17 Şubat 2012 08:41
- 2 Yorum
- 2,110 Okunma
Aslında yurdun doğusunda batısında, her köşesinde halkımızdan gizlenen üzeri kapatılmış bir sürü gizli mezar var.
‘’Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti’’ olarak bize 80 yıldır bize dayatılan Kemalist rejimin hukuksuzluğu hukuk haline getirdiğini, birçok faili meçhullerle malul bir dikta rejimi olduğunu biliyorduk ama, bu kadar da değil.
Bu ne vahşiliktir, cinayettir, katliamdır böyle? Ülkenin neresini kazsanız adeta kemik fışkırıyor. Dünyanın neresinde Hitler ve Stalin Faşizmine rahmet okutan bu kadar faili meçhul cinayetleri, toplu katliamları, gizli mezarları olan bir ülke vardır ki?
Öldürüldükten sonra toprak altına gizlenen ölülerin kemikleri adeta ‘’Biz buradayız, biz de buradayız, bizler de yaşamak için gelmiştik insanlar’’ diye toprağın altından çığlık çığlık haykırıyor.
Ülkemizi baştan başa faili meçhuller mezarlığı haline getiren kahramanlar (!), vatan kurtaran aslanlar (!), astığı astık kestiği kestik olan seri cinayetlerin, toplu katliamların katilleri ne zaman ortaya çıkarılacak?
Tarihimizin kara lekeleri, kozmik odalardaki sır cinayetlerin belgeleri ne zaman gün yüzüne çıkarılıp aydınlatılacak?
Ne zaman hala mezarları bile belli olmayan masum insanların katilleri belli olacak, ruhlarının ıstırabı dindirilecek, geride kalanlarının acıları son bulacak?
Kendi halkını katleden ve katlettiği insanların mezarlarını bile ailelerinden/halktan gizleyen acaba dünyada kaç ülke vardır?
Şapka devrimine muhalefetten idam edilen İskilipli Atıf Hocanın gizlenen mezarı önce Ankara’da çöplük yapıldı, daha sonra çocuk parkına çevrildi, yıllar sonra da vefalı vatandaşlar tarafından mezar yeri tespit edilerek kemikleri DNA testi yaptırıldı. Ceberut devlet anlayışına inat şimdi merhumun kemikleri memleketi İskilip’teki mezarında.
Büyük bir İslam alimi olmaktan başka hiçbir suçu olmayan Said Nursi’nin mezarı hala belli değil. Haydi sağlığında dirisinden korktunuz diyelim, hala ölüsünden de mi korkuyorsunuz?
Katledilip meclisin bahçesine gömülen Trabzon milletvekili Ali Şükrü’yü kim öldürdüğü/öldürttüğü hala bir muamma?
Seyyit Rıza ve arkadaşları öldürüldükten sonra nereye gömüldüğünü bilenler var mı?
Şeyh Said’in mezarını ziyaret etmek isteyen ailesi hala mezarının nerede olduğunu bile bilmiyor?
İstiklal Mahkemelerinin Engizisyon Mahkemelerini andıran kararlarıyla sorgusuz sualsiz öldürülen binlerce insanın, 27 Mayısta, 12 Martta, 12 Eylülde, 28 Şubatta faili meçhullere kurban giden vatandaşlarımızın, sağcı, solcu, İslamcı kim olursa olsun herkesin ince inece hesabının sorulması gerekir.
Bu katillerin, cellatların, infaz memuru savcı ve hakimlerin adları açıklanmalıdır. Katil ile maktul, zalim ile mazlum ibreti alem için ortaya çıkarılarak kahramanlar ile sahte kahramanlar belli olmalıdır.
Kemalist düzenin yalanları, despotluğu, faşist uygulamaları, kendi halkına karşı yıllarca yaptığı zulüm ve katliamlar, gizli mezarlar mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.
Ahmet Taner Kışlalı, Ali Gaffar Okkan, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Eşref Bitlis, Muammer Aksoy, Musa Anter, Necip Hablemitoğlu, Sabahattin Ali, Uğur Mumcu ve yüzlerce faili meçhul cinayetler aydınlatılmalıdır...
Doksanlı yıllarda Jitem sorgu merkezi olarak kullanılan Diyarbakır iç kale de toprağı kazdıkça kemik fışkırıyor. Aslında yurdun doğusunda batısında, her köşesinde halkımızdan gizlenen üzeri kapatılmış bir sürü gizli mezar var. Diyarbakır iç kale topraktan fışkıran kemikler bu Aysberg’in sadece su yüzünde görünen küçük bir kısmı.
Bu gizli mezarlarda sessizce inleyen, adı sanı unutulmuş insanların katilleri ve mezarları gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. Bu onların ve geride kalanlarının en tabii hakkı. Ayrıca, öldürülenlerin de hatıralarına bir saygı, onları katleden/ettiren ikiyüzlülerin de gerçek yüzlerini ortaya koyacak tarihi bir vesika olacaktır.
Ölülerine saygı göstermeyen bir millet/devlet dirilerinin hakkını ise hiç mi hiç ciddiye almaz.
Arif Altunbaş - Haber 7
arifaltunbas@hotmail.com