09 Şubat 2012 08:39
- 14 Yorum
- 12,847 Okunma
Vallahi, ben ne desem boş aslında... İzleyici izliyor, birileri rahatsız oluyor ama çark işliyor. Dişlileri arasında, kırılan şey Biziz! Biz.
Gülse Birsel; uzun yıllardır duyarım ismini... Yüzyüze gelip, tanışmışlığım yoktur lakin aynı televizyon kanallarında görev almışlığımız söz konusudur kendisi ile... Değişik bir yaklaşımı vardır hayata...
Arabesk karakterlerin içinde muhakkak yer aldığı ama arabesk duygulardan yüzde yüz uzakta bir hayat şekli yaşayarak taşır kalemine çoğu projeyi. Dalga geçer bir nevii...
Aklını severim amma velakin yaklaşımlarını kendime çok yakın bulmam ben.
Avrupa Yakası...
Bu dizinin ve tiplemelerinin bu denli rağbet görmesinin sebebi belki de yazarın ilk kez Türk Halkının ortak müştereğini bu denli icten yansıtıyor olmasıdır diye düşünüyorum.
Senaryosunu yazarken, her zaman ki yaklaşımı ile, yine ‘söylemce ezik tiplerin’ abartılı konuşmalarına, ağırlık vermişti yazarımız fakat halktanlık söz konusu idi Avrupa Yakasında. Aile kavramı ön plana alınmış, her anlamda saygı alabildiğince görünürlük kazanmıştı hemen hemen her bölümünde.
Yani; yuh artık dedirtecek ya da bu kadar da değil kardeşim diye isyan ettirecek sahnelere yer yoktu gibi gibi... Gerçi biz zaten, o ayrımı kapacak ergenlik ve olgunluktan bir haberiz. Ama ne yaparsınız hal, vaziyet durum bu.
Neyse, gelelim kalemime takılan mevzuya;
Bu kez cidden olmadı...
Oldu gibi görünse de olmadı
Yok, biz o değiliz. Evet, bu dünya gerçekten yalan dünya ama dizide ki dünya bana kalırsa saçma sapan bir dünya!...
Yalan Dünya ve Eşşeğin kulağına karpuz kabuğu kaçırmak...
Temizlik; hanımlarımızın çoğunun kendini feda edercesine yaptığı bir ev işidir ve kıyı köşe silmenin en gönül rahatlatan şeklidir çamaşır suyu kullanmak. Mikroplarla başa çıkmanın en sağlam yöntemi gibidir hatta..
Sorarım size; hangimizin annesi, anneannesi ya da bir ahbabı çamaşır suyu koklayarak sarhoş olmuştur? Ya da kendisinden geçmiştir?
Kaç kadın, tiner koklar edası ile bağımlısı olmuştur çamaşır suyunun ve farkında değildir?
Yahu kim bilir kaç kişinin aklına, olmayacak şeyi soktular bu haftaki bölümü ile Yalan Dünya'nın.
Hiç komik değildi bence ve birçok izleyen insanın fikrince...
Karakterlerden biri zaten alkolik... Bir diğeri ise çamaşır suyu kolik... Dizi boyunca, her ikisinin de kafası bir dünya!
Öte yandan, başrole yakın bir rolü olan ve esas kıza aşık, gayet ‘itici tipleme,’ ismi lazım değil adamın, geçtiğimiz hafta sergilediği oyunculuğu ben diil otoriteler tartışa dursun, ben başka bir pencereden uzatacağım kafamı...
Adamcağız, esas kızı tavlamak için denediği marjinal yaklaşımlardan pes edince, çareyi evine davet etmekte bulur. İçinde ‘sevgilim’ kelimesinin sıkça geçtiği bir telefon konuşması yaparken, esas kızımızın dikkatini çekmeyi başarır. Ki zaten esas kızımızın bu şahsiyetten hoşlandığı da yoktur. Bu yapışkan aşıktan kurtulmak için ekmeğine yağ sürülmüştür böylelikle.
Velhasıl kelam, kızımız ‘sevgilin var demek ki, ne kadar güzel’ diye başlar sohbete...
Genç adam, bir akşam bana gelmeli ve tanışmalısın demesi üzerine, sahneler akıp gider.
Neyse ki artık, esas kızımız için tehlike arz etmeyecektir, bu adam... Nasıl olsa sevgilisi vardır.
Beklenen akşam gelir çatar. Elinde çukulatası ile adamın evine giden hanım kişinin gönlü rahattır. Sevgilisi ile tanışacak ve artık medeni şekilde durumu nazikçe toparlayacaktır.
Ha bu arada; adamın sevgilisinin adı; Ebru hatta Eburu...
Kız sorar;
Ebru nerde?
Arkanda...
Nerde görmüyorum?
İşte koltukta...
Nasıl yani? Sevgilim Ebru diyordun... Bir kedi mi?
Kedi deme ona... O benim her şeyim. Çok alıngandır vs vs vs... (Şişman kediciğe yakın plan bir çekim ve ardından genele bakış...)
Buna benzer cümleler ve çok bezginlik verici güldürmeyen mimikler!..
Bu arada, Ebru’nun şişman olduğunu çıtlamasıyla, neye uğradığını şaşırır kızımız ve ...
‘Sus!... Ne yaptın sen! Ebru, zaten ne zamandır depresyonda ’ diye azar işitiverir.
Adam, kedinin yanına gidip...
Aşkım... Canım...
Sevgilim... Ebrummm... Sen ona kulak asma... Sen çok güzelsin vesaire vesaire başlar kendini affettirmek için yalvarmaya.
Nihayetinde, kızı kovmaktan beter eder. Sonrasında;
Dans edelim mi Ebru?
Canımmm, canımmm ....Eburuuuu
Birlikte dans etmeye başlarlar.
Vallahi, ben ne desem boş aslında... İzleyici izliyor, birileri rahatsız oluyor ama çark işliyor.
Dişlileri arasında, kırılan şey Biziz! Biz.
Lakin ortada ne sivrisinek var ne saz... Ne davul ne zurna...
Bu tamamen... ‘Bunlar salak! Ne verirsen izler mantığı’ başka bir şey değil.
Yok, teşekkürler ben almayayım. Aklıma ve kalbime hatta asabıma dokunuyor.
(Ha bu arada bir başka tipleme daha var... Sevişken, öpüşken, yağlı saçlı bir yaşlı ergen... Nesi var nesi yoksa cinsellik!)
Serdem Coşkun - Haber 7
serdemcoskun@gmail.com