21 Şubat 2012 06:42
- 4 Yorum
- 3,647 Okunma
Suriye’ye yapılacak yabancı müdahalenin içinden çıkılmaz birçok sorunları da beraberinde getireceği muhakkak.
Esad ülkesindeki halk ayaklanmasını aylardır ciddiye almadı, halkın değişim arzusunu tankla, topla susturabileceğini zannetti. Kalabalıkların değişim isteklerini görmezlikten, duymazlıktan geldi. Binlerce insan öldü, binlerce insan yaralı, on binlercesi de hapiste. Halkla kendi arasındaki tüm köprüler yıkıldı, ilişkiler tamamen çıkmaza girdi.
Şimdi Suriye resmen bir iç savaşla karşı karşıya. Esed birlikleri ağır silahlarla, kimyasal bombalarla kendi halkını kırsa da yandaşlarının, Suriye dışındaki borazancıları da dahil kimsenin yapacağı bir şey yok. Bu zamana kadar söylenen yalanlar, atılan iftiralar, psikolojik savaş taktikleri de fazla bir işe yaramıyor.
Baas rejimini destekleyen İran ve Hizbullah da eninde sonunda Esad’ı yalnız bırakacak. İran yönetimi içinde Suriye’ye karşı takınılacak tutum konusunda anlaşmazlıklar baş gösterdi bile. İran’ın pragmatik politikalar izlediği yeni bildiğimiz bir husus değil.
Rus Dışişleri Bakanından sonra, Çin Dışişleri Bakanı da Şam’ı ziyaret etti. Ama iki devletin de Esad diktatörün defolup gitmesini isteyen halkın kıyamı karşısında yapacağı hiçbir şey yok.
Artık sorun eski yönetimi desteklemekten çıktı, Esad’dan sonra Suriye’nin başına kim gelecek meselesine dayandı. Bu mesele İran, Rusya ve Çini düşündürdüğü kadar AB, ABD ve İsrail’i de derinden düşündürüyor.
Türkiye’nin Suriye muhalefetiyle direk bağlantı kurması, onlarla sık sık görüşmesi, her hususta onlara destek vermesi gelecekteki ilişkilerimizin temellerini oluşturuyor..
Esad rejimini destekleyen asker, bürokrat, ekonomik ve siyasi elitlerin bir kısmının Baas rejiminden kopması, bunlardan bir kısmının da muhalefete katılması şiddetin gittikçe dozunu arttırıyor. Bu da rejiminin sonunun geldiğini gösteriyor.
Arap Birliği gözlemcileri Suriye’yi terk etti. Uluslararası baskılar yoğunlaşmış durumda. ABD, İngiltere, Fransa, Mısır Şam’daki elçiliklerini geri çekti. Esed kapana sıkışmış bir durumda, elindeki tüm fırsatları kaçırdı, tüm alternatifleri tüketti.
ABD, Fransız askeri güçleri Suriye’nin etrafında, semalarında leş kokusu almış Akbabalar gibi dolaşıyor.
Türkiye’nin tepkileri sert ve net olmasına rağmen Baas rejimini yıkmak için tek başına hareket etmiyor.Arap ligi ve uluslararası aktörlerle birlikte hareket etmesi bu ülkelerle olan ve gelecekteki ilişkilerimiz bakımından önemli. Bugünkü konjonktürel duruma göre oyunu takım halinde oynamak tek başına oynamaktan daha iyi ve Türkiye’nin çıkarına.
İnsanımızın ekseriyetinin vicdanı ‘’Türkiye Suriye’ye girsin, en kısa zamanda diktatör Esad zaliminin elinden Suriyeli kardeşlerimizi kurtarsın’’ diyor.
Suriye’ye yapılacak yabancı müdahalenin içinden çıkılmaz birçok sorunları da beraberinde getireceği muhakkak. Türkiye’nin tek başına Suriye’ye yapacağı müdahale Suriye, Türkiye ve Arap halklarının çoğunluğunca alkışlanabilir. Ama, Arap Ligine üye birçok ülkenin diktatörlerinde de bir panik oluşturur. Sıra kendilerine geldiğinde bu askeri hareket emsal teşkil edeceğinden hiçbir diktatör buna şimdiden rıza göstermez. Türkiye’nin toprak derdinde olan işgalci bir görüntü içinde olmaması, hem Türkiye hem de değişim yapan ve arzusunda olan Müslüman halklar için önemli.
Türkiye Suriye muhalefetine her türlü yardım ve desteği vermeli, değişim her ne pahasına olursa olsun içerden ve Suriye halkı tarafından yapılmalıdır.
ABD, Fransız, İngiliz ve müttefiklerinin müdahalesi ise, Suriye’de daha çok kanın akmasına sebep olur. Yerle bir edilen Afganistan’ın, taş taş üstüne bırakılmayan Irak’ın, harabeye çevrilen Libya’nın durumu ibret olarak karşımızda duruyor.
Akıllı insan bir sefer, o da yanlışlıkla Akrebin deliğine parmağını sokar. ABD yılanıyla aynı çuvala girilmez. Yeter, ahmaklığın lüzumu yok.
Suriye halkı eninde sonunda bu zalimi ve rejimini devirecek…
Arif Altunbaş - Haber 7
arifaltunbas@hotmail.com