenaze namazı ve duaların ardından helallik istendi. Başbakan Erdoğan ve beraberindekilerin omuz verdiği Subaşı'nın cenazesi, Bakanlar Kurulu kararı ile Fatih Camii haziresine defnedildi.

ERDOĞAN'IN YETİŞMESİNDE ROLÜ VAR


İbrahim Subaşı, 1926'da Tokat'ın Niksar ilçesinde dünyaya geldi. İslami ilimleri kendi beldesinde Dursun Gümen hocadan aldıktan sonra 1953 yılında İstanbul'a gelen Subaşı, zamanın din alimlerinden Ömer Nasuhi Bilmen, Bekir Haki Efendi, Ermenekli Saffet Efendi ve Abdurrahman Güzelyazıcı'dan uzun yıllar ilim öğrendi.

Sırasıyla İsmailağa, Haydar Kaptanpaşa, Beyoğlu Kamer Hatun, Kasımpaşa Büyük camilerinde imam-hatiplik yapan Subaşı, Bursa'nın Karacabey ve İstanbul'un Şile ilçesinden sonra uzun yıllar İstanbul'un Fatih ilçesinde vaizlik ve müftü vekilliklerinde bulundu. İbrahim Subaşı, 1982 yılında emekli oldu.

Aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile diyanet ve üniversite camiasından çok sayıda akademisyen ve din adamının da yetişmesinde rol oynayan Subaşı, bilinmeyen birçok eserin gün ışığına çıkarılmasına yardımcı oldu, geleneksel sanatların gelişmesine destek verdi.

İSTANBUL BEYEFENDİSİYDİ


Vefat eden İstanbul'un eski vaizlerinden İbrahim Subaşı'nın oğlu Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsrev Subaşı, babasının hem ilmi derinliği, hem de vakarlığıyla eski Osmanlı kültürünün derinliğini ve ciddiyetini temsil eden neslin son temsilcisi olduğunu söyledi.

Subaşı, babası için Fatih Camisi'nde düzenlenen cenaze töreninde AA muhabirine yaptığı açıklamada, babasının, İstanbul'un eski nesil "hoca efendiler" zincirinin son temsilcilerinden olduğunu belirtti. "Osmanlı bakiyesi ilim adamı sınıfı"ndan çok fazla kimsenin kalmadığını ifade eden Subaşı, babasının hoca değil, hoca efendi olarak anıldığını, hem ilmi derinliği, hem de vakarlığıyla eski Osmanlı kültürünün derinliğini ve ciddiyetini temsil eden neslin son temsilcisi olduğunu anlattı.

OSMANLI KÜLTÜRÜYLE YETİŞTİ


Subaşı, babasının, klasik Osmanlı dini kültürünün yeni nesillere aktarılmasında köprü şahsiyetlerden biri olarak bilindiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Babam olarak değil, bir Türk aydını olarak bakıyorum, o çehreler artık kalmadı. Kendisi, 30 yıla yakın imamlık ve vaizlik yaptı. Fatih Camisi'nde 25 yıla yakın cuma ve bayram vaazları verdi. Babam laf oyununa kaçmaz, ilmi çizgiden gider, kaynaklara göre konuşur, iyiyi, doğruyu ve güzeli anlatırdı. İstanbul'da vaaz vermek için gitmediği cami kalmamıştır. Sevilen bir insandı. Tek başına bir sevgi ve bilgi abidesiydi.

Fevkalade pozitifti, nüktedandı, ilmi ve bilgiyi dikte ederek değil, severek nakleden bir insandı. Çok toleranslı ve hoşgörülüydü, tam bir ilim adamıydı. Çok insanlar yetiştirdi. Düşüncesi, ölene kadar vaaz kürsüsünü, mihrabı bırakmamaktı. 'Biz eskilerden böyle gördük' derdi. Fakat vaazın ortasında ülser ve gastrit sancısı bastırınca emekli olmak zorunda kaldı."

Hüsrev Subaşı, babasının emekli olduktan sonra da tek aşkının kitap olduğunu, eşinin adına açtığı Dersaadet Kitabevi'nde değişik mesleklerden gelen talebelerine İslami ilimleri öğretmeye çalıştığını anlattı.

Kitabevinin çeşitli fakültelerde araştırma yapanların uğrak yeri olduğunu, gelenlerin bir kaynağı sormak istedikleri zaman babasından mutlaka bir cevap aldıklarını kaydeden Subaşı, babasının pek çok bilinmeyen yazma eserin çevirisini yaptığını söyledi.

TALEBELERİ ARASINDA ERDOĞAN DA VARDI

Babasının bulunmaz bir insan olduğunu dile getiren Subaşı, "Gönül, sohbet, ilim adamıydı" dedi.
Babasının talebeleri arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın yanı sıra dekan, profesör, milletvekili gibi önemli görevlere gelen kişiler bulunduğunu belirten Subaşı, babasının karşılık gözetmeden sürekli veren bir kişi olduğunu vurguladı.

Subaşı, "Babanız buraya gömülmeyi kendisi mi arzu etmişti?" sorusunu şöyle yanıtladı:
"Ölüm konusunu, nereye defnedilmek istediğini daha önce hiç aramızda konuşmamıştık. Buraya gömülmesinin mümkün olup olmadığını düşündük. Çünkü bu caminin kürsüsünde 20-30 yıla yakın emeği var. Herhalde hakkıydı. Bu kültürel vicdanımla talep ettim. 'Acaba böyle bir şansımız olur mu?' diye... Sayın Başbakan uygun gördüler herhalde ki, Bakanlar Kurulu bu konuda karar verdi. Böylece Fatih haziresinde, çok sevdiği Osmanlı'nın ilim sınıfıyla beraber oldu. Eminim ki, o şu anda çok mutlu."

"Tabutun başındaki sarığın manası nedir?" sorusu üzerine Hüsrev Subaşı, "Şu nedenle sarık konuldu; ilmi derinlikleri olan, hoca efendi pozisyonuna gelen zatlar için usuldür. Kendisi de ömür boyu sarık taşıdı, öyle hizmet etti. Örtü de Kabe muhabbetini simgeler" dedi.

BAŞBAKAN ERDOĞAN'A TEŞEKKÜR


Hüsrev Subaşı, cenaze töreninde yaptığı konuşmada da babasının çok değerli insanlar yetiştirdiğini belirterek, "İbrahim Subaşı'ya babam olarak değil, bir Müslüman Türk aydını olarak baktığım zaman artık o neslin kalmadığını, zincirin son halkası olduğunu söyleyebiliriz" dedi.

İbrahim Subaşı'nın Fatih Camisi haziresine defni konusunu açtığı Başbakan Erdoğan'ın büyük bir kadirşinaslık örneği gösterdiğini ve Bakanlar Kurulu kararı çıkarıldığını anlatan Subaşı, ailesi adına Başbakan Erdoğan'a teşekkür etti.

KAYNAK: AJANSLAR
YORUMLAR 17
  • arif bilir 14 yıl önce Şikayet Et
    ticaret. Senin ne işin vardı kitapçı dükkanı açmakla,kirası var vergisi var elektriği telefonu var.Edebiyat Fakültesinde öğrenci olduğum yıllarda Arapça kitap almak için hocaefendinin sahibi olduğu dersaadet kitabevine giderdim,yukarıda saydığım masrafların yükünden olsa gerek pek bir indirim yapmazlardı,
    Cevapla
  • GECE_PRENSI 14 yıl önce Şikayet Et
    ALLAH rahemet eylesın ızde erdoganı basımızda tasıyoruz. ne kadar saygı gözterırsen o kadar saygı görursun
    Cevapla
  • sleutel slot 14 yıl önce Şikayet Et
    Medyaya cikmayan HOCALAR degerli hocalarimizdir.. Allah Rahmetini bol eylesin mekani cennet olsun. Basbakanimizin orda bulunup katilmasi cooook guzel bir seydir. Kimleri yetistirmisse vatan sevgisi ile devletimize faydali olmasini Allah c.c. den niyaz ederim.
    Cevapla
  • fatihhan 14 yıl önce Şikayet Et
    Allah rahmet eylesin. Cennette peygamber efendimizin meclislerinde dolaşsın. Allah böyle zaatları da islam aleminden bilhassa bizim memleketimizden çoğaltsın eksik etmesin. başımızda ki liderleri de bu mübarek zatların kürsülerinden geçmeyi ve memleketimize adaletli hizmet etmeyi nasip etsin.
    Cevapla
  • fahrettin yavuz 14 yıl önce Şikayet Et
    innalillah ve inna ileyhi raciun. rabbim rahmetiyle muamele ettiği kullarından eylesin inşallah mekanı cennet kabri nur ile dolsun sayın başbakanımız milletin başbakanı olduğunu her fırsatta gösteriyor rabbim ikbalini aydınlık istikametini şaşmaz etsin insallah
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Tetikçinin itirafları ortaya çıktı: Hedef Engin Polat'tı, öldürmeden tarayacaktım
İETT otobüsünde panik anlar: Seyir halindeyken düştü! Ölümlü olay kamerada