20 Şubat 2012 09:33
- 2 Yorum
- 15,613 Okunma
Eğer çıkan haberler doğru ise delegelik ünvanını kaybetmiş olan Önder Sav, delegeler dışındakilerin girişinin yasaklanacağı kurultay salonuna bile giremeyecek.
Yargı-MİT krizinde yeni sürprizler ortaya çıkmaz, Ankara’nın görmeye alışık olmadığı bu yeni kriz türü soğumaya terk edilirse eğer, bu haftayı CHP’yi konuşarak geçirebiliriz.
Ki CHP’liler, önümüzdeki hafta birer gün arayla yapılacak olan iki olağanüstü kurultay öncesi partinin durumunu ve geleceğini tartışmak isteyenlere bol bol malzeme verecek gibi görünüyorlar.
Mesela ben size buradan üzerinde konuşmaya değer bir haber verebilirim.
Eğer son dakika da herhangi bir değişiklik olmazsa, kurultayda tavrının ne olacağı merak edilen isimlerden biri olan bir önceki genel başkan Deniz Baykal, bir açıklama yaparak (muhtemelen bu açıklama yazılı olacak ama yine son dakika da sözlüye de dönebilir) gelinen noktadan duyduğu rahatsızlığı anlatacak ve kurultaya katılmama kararını kamuoyuna duyuracak.
BAYKAL KURULTAYA NEDEN KATILMAYACAK?
Baykal’a yakın bir isimden aldığım bilgiye göre, kendisine CHP’nin yeni Önder Sav’ı gözüyle bakılan partinin Örgütlenme ve Örgüt Yönetimleri’nden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap geçtiğimiz günlerde Baykal’la bir görüşme yaptı.
Matkap, görüşme de Baykal’ın taleplerini dikkatlice dinledi.
Ama sonra görüldü ki kurultay sırasında oylanacak olan 87 maddelik taslak metinde Baykal’ın taleplerinin bir teki bile dikkate alınmamıştı.
Sonuçtan başa doğru gidince şöyle bir yorum pekala yapılabilir.
Sanki parti yönetimi eski genel başkanın kendi göbeğini kendi eliyle kesmesi için böyle bir senaryo yazıp uygulamış gibiydi.
Birisine “sen gelme” demek yerine o kişinin “ben gelmiyorum” demesini sağlayacak şartları oluşturmak daha akıllıca değil mi?
MUHALİFLERİN ÇARESİZ ÇIRPINIŞLARI
Baykal’ın yaşadığı çaresizliğin bir benzerini eski dönemlerde partinin her bir hücresine nüfuz ettiği söylenip bu yönüyle efsaneleşen Önder Sav yaşayacak gibi.
Eğer çıkan haberler doğru ise delegelik ünvanını kaybetmiş olan Önder Sav, delegeler dışındakilerin girişinin yasaklanacağı kurultay salonuna bile giremeyecek.
Oysa, Kılıçdaroğlu muhalifleri bu kurultayı parti yönetimini geri almak için son bir şans olarak görüyorlardı.
Kılıçdaroğlu’nu bu kurultayda tüzük değişikliği yaparak sallayacaklar, sonbaharda da alaşağı edeceklerdi.
Ama parti yönetiminin yaptığı hamlelerle onların bütün bu umutları tükenmiş gözüküyor.
KURULTAY SONRASI BÜYÜK TASFİYE
Meselenin bir de şu yönü var tabi.
Parti içinde kopan fırtınanın arka planında teşkilatlarda yaşanan büyük tasfiyenin sancıları bulunuyor.
Yönetim karşıtları, her ne kadar Baykal ve Sav’ın etrafında kümelenip söylemlerini Kılıçdaroğlu’nun liderliği ve parti kimliğinin deforme olması üzerine kursalar da, kavganın geri planında mevcut delege yapısının korunup korunamayacağı konusu var.
Kurultay sonrası İl Kongreleri’nin tamamlanmasıyla partinin delege yapısı da bütünüyle değişecek.
Ki haykırışlarından anladığımız kadarıyla 20 yıllık teşkilatların hepsi, çok keskin bir biçimde el değiştiriyor.
Bir zamanlar Baykal-Sav ikilisinin bütün muhalifleri acımasızca tasfiye etmesi gibi şimdi de Kılıçdaroğlu-Matkap ikilisi aynı şeyleri yapıyor.
Bunun şöyle de bir anlamı var.
Birkaç aylık bir süre zarfında, eski genel sekreter Önder Sav’ın tek tek, isim isim belirleyerek seçtiği delegeler gidecek ve her şeyleriyle yeni yönetime biat eden yeni delegeler gelecek.
Anladınız değil mi?
Bu, eski CHP’nin bütünüyle tasfiyesinden başka bir anlam içermiyor.
Bir başka deyişle CHP’de isimler değişse de gelenekler partiliden partiliye hiç bozulmadan aktarılabiliyor.
Tasfiye çarkı dün başkalarını tasfiye edenler için işliyor şimdi.
Neydi o Arapça söz?
Men dakka dukka!..
Mehmet Acet - Haber 7
acetmehmet@hotmail.com