Metin Demirhan'ın yaşam savaşı

Çağdaş Türk karikatürünün önde gelen isimlerinden, sinema yazarı ve araştırmacısı, kısa film yönetmeni Metin Demirhan'ın zor şartlar altında tedavisi sürüyor..

Metin Demirhan'ın yaşam savaşı
Metin Demirhan'ın yaşam savaşı
GİRİŞ 20.10.2007 15:18 GÜNCELLEME 20.10.2007 15:18
Bu Habere 3 Yorum Yapılmış

Ali Murat Güven'in köşe yazısı


'Fantastik Türk Sineması'nın usta kalemi yoğun bakımda


Ah seni zâlim şehr-i İstanbul!

En yakın dostlarının yaşadığı acılardan bile ancak haftalar sonra haberdar olabilen; ezkaza zamanında duymuş olsa bile, hayatın o hiç bitmeyen koşuşturmacası içinde bu acıları yüreklerinde ve gündemlerinde doğru yere oturtmaktan aciz hâle gelmiş birer “robot”a, Üstad'ın unutulmaz deyişiyle “hayat süren leşler”e çevirdin bizi…

Çağdaş Türk karikatürünün önde gelen isimlerinden, sinema yazarı ve araştırmacısı, kısa film yönetmeni Metin Demirhan, Ramazan Bayramı'nın ikinci günü ciddi bir rahatsızlık geçirmiş. Oldukça ağır bir beyin kanaması... 25 yıllık arkadaşım, o günden bu yana da derin bir koma hâlinde, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin Dr. Yıldırım Aktuna Yoğun Bakım Ünitesi'nde hayatta kalma mücadelesi vermekteymiş. Sürekli “miş”li cümlelerle konuşuyorum; çünkü benim bu acı olaydan ancak, onun yazdığı kitapları Yunanistan'da ilgiyle okuyan yabancı hayranlarından birinin ta Atina'dan gönderdiği bir elektronik posta mesajı sayesinde haberim oldu. Bakırköy'de ölümle cebelleşen birinin durumunu, İkitelli'deki arkadaşına Atina'da yaşayan bir Yunanlı sinemacı haber veriyor! İnsanî ilişkilerdeki son durumumuz en kestirme ifadesiyle böyle…

 hspace=4 src='http://www.yenisafak.com.tr/resim/site/kapakfantastiksinema.jpg' align=right vspace=4 border=0> <br />
<P>Türkiye'de, şimdilerde “fantastik Türk sineması” olarak adlandırılan o ilginç alt-türü yazılarında ilk kez derli toplu bir biçimde tanımlayan, bu türün vaktiyle tu kaka edilmiş örneklerine hak ettikleri saygıyı gösteren ve aynı alanın bir başka büyük araştırmacısı, İtalyan asıllı Türk yazar Giovanni Scognamillo ustayla işbirliği hâlinde hazırladığı “Fantastik Türk Sineması” adlı muhteşem bir kaynak kitapla da onları tek tek gün ışığına çıkartıp özenle tasnif eden gerçek bir sinema âşığıdır Metin. “Jet yönetmen” nâmlı Çetin İnanç'ın 1982 yılında çektiği, başrollerini Cüneyt Arkın ve Aytekin Akkaya'nın paylaştıkları “Dünyayı Kurtaran Adam” için ilk kez “Bu, kesinlikle kötü bir film değil; aksine bir kült filmdir ve zaman içinde de bütün dünyada hak ettiği saygıyı görecektir” diyen, diyebilen ilk sinema yazarıdır. Nitekim, anılan film onun 90'lardaki yoğun çabaları sayesinde sonradan dünya çapında bir fenomene dönüşmüştür. <br />
<P>Daha da ötesi, benim ta 1980'lerin başlarından, Gaziosmanpaşa Plevne Lisesi'nden okul arkadaşımdır bu kendine özgü adam. Henüz lise ikideyken, “delinin deliyi dakikada bulması” misalı, yanyana okuduğumuz sınıflarda birbirimizi keşfetmiş ve onunla birlikte okul tarihinin ilk sinema dergisini çıkarmıştık. Resimleri tamamen el ile çizilen, yazıları ise kırık dökük bir daktiloyla yazılan bu derginin illüstrasyonlarını Metin hazırlar, ben de yazılı bölümlerini oluştururdum. Sonra da her sayıdan -cep harçlıklarımızla- 50-100 tane fotokopi yapıp öğrencilere dağıtırdık. Ta ki okul müdürü bir gün ikimizi odasına çağırıp “Nedir oğlum bu iş, evinizde adam gibi oturup derslerinize çalışsanıza! Anarşist misiniz siz?” deyip dergi hazırlamamızı yasaklayana kadar sürdü yayıncılık serüvenimiz… <br />
<P><IMG alt=

Türk sinemasının bilim-kurgu ve korku türünde iyi kötü birşeyler ortaya koymak adına vaktiyle binbir zorluklar içinde çektiği, yıllar boyunca hor görülüp yok sayılmış yüzlerce düşük bütçeli filme ilişkin görsel malzemeleri âdeta bir arkeolog edasıyla en olmadık adreslerden tek tek bulup gün ışığına çıkartan, yazdığı makaleler ve kitaplarla bu filmlere ve oyuncularına gecikmeli de olsa itibarlarını iade eden aziz kardeşim, şu anda ürkütücü görünümlü bir yoğun bakım ünitesinde, düzinelerce kabloya bağlı olarak hayata tutunma savaşı veriyor. Tıpkı, haklarında yıllar yılı sevgi dolu yazılar kaleme aldığı o düşük bütçeli Türk bilim-kurgularının derme çatma dekorlarının arasındaki çaresiz bir film kahramanı gibi… Türk sinemasına, Türk karikatürüne ve Türk sinema yazarlığına 20 küsur yıllık hizmetten sonra, öğrendim ki hiç bir sosyal güvencesi de yokmuş. Ne özel bir sigorta, ne bir SSK kaydı… Gaziosmanpaşa'da son derece alçakgönüllü şartlarda yaşayan annesi, babası ve kardeşleri tedavi sürecini yürütebilmek için çırpınıp duruyorlarmış. Metin'in rahatsızlanıp hastaneye kaldırılmasından sonra kendilerini arayan bir kaç gazeteciye “Ne olur, bürokratik süreci hızlandıracak bir şeyler yapın da yeşil kart alalım” diye yalvarmışlar. Telefonla konuştuğum doktorları ise bunun şimdilik ciddi bir sorun oluşturmadığını, yeşil kart çıkana kadar yoğun bakımdaki tedavisinin aksamadan süreceğini belirttiler. “İnşaallah” diyorum. AKP'nin sağlık alanında başlattığı insanî uygulamalardan inşaallah Metin de istifade eder ve ölüm döşeğindeyken “SKK kartı yok” diye kapının önüne konulmaz.

Beni liseden beri “Cazcı Kardeşler”in yönetmeni John Landis'e benzeten ve yıllar boyunca her gördüğünde mizahî bir edâ içinde sarfettiği “Heeeey Landis, nasıl gidiyor sinema çalışmaları?” şeklindeki o beylik seslenişi günlerdir kulağımda çınlayan bu güzel adam, bir haftadır hayatla ölüm arasındaki o kritik eşikte durmuş öylece bekliyor. Bu derin koma hâlinin sonunda ne olacağı ise tamamen takdir-i ilahi'ye kalmış.

Lütfen, arkadaşım ve meslektaşım Metin Demirhan'dan dualarınızı eksik etmeyin. Çünkü o da değer verdiği bir ideal uğruna bu dünyanın türlü türlü nimetlerini gözünü kırpmadan reddedip “zahirde kaybedenler”den biridir.

alimurat@yenisafak.com.tr

(Yeni Şafak)


İLGİLİ HABERLER


Bir garip mizahçı ölmüş diyeler...


Metin Demirhan hayata veda etti


Metin Demirhan beyin kanaması geçirdi

YAZDIR
YORUMLAR 3
  • levent kaya 11 yıl önce Şikayet Et
    Tam da yazarın tarif ettiği türden tipler.... Murat Güven beyin, ölüm döşeğindeki karikatürist Metin Demirhan\'a ilişkin duygusal yazısını okuduktan hemen sonra, gözüm aşağıya yorum yazmış iki şahsın ifadelerine takıldı. Yazarın, Necip Fazıl\'dan alıntılayarak kullandığı \"hayat süren leşler\" ifadesi bu ruhsuz ve alaycı yorumlara ne kadar da güzel uyuyor. Bu cümle, adeta böyle tipleri tanımlamak için söylenmiş. Biri(kendince) imla hatalarını yakalamanın derdinde, diğeri ise yazara yönelik husumetini buraya taşımaya çalışıyor. İkisine de helal olsun!
    Cevapla
  • zehra zıraman 11 yıl önce Şikayet Et
    ne yapmaya çalışıyorsunuz. bu habere yorum yapan ilk iki kişiye bir çift sözüm var. çok afedersiniz ama, burada meselenin asıl odağını kaçırmıyor musunuz? kendi alanında önemli uğraşlar veren ve neredeyse tek sayılabilecek bir insanın yaşam savaşından söz ediliyor. acaba bunun farkında mısınız. yazarı seversiniz sevmezsiniz, bu zerre kadar umrumda değil, tartışacak da değilim.kimin duasının kabul olup kiminkinin olmayacağını tartışmak da size düşmez. iki mesajın da ne yeri ne zamanıdır. lütfen insan yaşamına biraz saygı!
    Cevapla
  • ayhan ergün 11 yıl önce Şikayet Et
    islamcı basının engin ardıç\'ı. okurlarına yazdığı mektuplarda küfür yönünden engin ardıç aratmayan yazarın duaları kabul olur mu?orasını Allah bilir.yazılarında bazan ahlak dersi de veriyorda insanlar önce yazdıklarını kendileri bir uygulasalar.geçmiş olsun mete bey.
    Cevapla
DİĞER HABERLER
ABD açıkladı: Yeni kimyasal saldırı yaptılar!
32 yıldır böyle yaşıyorlar!