Gülen'in, 'Mümkünse ölüler bile evet demeli' sözleri

“Anayasa degişikliği ile ilgili bu refarandum; siyasi meselelerin çok üstündedir. Bir vatan-millet meselesidir... Bu çok önemli konu için, seferber olmak lazım. Kadın erkek; dünyanın dört bir yanındaki bütün vatandaşlarımız bir şekilde bu oylamaya katılmalı, mümkün olsa mezardakiler de ayağa kalkıp “evet” oyu kullanmalı...”

Eklenme: 02 Ağustos 2010 09:44 / Güncelleme: 02 Ağustos 2010 09:44 / 9,931 Okunma / 27 Yorum

GÜLEN: MÜMKÜNSE ÖLÜLER BİLE MEZARLARINDAN KALKIP, “EVET” OYU KULLANMALI

1. BÖLÜM

Bir hafta kadar önce, 1 aylığına sila-ı rahim için gittiğimiz cennet vatanımızdan yarı hüzünlü yarı sevinçli bir halet-i ruhiye içinde Amerika’ya döndük. Şairin dediği gibi bir haldi bizimkisi...:

“ Git yiğidim!
Giderken günahların benim boynuma..
Sen çağlar üstü savaşçı;
Her devirde yeni
Hüzün bulutları kaplamasın çehreni..
Uğurlayanlar mahzun yollarken gideni,
Karşılayanlar gelenle umut bezendi... ”

Ayağımızda cennet vatanın tozları, ne zaman bir Allah dostunu ziyaret etsek yüreğimize gelip gelip yerleşen o büyük ve tarifsiz heyecan, Beraat Kandili vesilesi ile, Hocaefendi’yi ziyaret için yollara düşmedeki tatlı sevinç...

AMERİKA’DA YAŞAYAN TÜRKLER

Amerika’da yaşayan Türkleri, hayatlarını ve mesajlarını; Türkiye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki yerli yabancı gönül dostlarımızla, siz mektup arkadaşlarımızla paylaşıyorum ve paylaşmaya da devam etmeyi düşünüyorum.

Yaklaşık 11 yıldır Amerika’da yaşayan ve milyonlarca kişiyi etkileyen Hocaefendi’nin eserlerini ve fikirlerini de bu vesile ile sizlere zaman zaman aktarmaya calıştım, çalışıyorum.

Farklı görüş ve düşüncelere sahip bir çok insanla da sizleri çok yakında bu köşede buluşturmayı planlıyorum...

BAŞLARINDA TALİH KUŞU VARDI SANKİ

Hocaefendi’ye; kendisini ziyarete gelen bir grupla birlikte çay sohbeti sırasında, şu günlerde Türkiye’nin en önemli gündemlerinden birisi olan Referandum mevzusu soruldu. Daha sonra www.herkul.org internet sitesinde de yayınlanacağı söylenen bu çok çarpıcı sohbetten aldığım notlarımı ve edindinğim izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sohbette hazır bulunanlar arasında ilk defa Hocaefendi’yi görenler de vardı, yaklaşık yarım asırdır beraber yürüdüğü bazı arkadaşları da. Burada dikkatimi çeken enteresan olay şu idi:

İstisnasız hepsi aynı büyük edep, saygı ve heyecan içinde Hocaefendi’yi dinliyordu. Sanki genç yaşlı herkes başının üstünde bir talih kuşu taşıyor ve kımıldarlarsa uçup gidecek diye endişe ediyordu... Büyük bir dikkat ve zaman zaman yaşaran gözlerle dinlenen sohbet sırasında, darbelerin hemen hepsine şahit olmuş ve hayatı hep çilelerle geçmiş Hocaefendi; bizi yıllar öncesinin o acı dolu talihsiz günlerine götürdü ve o büyük tehlikeli dengesiz kuvvetin ve kandan, şiddetten zevk alan ruhu bozuk o insanların(!); memletimizin gencecik insanlarına neler çektirdiklerini, kendi çıkarları için onların üzerlerinden ne oyunlar oynadıklarını hatıraları ile bizlere nakletti.

AMAÇLARI; KAN GÖLÜNDE YELKENLERİNİ YÜZDÜRMEKTİ

Sohbet sırasında şu başlıklar ön plana çıktı:

“Kuvvetin genetiği”, “gen bozukluğu”, “mümkünse ölüler bile mezarlarından kalkıp, “evet” oyu kullanmalı” ve bir çok yeni söylem Hocaefendinin sohbetinde yer buldu...

12 Eylül, 12 Mart, 27 Mayıs darbelerinin hepsine şahit olan Fethullah Gülen Hocaefendi, darbelerin ülkemize neler kaybettirdiğini anlattı...

Hapishanede aynı koğuşu paylaştığı ülkücü ve solcu gençlerle ilgili ezberleri bozan mülahazalarını dile getirdi...

Darbecilerin tüyler ürperten işkencelerini ve bazı hatıralarını nakletti...

30 yıl önce yapılan son darbenin mimarı diye bilinen Kenan Evren’e, bazılarının iddia ettigi gibi “cennetlik” deyip demediğini açıkladı...

O dönemde askerlik görevini yapan Hocaefendi, başarısız darbe girişimleri sonrası idam edilen Talat Aydemir ve darbe girişimleri hakkında ilginç tespitleri oldu...

Hocaefendi bu referandumun neden çok önemli olduğunu ve neden partiler üstü bir mesele olduğunu izah etti...

Kim vatanı ve milleti adına hayırlı bir iş yaparsa, bu millet onun arkasında olacaktır dedi. Bu minvalde Özal ve Ecevit hakkında hatıralarını paylaştı...

...Ve her partiye karşı aynı mesafede duran arkadaşlarına bu referandumda nasıl bir tavır sergilerlerse iyi olacağını tavsiye etti...

12 EYLÜL VE REFERANDUM

Not alabildiğim kadarı ile sorular ve cevaplar yaklaşık şu şekildeydi:

“Efendim, 12 Eylül 2010 referandumu, 12 Eylül 1980’in rövanşı gibi Türkiye’de algılanıyor. Bu minvalde 12 Eylül nedir, Türkiye’ye neler kaybettirmiştir, İzah eder misiniz?”

Estağfurullah... 30 seneye yakın oldu. 40 yaşında olan herkes bu acı günleri yaşadı. Aslında bundan daha karanlığı 12 Mart vardır. 50’lı yaşlarda olanlar da bu günleri net hatırlayacaktır. Zehir zemberek o günler, topluca sorgusuz sualsiz içeri alınmalar, işkenceler, ölümler...

İzmir’de de böyle oldu, Eskişehir’de de... Birde 31 Mart var. Aslında iki tane 31 Mart var. Birincisi, Devlet-i Aliye’nin yıkılış seslerini duyurdu dünya’ya. İkincisi de, hiç bir mantığı olmayan kapkaranlık bir devirdi yine...

İster ülkücü, ister komünist olsun, iki tarafı da birbirine öldürttüler. Civan gibi gençler, tığ gibi delikanlılar bir hiç uğruna ölüp gittiler. İnanılması güç işkencelere maruz kaldılar. Çok kan akıtıldı; darbeyi yapan o kuvvet, bu akan kanda oluşan gölde yelkenlerini yüzdürdüler. Ve kendi otağlarına ulaşmak için bu kanlı planı acımasızca gerçekleştirdiler.

Bu meşhur tarihlerin dışında, Talat Aydemir gibi başarısız girişimlerle dolu daha nice darbe planları vardır...

27 Mayıs’a gelince, o zamanlar imamlık vazifesine yeni başlamıştım. Herkes derdest edildi yine sorgusuz sualsiz. Hapishaneleri kirlettiler; Sivas’ı, Adalar’ı ve daha nice mahalli zindanları kirlettiler...

KUVVETİN GENETİĞİNDE ADALETSİZLİK VARDIR

Kuvvetin genetiğinde adaletsizlik ve dengesizlik vardır. İşte 12 Eylül’de diğerleri gibi böyle bir kuvvet dengesizliğiyle oldu. Bu dengesizlikleri yapanların da bir gün Allah dengesini bozmuştur ve bozacaktır. İlahi adalet hep böyle tecelli eder. Haşa, Allah hiç bir zaman ıskalamaz. Mühlet verir, mehil üstüne mehil verir ama ya bu tarafta ya ötede hesabını sorar... Ve artık onlar asla iflah olamazlar.

GEN BOZUKLUĞU

Kim nasil ifade ederse etsin bu meseleyi, bu bir “gen bozukluğudur”. DNA anlamındaki gen bozukluğundan bahsetmiyorum. Bu, “ben tepelerine bir balyoz gibi inip dediğimi yaptıracağım, asıp keseceğim, ve en kısa yoldan bu işi bitireceğim” felsefesidir.

Bu anlayış sadece bir kuruma veya bir zümreye özel değildir. Mesela bir siyasi parti güçlendiği zaman kimseyi dinlemez, etrafını çevresini saran insanların sözleriyle hareket eder ve böylece aynı gen bozukluğu bunların da bir şiarı olur. Ertugrul Düzdağ, Abdulhamid cennet mekanın başına gelenleri, onun mabeyni yüzünden olduğunu söyler.

Mesela, Hazret-i Pir’in söyledikleri, maalesef 100 yıl sonra anlaşıldı. 1 koca asır kaybedildi... O gün, Üstad’ın teklifi havada kalmıştı. Doğu’nun problemi ihtilaftı, fakirlikti, cehaletti. Ne yazık ki söylediklerini sadece kendisi duydu, iletmediler...

Ben Abdulhamid’in yaveriyle kaldım aylarca. Ona da Ustad gibi timarhanelik dediler...

Siyasiler de kazanıncaya kadar normaldirler, normal olabilirler. Ama gücü ellerine aldıklarında maalesef herşeyin kendilerine mal edilmesini isterler ve olanca kuvvetleriyle kendilerini göstermeye, herşeyi kendilerine mal etmeye çalışırlar.

AMACIMIZ SADECE ALLAH’IN RIZASINI KAZANMAK

Sizin arkadaşlarınız dünyanın dört bir yanına gitti. Eğer kendileri buna ulaşamıyorsa asrımızın onulmaz hastalığı; çekememezlik, kıskançlık baş gösteriyor. Bu nitekim değişik zamanlarda farklı gruplar tarafından dillendirildi...

Sadece Allah rızası için dünyanın dört bir yanına dağılan arkadaşlarınız için imparatorluk kurmak, dünyevi bir çıkar sağlamak için bunların yapıldığı söyleniyor. Bir kere daha söylüyorum: İmparatorluk isteyen, öyle bir planı, röyası olan, en kahpe insandır. Bizim tek davamız vardır; O’nun rızasını kazanmak. Onun dışında herşey küçüktür, basittir...

“EVET” DEMELİYİZ, YOKSA MESUL OLURUZ

Çok az madde değiştiği ve yeterli olmadığı için gönlümüz buruk ama herkes bu referandumda oy vermeli, “evet” demeli, yoksa mesul oluruz.

Bu mesele siyasi bir mesele değildir. Millete yararlı birşeydir bu. Elalem ne çıkar peşinde olursa olsun, ne plan yaparsa yapsın önemli değildir. Küçük de olsa bu değişiklikler çok önemlidir. Hangi parti bunu geliştirirse, ister A, ister B, ister C olsun. Millet ona destek verir. Çünkü milletin hayrına birşeydir bu...

2. BÖLÜM: BU REFERANDUM 12 EYLÜL’DEN İNTİKAM ALMAK MIDIR? DARBELERİN ÜLKEMİZE ZARARLARI NELER OLMUŞTUR? KOMÜNİSTLER, ÜLKÜCÜLER, PKK OLAYI...

Sohbetin 2. kısmında buluşuncaya dek; sağlıcakla ve hoşçakalınız...

M. Cebrail Altındağ /ABD
yazarimizamektup@gmail.com

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri