10 Şubat 2012 09:46
- 12 Yorum
- 17,201 Okunma
Uludere vakıası ile “terörle mücadeledeki yeni dönem” sekteye uğratılmıştı! MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “ifadeye çağırılması” da yeni bir dönemin başlangıcıdır
Korkulu rüya görmektense uyanık kalmak yeğdir.
Zira, her uykuya daldığımızda gördüğümüz
“kabus” uyandığımızda kan ter içindeyken
“aklı selim” düşünmemize engel oluyor.
Uludere’deki vahim hata sonrası kaybettiğimiz
34 vatandaşımız ardından başlayan
“istihbarat savaşları” döneminde iki yazı yazmıştım art arda:
“Rüyamızdaki ‘boz ayı’ neye delalet eder”, bir diğeri de
“Boz ayı’yı rüyamıza koyan irade” idi.
Bu iki yazıdan bu yana daha da
uyanık kalmaya özen gösteriyorum.
Lakin son günlerde yaşanan olaylarla yeniden
“kabus” gördüğümüz hissine kapılıyorum.
Rüyalarımıza dadanan
“boz ayılar” tıpkı Artvin Borçka’daki hemcinslerini aratmayacak türden davranış sergiliyor.
Peteklerdeki bala ulaşayım derken, kovanları da yerle bir ediyor!
Bu arada dipnot niyetine şunu söylemeliyim,
“Rüyada görülen boz ayı, dost görünen düşmana delalet ediyormuş” tabirciler böyle diyor.
ETRAFIMIZ ATEŞ ÇEMBERİ
Neyse devam edelim…
Irak’ta merkezi hükümetin izlediği politikalar ülkeyi bölmek üzere…
Belki çok yakın bir gelecekte
bölünmüş bir Irak ile yüzleşeceğiz.
Ve Türkiye olarak
Kuzey Irak ya da
Bağdat-Basra hattı için mutlaka söyleyecek sözümüz olması gerekecek…
Yine son günlerde ivmelenen bir hızla
Suriye sorunu önü alınamaz bir noktaya taşınıyor. Öyle ki neredeyse
her an müdahale olabilecekmiş gibi bir hava var.
Esad, kan döküyor…
Muhalifler direniyor…
Rusya ve Çin BM’de veto yetkisini kullanıyor…
İran tavrını ta başından bu yana
Esad’dan yana kullanıyor.
Türkiye tam da bu noktada inisiyatif almaya çalışıyor.
Ve sonradan
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından doğrulanan bir haber ulaşıyor bize:
Suriye muhalefeti 11 İran’lıyı Türkiye’nin girişimleriyle serbest bırakıyor…
Hüsnü Mahalli televizyon ekranında konuşuyor.
“Türkiye’yi Suriye’ye sokmak isteyenler, yakın bir gelecekte büyük bir tezgah, provokasyon hazırlıyor…!”
İsrail eski Cumhurbaşkanı Şimon Perez ,
İran ile ilgili ilginç bir çıkış yaptı,
''Bizler düşman doğmadık, düşmanlar gibi yaşamamıza gerek yok'' diyor.
''Tarihi mirasımızı düşmanlık bayrağının gölgesi altında bırakmayın'' diyen Peres,
İran halkının savaş ve çatışmayı değil barış ve dostluğu arzulayan duyarlı bir halk olduğunu söylüyor.
GÜÇLÜ TÜRKİYE HEPİMİZ İÇİN
İşte etrafımızdaki
bu büyük kaostan güçlü bir şekilde nasıl çıkarız sorusunu sorduğumuz günlerde bir den rüyamıza bir
boz ayı daha girip,
içimize korku salıyor!
Mahir Kaynak’tan öğrendim.
“Bir olay olduğunda önce
‘kimin işine yarıyor’ ona bakmak lazım”der
eski istihbaratçı.
Ankara’nın
bu karlı, buzlu, sisli günlerinde önümüzü görmekte zorlanıyor olabiliriz.
Lakin
yargının son hamlesinin neye delalet edebileceğinin de farkındayız.
Tıpkı,
MİT’in KCK ve PKK meselesinde nelerle itham edildiğinin ne anlama geldiğini bildiğimiz gibi.
Oslo süreci 14 Temmuz 2011’de Silvan’dan gelen 13 askerin şehit olduğu haberi ile sona ermişti.
Uludere vakıası ile de
“terörle mücadeledeki yeni dönem” 29 Aralık 2011 tarihinde sekteye uğratılmıştı!
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın
“ifadeye çağırılması” da
yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmelidir.
Bu
yeni dönemin etkilerini yakın gelecekte
“uyanık kalarak” bekleyip
göreceğiz!
Korkulu rüya görmektense uyanık kalmak yeğdir…
Kalın sağlıcakla.
Hasan Öztürk / Haber 7
hasan.ozturk@kanal7.com