21 Şubat 2012 15:38
- 1 Yorum
- 1,541 Okunma
"Yıllarca birlikte siyaset yaptığı kişiye karşı ne körü körüne "biat etmiştir", ne de onu "ebedi düşman" ilan etmiştir."
Hayatı - siyah/beyazın ötesinde - farklı tonlarıyla görebilmek için özel bir eğitim mi almak gerekiyor yoksa bu, yaşın ilerlemesiyle gelişen tercübenin hayata bir katkısı mı, bilemiyorum.
"Osmanlı gerçeği" kimine siyah, kimine beyaz. Cumhuriyet kuruldu, kimi ak dedi kimi kara. Kimine göre CHP, cumhuriyeti kuran "ak" irade, kimine göre genç cumhuriyete bembeyaz sayfalar açan Demokrat Parti.
Kıyaslar ve benzetmeler uzar gider, ancak ne demek istediğimiz anlaşılmıştır sanırım. Geçtiğimiz günlerde bir makale okurken, Almanya'da doğup büyüdüğümüz ve Alman insanını tanıdığımızı düşündüğümüz halde, şaşırdığım bir konuyu paylaşmak istiyorum.
Hâli hazırda Federal Alman Parlamentosu'nun en uzun süreyle görev yapan milletvekili olan Wolfgang Schäuble, Almanya'da en uzun süreyle Başbakanlık yapmış olan Helmut Kohl'un uzun süre "sağ kolu" vazifesini yapmıştır.
Başbakanlık Müsteşarlığı'nın ötesinde, Hristiyan Demokrat Partisi (CDU)'nin meclis grup başkanlığı ve kısa bir süre için de genel başkanlığını yaptı.
Doğu ve Batı Almanya'nın birleşme sürecinde İçişleri Bakanlığı yaparak, o süreçte hassasiyet gerektiren çok önemli de bir vazife ifa etti. Beş kez farklı bakanlık görevlerinde bulunan Schäuble'yi herkesten farklı kılan ise, kaderi:
Partisi adına katıldığı bir seçim kampanyası esnasında paranoid şizofren birisi tarafında silahlı saldırıya maruz kalarak, ömrünün sonuna kadar tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.
Bu durum, onu siyasetten uzaklaştırmadı. Aksine, var gücüyle siyasetteki rolünü oynamaya devam etti.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in kurduğu ilk hükümette kariyerinin ikinci İçişleri Bakanlığı görevini yaptıktan sonra, Merkel'in kurduğu ikinci hükümette Maliye Bakanı olarak görev yapmakta.
Bu kadar detaya girmemizin sebebi, Alman bir siyasetçinin portresini vermek değil. Amacımız, bu kadar önemli noktalarda bulunmuş olan, zaman zaman kilit noktalarda vazife yapmış ve de bir anlamda "kader mağduru" bir insan iken, yıllarca yol arkadaşlığı, kader birliği yapmış olduğu Almanya eski Başbakanı Helmut Kohl'a söylediği bir söze dikkat çekmek.
Dört dönem üst üste seçim kazanan, iki Almanya'nın birleşmesi için olağanüstü risk alan ve milyarlarca mark harcayan Helmut Kohl, yaşayan bir efsane olmuştu. Partisi 1998 seçimlerine yeni bir isimle girmek istemiş olsa bile, taviz vermeyerek partisinin başında seçimlere girerek sonraki Başbakan Gerhard Schröder'in karşısında mağlup oluyor.
Tam bu dönemde parti genel başkanlığını bırakıyor. Partinin başına Wolfgang Schäuble geçiyor.
1999 yılında ise Almanya'yı çalkalayan "bağış skandalı" ortaya çıkar ve yaşayan efsane Helmut Kohl'ün kamuoyu önündeki itibarı çok yara alır.
Bu bağış skandalı kapsamında Helmut Kohl'ün partisi adına farklı farklı işadamları ve şirketlerden değişik boyutlarda kayıtdışı para aldığı iddia edildi.
Kohl ilk etapta yalanlasa da sonraki aşamalarda aldığı paraların bir kısmını itiraf etti. Şahsına kullanmadığını ifade ettiği bu kayıtdışı bağışları partisinin değişik faaliyetlerinde değerlendirdiklerini, fakat bağış yapan isimleri onlara verdiği "namus sözü" nedeniyle kesinlikle açıklamayacağını ilan etti.
Skandal sonrası yapılan farklı farklı soruşturmalardan biri, partinin kendi iç bünyesinde yaptığı soruşturma. Bu soruşturmanın neticesinde, "kaynağı belli olmayan" daha başka milyonlarca markın tespit edildiğini bugünkü Başbakan Angela Merkel açıkladı.
Parti yönetimi, eski Genel Başkan Helmut Kohl ile arasına mesafe koyarken, yeni Genel Başkan Wolfgang Schäuble'ye ise güvenini ifade etti.
İşte tam da bugünlerde olmuş olması gereken Wolfgang Schäuble-Helmut Kohl görüşmesinde, Wolfgang Schäuble Helmut kohl'e şu sözleri söylüyor:
"Sayın Kohl, şu an itibariyle kişisel ilişkimiz bitmiştir."
Bu olaydan 10 yıl sonra Schäuble, Kohl hakkında şunları söylüyor:
"Yaşanmış olan bağış skandalının ötesinde kendisiyle çok verimli çalışmalarımız olmuştur. Gerek şahsım, gerekse milletim kendisine müteşekkirdir."
Klasik alman prensibi de diyebilirsiniz, buram buram pragmatizm kokuyor da diyebilirsiniz.
Yıllarca birlikte siyaset yaptığı kişiye karşı ne körü körüne "biat etmiştir", ne de onu "ebedi düşman" ilan etmiştir.
Levent Bayram / Berlin
levbay74@googlemail.com